Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Londra merkezli Şarku'l Avsat gazetesine verdiği özel röportajda küresel ve bölgesel gündemi sarsacak değerlendirmelerde bulundu. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın arka planını açıklayan Erdoğan; Hürmüz Boğazı, Suriye, Lübnan ve bölgesel savunma vizyonuna dair kritik mesajlar verdi.

Özgür Özel, Veli Ağbaba ve Sera Kadıgil’in Dokunulmazlık Fezlekeleri TBMM’de
Özgür Özel, Veli Ağbaba ve Sera Kadıgil’in Dokunulmazlık Fezlekeleri TBMM’de
İçeriği Görüntüle

"Mekke Anlaşması Kolektif Caydırıcılığı Temel Alıyor"

Anlaşmanın günübirlik gelişmelere verilmiş konjonktürel bir tepki olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, temel amacın bölgesel huzur ve kolektif caydırıcılık olduğunu vurguladı:

"Mekke Ortak Savunma Anlaşması her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel alan bir anlaşma. Güvenlik ve savunma iş birliğimizi ilerletecek, savunma sanayinde ortak projeler geliştirecek ve terörizmle mücadelede bizlere güç verecek bir anlaşma. Bu anlaşma ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz, amaç sadece bölge huzuru, istikrarı ve halklarımızın refahı."

"Birimizin Güvenliği Hepimizin Güvenliğidir"

Atılan imzanın bölgede kalıcı istikrar kapısını araladığını ve katılmak isteyen tüm dost ülkelere açık olduğunu ifade eden Erdoğan, savunma taahhüdünün altını şu sözlerle çizdi:

"Anlaşma maddelerinde de açık, net ifade edildiği gibi burada esas olan, taraflardan herhangi birinin güvenliğine yönelik bir tehdidin diğer taraflarca da ortak bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesidir. Ancak bunu yalnızca askeri bir hüküm şeklinde değerlendirmemek gerekir. Anlaşmanın asıl amacı caydırıcılığı güçlendirmek, tarafların güvenliğini karşılıklı dayanışma anlayışı içerisinde tahkim etmek ve bölgesel istikrarı korumaktır. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın mesajı gayet açıktır, birimizin güvenliği hepimizin güvenliğidir."

"Günübirlik Gelişmelere Verilmiş Bir Tepki Olarak Göremeyiz"

ABD ve İran arasındaki gerilim ile anlaşmanın bağı sorulduğunda Erdoğan, bu adımın uzun süredir olgunlaştırılan stratejik bir irade olduğunu dile getirdi:

"Mekke'de ortaya çıkan üçlü mekanizmayı, günübirlik gelişmelere verilmiş bir tepki olarak göremeyiz. Attığımız adım değişen bölgesel şartlar karşısında ortaya konulan stratejik bir iradedir. Türkiye olarak her zaman gerilimin değil diplomasinin, çatışmanın değil diyaloğun, ayrışmanın değil bölgesel iş birliğinin güç kazanmasından yana olduk."

"Bölge Ülkeleri Kendi Güvenliklerinin Sorumluluğunu Üstlenmelidir"

Dışarıdan dayatılan reçetelerin felaket getirdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel aktörlerin inisiyatif alması gerektiğini savundu:

"Artık bölge ülkeleri kendi güvenlikleri, kendi istikrarları ve kendi geleceklerinin sorumluluğunu daha fazla üstlenmek durumundalar. Bizim öteden beri savunduğumuz yaklaşım da zaten aynen budur. Bölgenin meselelerini en iyi bilenler, o bölgenin ülkeleri ve halklarıdır. Bizim hedefimiz, dışlayıcı bloklaşmalar değil, egemenliğe ve toprak bütünlüğüne saygıya, karşılıklı güvene ve ortak çıkarlara dayalı bir bölgesel iş birliği düzenidir."

"Hürmüz, Ukrayna ve Filistin'de Çözümün Yolu Diplomasi"

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin küresel ekonomiyi ve enerji hatlarını doğrudan etkilediğine dikkati çeken Erdoğan, krizlerin çözüm adresini gösterdi:

"Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin adeta atar damarlarından biri olduğunu kanıtladı. Hiçbir zaman gerilimin tırmanmasından yana olmadık, aksine bütün taraflarla diyalog kurarak sorunların müzakere yoluyla çözülmesini savunduk. Çünkü biliyoruz ki Hürmüz'de ya da Ukrayna'da, Filistin'de kalıcı çözümün yolu çatışmadan değil, diplomasiden geçiyor."

"İsrail'in Lübnan'a Saldırıları İvedilikle Sona Ermelidir"

İsrail'in bölgedeki saldırgan politikalarını sert bir dille eleştiren Cumhurbaşkanı, Lübnan’ın toprak bütünlüğüne vurgu yaptı:

"Saldırgan ve yayılmacı politikaları bölgedeki temel sorunu teşkil eden İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının ivedilikle sona erdirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, Lübnan'da ateşkesin temin edilmesi için devam eden görüşmeleri olumlu buluyoruz. Lübnan'ın geleceğine ilişkin kararları Lübnanlıların kendi iradeleriyle alabilmesi gerektiğine inanıyoruz."

"Suriye'de Yeni Bir Sayfa Açılmıştır"

Suriye'deki dönüşüm ve güvenlik ortamı hakkında da değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin kırmızı çizgilerini hatırlattı:

"Suriye'nin maruz kaldığı savaş, terör ve istikrarsızlık, bütün bölgeye ağır bedeller ödetti. Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Suriye'nin kuzeyinde veya başka herhangi bir bölgesinde Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek yapılara da müsaade etmeyeceğiz. Suriye'de yeni bir sayfa açılmışken, bu sayfanın yeni acılarla değil, barış, kardeşlik, egemenlik ve ortak gelecek anlayışıyla yazılması gerekir."

Kaynak: ANKA