TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplanarak 'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında hazırlanan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin ikinci bölümünü görüşmeye başladı. Teklifin maddeleri üzerindeki görüşmelerde siyasi partilerin temsilcileri söz alarak değerlendirmelerde bulundu.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, kanun teklifinin sekizinci maddesi üzerine verilen önergeye ilişkin söz alarak değerlendirmelerini paylaştı. Teklifin Kürt vatandaşlara hürriyet ve eşitlik anlamında bir iyileştirme getirmediğini savunan Erbakan, maddelerin Kürt kardeşliğini tesis edeceği düşüncesinin yersiz olduğunu ifade etti.
"Teröristlerin Affedilmesine Uygun Bakmıyoruz"
Teklife verilecek 'evet' veya 'hayır' oyları üzerinden Kürt vatandaşların haklarının savunulup savunulmadığı yönünde değerlendirme yapılmasını doğru bulmadıklarını belirten Fatih Erbakan, partilerinin duruşunu şu sözlerle özetledi:
"Biz terör örgütünün tasfiyesine, silahların bırakılmasına 'evet' diyoruz ancak teröristlerin affedilmesine uygun bakmıyoruz. Bu af yetkisinin milletimizde olduğunu düşünüyoruz. Ancak bununla birlikte bu her iki madde de kanun teklifinin içerisinde birlikte yer aldığı için kanun teklifine çekimser oy veriyoruz."
"Af Yetkisi Şehit Aileleri, Gaziler ve Millete Aittir"
Teklifin PKK/KCK'nın tasfiyesini ve silahların imhasını içeren hükümlerine karşı olmadıklarını aktaran Erbakan, ancak hem dağ kadrosundakilerin hem de cezaevindekilerin affedilmesini kapsayan düzenlemeleri kabul etmediklerini dile getirdi. Afla ilgili kararın TBMM veya siyasi partiler tarafından değil, referandum yoluyla doğrudan şehit aileleri, gaziler ve millet tarafından verilmesi gerektiğini savundu.
TİP'li Ahmet Şık: "Bu Teklif Bir Yoklar Metni"
Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ise kanun teklifinin dokuzuncu maddesi üzerine verilen önerge hakkında söz aldı. Teklifin katılımcılık ve şeffaflıktan uzak bir şekilde hazırlandığını vurgulayan Şık, metnin tarihsel ve sosyolojik gerçeklerle yüzleşmekten kaçındığını ileri sürdü.
Düzenlemenin beklentilerden uzak olduğunu dile getiren Şık, Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
"Oldu bittiye getirerek önümüze koyduğunuz teklif bir yoklar metni. İktidarın tek taraflı teslimiyet ve tasfiye istediği teklifte, devletin kendisiyle yüzleşmesine dair hiçbir madde yok. Meseleyi adlandırmak için dahi Kürt kelimesi yok. Eşit yurttaşlık, ana dili, barış akademisyenleri, hasta tutuklular, hukuk normlarına dönüş, demokratikleşme yani memleketin hakikatine dair hiçbir şey yok."
"Bu Düzenleme Gerçekten Barışı Sağlayabilir Mi?"
Yargının mevcut işleyişine ve hukuki güvencelere dikkat çeken Ahmet Şık, kanun teklifinin uygulanabilirliği konusunda ciddi tereddütler olduğunu belirtti. Hukuk sistemindeki antidemokratik uygulamalara işaret eden Şık, açıklamasını şu soruyla tamamladı:
"Talimatla hareket eden, soruşturma için basit şüpheye bile ihtiyaç duymayan, emredilirse bu yasanın uygulamasından da vazgeçecek savcıların olduğu bir ülkede bu düzenleme gerçekten barışı sağlayabilir mi?"





