CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri'de tutuklu bulunan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na çağrıda bulundu. Özel, "11 yıl önceki bu mevzudan Zeydan Başkan’ı Adana’dan alıp İstanbul’da tutuyorlar. Bir suç varsa işlendiği yerde yargılanır. En temel kural. Sen bu dosyayı niye Adana’ya yollamıyorsun? Hadi çık açıklama yap" dedi. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Atatürk'ün siluetini kaldırarak yaptığı paylaşım hakkındaki görüşleri sorulan Özel, "Önümüzdeki seçim Atatürk’ü Photoshop’la silenlerle Atatürk’ü her saniye yüreğinde hissedenler arasındadır. Ali Yerlikaya bunu böyle bilsin" diye konuştu.
CHP Gençlik Kolları'nın başlattığı "Adana'dan Silivri'ye Özgürlük Yürüyüşü" devam ediyor. Yürüyüşün Ankara etabına katılan CHP Genel Başkanı Özel, gazetecilere açıklamalarda bulundu.
"Sesini duyurmak için yürüyen dokuz arkadaşlarına Ankara’nın çıkışında eşlik ettiklerini" belirten Özel, "Hep birlikte, CHP Ankara İl Başkanımız, belediye başkanlarımızla birlikte onlara eşlik ediyor ve Ankara’dan uğurluyoruz. Onlar, Zeydan Karalar’a, Adana’nın, ‘Adana gibi başkan’ dediği, Adana’nın Büyükşehir Belediye Başkanına, rekor oyla seçtiler, memnuniyet anketlerinde de rekor kıran Zeydan Karalar’a, Adana’nın kadın belediye başkanı Oya Tekin’e, en genç belediye başkanı Kadir Aydar’a sahip çıkmak için bin 200 kilometre yol yürüyorlar. Ayaklarına sağlık, emeklerine sağlık" dedi.
"Sen bu dosyayı niye Adana'ya yollamıyorsun?"
Özel, şunları söyledi:
"Buradan açık bir çağrıda bulunmak lazım. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı işine geldiğinde her şeye cevap veriyor. İşine gelmeyince susuyor. Hatta dün bir sayın köşe yazarı demiş ki, ‘Özgür Özel konuşuyor. Tabii o miting yapabilir, konuşabilir. Ama başsavcı ona cevap veremez.’ Vallahi başsavcının, başsavcılığın canları istedi mi dilleri pabuç gibi. Sabahın 06.00'sında daha ispata muhtaç iddiaları servis ederken dilleri pabuç gibi. Suçsuz insanlara haysiyet cellatlığı yaparken dil pabuç gibi. 490 milyarlık altı yıllık bütçesi olan İstanbul Büyükşehir’de ‘560 milyar yolsuzluk var’ derken dil pabuç gibi. Ama işine gelmeyince suspus. ‘Biz başsavcıyız, konuşamıyoruz.’ Neden konuşamıyorsun? Her gün sabahın köründe basın bülteni geçmeyi biliyorsun. Şimdi sana açık ve net şekilde soruyorum. Aziz İhsan Aktaş denen adam Kütahya Belediyesi ile yıllarca çalışmış, MHP’li Kütahya Belediyesi’nin dosyasını ayırıp Alim Işık’ın dosyasını Kütahya’ya yolluyorsunuz. Zeydan Karalar’ın, Oya Başkan’ın, Kadir Başkan’ın dosyalarını neden Adana’ya yollamıyorsunuz? Zeydan Karalar’ın suçlandığı mesele 11 yıl öncesine ait. Kendinden önceki belediye başkanı sırasında ihale olmuş. Diyor ki, Aziz İhsan Aktaş’ın bir adamı, ‘Biz Adana Büyükşehir’den ödeme alamıyorduk, sonra rüşvet verdik ödeme aldık.’ Zeydan Başkan her gelene gösteriyor, mahkeme olduğu gün sunulacak. İsteyen her gazeteciye açık. Küllüm yalan. Zeydan Başkan geldiği günden onun dediği güne kadar da o günden sonraki aylarda da hep aynı gün aynı ödemeyi yapmış. Hatta güya rüşvet verdikten sonra aldığı para, öncesinde aldığı paradan çok daha az. Bitiyor. Sonra da bu sözleşmeler yenilenmemiş. 11 yıl önceki bu mevzudan Zeydan Başkan’ı Adana’dan alıp İstanbul’da tutuyorlar. Bir suç varsa işlendiği yerde yargılanır. En temel kural. Sen bu dosyayı niye Adana’ya yollamıyorsun? Hadi çık açıklama yap. Buna bir açıklama yapmasına ne engel var?
"Verecek cevapları yok"
Dün Hürriyet gazetesinde Sayın Ahmet Hakan diyor ki, haklı olarak diyor, ‘Özgür Özel konuşuyor’ diyor, ‘Başsavcı cevap veremez.’ Peki ben de soruyorum. Buna da mı veremez cevap? Peki soruyorum Sayın Akın Gürlek bütün savcılar mütevazı mütevazı evlerde, lojmanlarda kalırken oturduğunuz lojmana bugünkü parayla 56 milyon lira, yani 56 emekli öğretmenin 30 yıllık ikramiyesi kadar tadilat masrafı yapıldı mı, yapılmadı mı? Buna da mı cevap veremezsin? Soruyorum, sizinle birlikte çalışan savcıların cezaevlerinden tutukluları getirtip avukatsız sohbet mahiyetinde konuşma yaptıklarını biliyoruz, ispatlıyoruz. İnkâr edebiliyor musunuz, buna da mı cevap veremiyorsun? ‘Avukatının yanında rahat konuşmuyorsun, istediğim gibi ifade vermiyorsun’ sözü hukukla bağdaşır mı? Soruyorum. Dünyanın neresinde savcıların avukat tuttuğu görülmüş? Avukatı vatandaş tutar. Savcı şüpheleniyorsa suçlar, avukat savunur. Hakim karar verir. Siz niye bazı avukatları cezaevlerine gece 12.00’den sonra yollayıp ya da cezaevinde kalan insanların ailelerine yollayıp onlara ‘Şöyle ifade verirsen çıkabilirsin’ dedirtiyorsunuz? Böyle ifade verenler de çıktı zaten. Buna niye cevap veremesin Akın Gürlek? Niye cevap veremesin? Çünkü verecek cevapları yok. Bunları yaptıkları teker teker ispatlı.
"Bizim rekorumuzu Adanalı gençler kıracak"
Buradan açıkça söylüyorum. O iddianameyi bir an önce yazın. İddianameyi yazmadan evvel Adana’dakilerin dosyasını Adana’ya yollayın. Adıyaman’ın dosyasını Adıyaman’a yollayın. Aynı MHP’li belediyelere yaptığınız gibi. Belediye başkanlarımızı bir an önce serbest bırakın. Adana’nın iradesi, Oya Başkan’ın, Kadir Başkan’ın ve Zeydan Başkan’ın Adana’daki belediyelerini yönetmesi yönündedir. Millet size 1,5 yıl önce ‘Kararımı verdim, budur’ dedi. Buna engel olamazsınız. Ve Silivri’deki tüm yargılamaların tutuksuz yapılmasını, iddianamelerin bir an önce yazılmasını ve artık bu AK Toroslar çetesinden dosyanın kurtarılıp, adil bir şekilde yargılamanın, tutuksuz ve TRT’den ve isteyen tüm kanallardan tamamının canlı yayınlanmasını istiyoruz. Biz başkanlarımızın arkasındayız. Ve sonuna kadar adalet arayışı sürecek.
Bu dokuz genç arkadaşımızın ayaklarına sağlık, yüreklerine sağlık. Ankara’ya kadar geldiler. Ankara’dan sonra da Silivri’ye kadar yürüyecekler. Biz geçmiş dönemde Sayın Genel Başkanımızla Ankara’dan İstanbul’a bu yolu adım adım yürümüştük. Bugün bu kısmına iştirak ettik. Bir rekor kırmıştık. Tuz Yürüyüşü'ndeki Gandhi’nin rekorunu geçmiş dönem Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’yla birlikte yürüyerek kırmıştık. Ama her rekor kırılmaya muhtaçtır. Bizim rekorumuzu da Adanalı gençler kıracak, onlara helal olsun."
"Atatürk'ü silenleri millet kalbinden silmiştir"
Özel açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Atatürk'ün siluetini kaldırarak yaptığı paylaşım hakkındaki görüşleri sorulan Özel, şöyle konuştu:
"O fotoğrafı öyle paylaşan beyler, eğer o fotoğraf olmasaydı bugün göndere çektiğimiz bayrağın dalgalanmayacağını ve üzerlerindeki o üniformanın olmayacağının ya da işgal ettikleri o bakanlık makamının olmayacağının farkında bile değiller. Bu ülkenin yüzde 95-96’nın üzerinde insanı Atatürk’e saygı, hürmet, derin bir sevgi duyuyor. Bu milletin oylarıyla seçilip de Atatürk’ün fotoğrafını paylaşımda Photoshop’layan, bakın emek vermeden, uğraşmadan olmayacak bir şey. O fotoğraftan Atatürk’ü silenleri millet kalbinden silmiştir. Bundan sonraki süreçte de önümüzdeki seçim hangi partiden olursa olsun, bu ülkeyi düşman işgalinden kurtarıp şanlı bayrağımızı göndere çeken, dinmiş olan ezanları yeniden okutan, hepimizin yedi farklı ordunun taksim ettiği bu ülkede köle olarak, onların kölesi olarak kalmamız yerine; Türkiye Cumhuriyeti’nin egemen birer özgür vatandaşı olmamızı sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Ona hürmet duyanlarla, onu silenler arasında tercih yapacak millet. Bu millet, bu aziz millet dönecek ve diyecek ki ‘Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün resmini Photoshop’layarak özenle silen Ali Yerlikaya’nın İçişleri Bakanı olduğu, onu atayan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olduğu, onun atadığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün olduğu AK Parti mi dursun? Yoksa Gazi’nin yolunda yürüyenler, onu aklından bir dakika çıkarmayanlar, onun kurduğu parti mi iktidar olsun?' Önümüzdeki seçim Atatürk’ü Photoshop’la silenlerle Atatürk’ü her saniye yüreğinde hissedenler arasındadır. Ali Yerlikaya bunu böyle bilsin."
"En sonunda bunun hesabı sorulur"
CHP Lideri Özel, TELE 1 ekranlarının beş gün karartılacak olmasına ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:
"Daha önce SZC TV’ye yapıldığında, Halk TV’ye yapıldığında, yapılmak üzereyken de hep söylediğim gibi; bu ülkede bir yerden üretilen, algı yaratmaya çalışan ve olgunun önüne geçen haberlerin karşısında gerçekten doğru, objektif haberi alınacak birkaç mecra var, onlardan bir tanesi de TELE 1. TELE 1 bütün imkânsızlıklarına rağmen büyük bir mücadeleyle gazetecilik yapmaya çalışıyor. Ve TELE 1’i susturanlar aslında bir televizyon kanalını susturmuyorlar. Elinde televizyon kumandasıyla tercihini TELE 1’den yana yapan vatandaşa ‘Senin haber alma hakkını engelliyorum’ diyorlar. Şunu bilsin ki herkes, susturulan bu televizyonlar değil. Bugün susarlar yarın konuşurlar. Mücadele ederler. Başlarında en büyük bedelleri ödemiş ama teslim olmamış insanlar, doğruyu söylediği için hapiste yatan insanlar, her şeyi göze almış insanlar var. Ama bugünkü iktidar TELE 1’i izleyenleri, SZC TV’yi, Halk TV’yi izleyenleri ikinci sınıf vatandaş, istediği kanala karar veremeyecek vatandaş, ‘Benim dediğimi izleyecek’ vatandaş gözüyle görüyor. Bu hor görmeyi de milletimiz görüyor. Eninde sonunda bunun hesabı sorulur. TELE 1’e en candan, en yürekten dayanışma duygularımı iletiyorum."