TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, ortak rapor taslağında “terör örgütü” ve “Terörsüz Türkiye” gibi ifadelerin kullanılmasına itiraz ederek, raporun sahici ve toplumsal vicdana hitap eden, tek taraflı olmayan bir dille yazılması gerektiğini söyledi.
Komisyon son kez toplandı
Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yirmi birinci ve son toplantısını yaptı. Toplantıda ortak raporun oylanmasının ardından komisyonun görevi sona erdi.
Koçyiğit: Sürecin toplumsallaşması hedeflendi
Toplantıda söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, komisyonun kurulma amacının sürecin Meclis zemininde toplumsallaşması ve ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin geniş bir siyasal mutabakatla ele alınması olduğunu vurguladı. Koçyiğit, raporun sürece katkı sunan, engelleri kaldıran ve derinleşmeyi sağlayan önemli bir eşik olduğunu ifade etti.
Koçyiğit ayrıca, komisyonun aldığı karar doğrultusunda İmralı Ada Hapishanesi’ne yapılan ziyaretin tarihsel önem taşıdığını belirterek, sürece katkı sunan tüm siyasi aktörlere teşekkür etti. DEM Parti’nin bundan sonra da sürece her türlü katkıyı sunmaya hazır olduğunu söyledi.
Çiçek: Demokratik ve yapıcı tutumdan vazgeçmeyeceğiz
DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, ortak rapor taslağına dair şerhlerini açıklayarak, hazırlık sürecinde uzlaşı zeminini zorladıklarını ve yapıcı bir rol üstlendiklerini dile getirdi. Çiçek, özellikle yasal düzenleme ve demokratikleşme başlıklarının yol gösterici olabileceğini, barış ve demokratik toplum sürecinde tarihsel sorumlulukla hareket etmeyi sürdüreceklerini söyledi.
“Sürecin adı Barış ve Demokratik Toplum Süreci’dir”
Çiçek, ortak raporda “Terörsüz Türkiye süreci”, “terör örgütü” ve “terör belası” gibi kavramların kullanılmasını doğru bulmadıklarını belirtti. Sürecin adı konusunda partiler arasında uzlaşı olmadığını vurgulayan Çiçek, DEM Parti olarak süreci Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısında ifade edildiği biçimiyle “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tanımladıklarını söyledi. Bu nedenle raporda “Terörsüz Türkiye” ifadesinin yerine komisyonun adını yansıtan bir tanımlamanın kullanılması gerektiğini savundu.
“Kürt meselesi terör kavramıyla anılamaz”
Kürt meselesinin tek boyutlu bir güvenlik sorunu olmadığını belirten Çiçek, bunun siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihsel arka planı olan bir hak ve özgürlükler meselesi olduğunu ifade etti. Rapor taslağında acıların tek taraflı tarif edilmesini kabul edilemez bulduklarını söyleyen Çiçek, ortak geleceğin acıların ortaklaştırılmasıyla mümkün olacağını vurguladı.
‘Terör örgütü’ ifadesine açık itiraz
Çiçek, milyonların “Kürt halkı ve Kürt meselesi vardır” dediğini hatırlatarak, bu sorumluluk ve saygı gereği ortak raporda “terör örgütü” kavramının kullanılmasını doğru bulmadıklarını söyledi. Coğrafyada Türkler, Kürtler, Araplar ve farklı inanç gruplarının birlikte yaşadığını belirten Çiçek, halklar arası ilişkinin demokratik temelde kurulması gerektiğini dile getirdi.
Öcalan değerlendirmesi
Kürt meselesinin demokratik çözümü konusunda Abdullah Öcalan’ın stratejik bir çabanın sahibi olduğunu savunan Çiçek, raporda Öcalan’ın ve yürüttüğü sürecin ısrarla “terör” ve “terör örgütü” kavramlarıyla anılmasını sürecin hukuku ve gereklilikleri açısından doğru bulmadıklarını ifade etti.
Dil vurgusu: Barış yöntemin kendisidir
Çiçek, raporun hak ve özgürlükler bölümünde anadili ve kimlik haklarının önemine dikkat çekerek, çok dillilikle barışılması gerektiğini söyledi. Son olarak ortak rapor dilinin tek taraflı olmaması gerektiğini vurgulayan Çiçek, “Barış sadece bir sonuç değil; yöntemin ve dilin kendisidir” dedi.




