İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Dr. Sarphan Uzunoğlu ve Saba Çevik’in hazırladığı “Doğaçlamadan Stratejiye: Bağımsız Medyanın Geleceği” raporu yayımlandı. Araştırma, Türkiye’de bağımsız medyanın siyasal baskı, ekonomik kırılganlık ve algoritmik dalgalanmalar arasında ayakta kalma mücadelesi verdiğini ortaya koydu.

İzmir Ekonomi Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Sarphan Uzunoğlu ile araştırma görevlisi Saba Çevik tarafından hazırlanan ve NewsLab Türkiye’nin sektör araştırmaları kapsamında yayımlanan “Doğaçlamadan Stratejiye: Bağımsız Medyanın Geleceği” başlıklı rapor, Türkiye’de bağımsız medyanın sürdürülebilirliğine dair çarpıcı tespitler içeriyor.

Raporda, bağımsız medyanın güçlenebilmesi için gelir çeşitliliğinin stratejik yönetimi, uzun soluklu okur ilişkileri, alternatif dağıtım kanalları ve kurumsal kapasiteyi önceleyen finansman modellerinin kritik önemde olduğu vurgulandı.

Amaç: İdeal modeller değil, gerçek koşullar

Araştırmanın çıkış noktasını, medya sürdürülebilirliğine ilişkin yerleşik ölçütlerin baskı ve belirsizliğin yüksek olduğu ülkelerde sınırlı açıklayıcılığa sahip olması oluşturuyor. Dr. Uzunoğlu, çalışmanın amacının bağımsız medyayı evrensel ve ideal modeller üzerinden değerlendirmekten ziyade, gazetecilerin mevcut koşullar altında nasıl ayakta kalabildiğini ortaya koymak olduğunu belirtiyor.

Uzunoğlu’na göre Türkiye’de temel mesele artık “iyi bir iş modeli” kurmaktan çok; siyasal baskı, ekonomik kırılganlık ve platform bağımlılığı arasında editoryal bütünlüğü ve kurumsal sürekliliği koruyabilmek. Bu nedenle rapor, sürdürülebilirliği yalnızca finansal performansla değil; etik tutarlılık, kurumsal öğrenme ve okurla kurulan ilişkinin niteliğiyle birlikte ele alıyor.

“Kamusal görünürlük ile kurumsal sürdürülebilirlik arasında hassas denge”

Raporda, hukuki çerçevenin öngörülemezliği ve düzenleyici süreçlerdeki belirsizliklerin medya kuruluşlarının çalışma koşullarını doğrudan etkilediği ifade ediliyor. RTÜK ve BTK gibi kurumların müdahaleleri her zaman doğrudan yaptırımla sonuçlanmasa da, haber odalarında temkinli hareket etmeyi zorunlu kılan bir atmosfer yarattığına dikkat çekiliyor.

Bu tablo, araştırmada “yönetilen belirsizlik” kavramıyla tanımlanıyor. Buna göre, çoğulcu medya görünümü büyük ölçüde korunurken, bu çoğulculuğu uzun vadede güçlendirecek istikrarlı ve sürdürülebilir koşulların oluşturulması giderek zorlaşıyor. Bağımsız medya ise kamusal görünürlük ile kurumsal sürdürülebilirlik arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor.

Reklam gelirleri ve kamu ilanları eleştirisi

Araştırmada, bağımsız medyanın ekonomik kırılganlığının siyasal ve yapısal faktörlerle iç içe geçtiği vurgulandı. Rapora göre reklam gelirleri büyük ölçüde iktidara yakın medya gruplarında yoğunlaşırken, kamu ilanları eleştirel yayıncılığı sınırlayan bir dağıtım mekanizması üzerinden işletiliyor.

Google güncellemeleri sonrası “algoritmik şok”

Raporda öne çıkan başlıklardan biri de Google’ın iki bin yirmi dört ve iki bin yirmi beş yıllarında yaptığı algoritma güncellemeleri oldu. Bu süreçten sonra bazı bağımsız haber sitelerinin dijital görünürlüğünün yüzde otuz ile yüzde seksen arasında gerilediği belirtildi. Haber merkezlerinin nedenini tam olarak tespit edemedikleri bu durum, raporda “algoritmik şok” olarak tanımlandı.

Malatya’da kar yağışı sonrası ekipler sahada, kırsalda yüzlerce kilometre yol kapalı
Malatya’da kar yağışı sonrası ekipler sahada, kırsalda yüzlerce kilometre yol kapalı
İçeriği Görüntüle

Yaşanan trafik kaybının doğrudan gelirleri etkilediği, bunun da editoryal yapı ve kurumsal istikrar üzerinde ciddi baskı yarattığı kaydedildi.

Medyascope, Fayn ve Gazete Duvar mercek altında

Türkiye’deki yapısal sorunları somutlaştırmak amacıyla üç medya kuruluşu vaka çalışması olarak incelendi.

Medyascope, bağışlar, okur gelirleri ve platform kazançlarını bir arada kullanan çoklu finansman modeliyle görece dayanıklı bir örnek olarak öne çıktı. Deneme-yanılma süreciyle gelişen bu yapı zamanla kurumsal bir stratejiye dönüşmüş durumda.

Fayn, ölçeklenme yerine topluluk inşasına odaklanan yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Abonelik ve katılımcı okur ilişkileri algoritmik dalgalanmalara karşı tampon işlevi görse de, rapora göre bu modelin büyüme kapasitesi ve iş yükü açısından sınırları bulunuyor.

Gazete Duvar’ın kapanışı ise önemli bir kırılma noktası olarak değerlendirildi. Yüksek erişim ve görünürlüğün sürdürülebilirlik anlamına gelmediğini gösteren bu örnek, algoritmalara ve yatırımcıya aşırı bağımlılığın ne kadar kırılgan bir zemin yarattığını ortaya koyuyor.

Çözüm önerisi: Stratejik gelir yönetimi

Raporda ayrıca yerel sivil toplum kuruluşları ve medya destek örgütleri için hukuk, teknoloji, veri analizi ve iş geliştirme alanlarında ortak altyapılar oluşturulmasının büyük önem taşıdığı belirtildi.

Uzunoğlu ve Çevik’e göre bağımsız medya kuruluşlarının öncelikli ihtiyacı, gelir çeşitliliğini tesadüfi değil, stratejik biçimde yönetmek. Araştırmacılar, bağımsız medyanın sürdürülebilir biçimde güçlenebilmesi için esnek, çok yıllı ve kurumsal kapasiteyi önceleyen finansman modellerine ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Kaynak: ANKA