İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yılı dolayısıyla geldiği Malatya'da yaptığı açıklamada, depremlerin ardından geçen üç yıla rağmen Türkiye’nin hâlâ deprem gerçeğiyle yüzleşmek zorunda olduğunu belirterek, “Türkiye’nin bir ulusal deprem strateji raporu olması gerekiyor” dedi.

Depremlerin Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biri olduğunu vurgulayan Türkeş Taş, şunları söyledi:

“Evet, 6 Şubat maalesef Türkiye’nin hiç unutmayacağı bir gün. Bundan üç yıl önce Türkiye, Türk milleti gerçekten çok büyük bir felaket, asrın felaketini yaşadı. 11 ilimiz maalesef çok zarar gördü. Binlerce vatandaşımız vefat etti. Yüz binlerce konut yerle bir oldu. Hâlâ depremin yaraları sarılmaya çalışılıyor.”

Bakan Kurum: Allah böyle bir acıyı bir kez daha yaşatmasın
Bakan Kurum: Allah böyle bir acıyı bir kez daha yaşatmasın
İçeriği Görüntüle

“Türkiye depremle barışık bir ülke olmak zorunda”

Bazı konutların tamamlanarak teslim edildiğini ancak aksaklıkların sürdüğünü ifade eden Türkeş Taş, Türkiye’nin deprem gerçeğinden kaçamayacağını belirterek şunları söyledi:

“Tabii bazı konutların çoğu bitirilip teslim ediliyor. Yine aksaklıklar var. Ama yapılanlar için emeği geçenlerin eline sağlık diyoruz. Ancak şu bir gerçek: Türkiye, coğrafi olarak deprem gerçeğinden kaçamayan bir ülke. Türkiye’nin coğrafi gerçekliği depremdir. O yüzden Türkiye bununla yaşamayı öğrenmek, depremle barışık bir ülke hâline gelmek zorunda. Depremle barışık ne demek? Japonya’da nasıl 9 şiddetinde deprem olurken ameliyatlar bile devam ediyorsa, Türkiye de bu hâle gelmek zorunda. Biz açıkçası İYİ Parti olarak bunun üzerinde duruyoruz. Meclis’te de bunu dile getirmeye çalışıyoruz.

Evet, depremin yaraları sarılıyor ama muhtemel olması beklenen depremler, başta İstanbul depremi olmak üzere, bununla ilgili neler yapılıyor? Türkiye ne durumda? Tedbirler alınıyor mu? Bina güçlendirmeleri yapılıyor mu? Sanayi ne zaman Anadolu’ya dağıtılacak? Nasıl tedbirler alınıyor? Daha Adana, benim seçim bölgem olan Adana da büyük deprem beklenen şehirlerden biri. Yani kısacası tüm Türkiye’de bu risk var ve bu risk için ivedilikle adım atılması gerekiyor. Türkiye’nin bir ulusal deprem strateji raporu olması gerekiyor. Bunun üzerinde ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor. Türkiye’nin depremde yıkılmayacak bir yapı stoğuna kavuşması, sanayisini güçlendirmesi gibi hazırlıkları bir an evvel tamamlaması gerekiyor. Bu çok önemli bir konu.”

“Malatya’da yaralar hâlâ sarılmaya çalışılıyor”

Malatya’nın depremlerden en çok etkilenen illerden biri olduğunu hatırlatan Türkeş Taş, kentteki tabloya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Malatya da depremde çok hasar gören şehirlerimizden biri. Yaklaşık bin 300 kişi vefat etti, 65 bin kişi civarında yaralı var. Bir sürü konut heba oldu. Burada da TOKİ’nin yaptığı konutları görüyoruz ve teslim ediliyor. Evet, vatandaş teşekkür ediyor ama içinde yaşadığı aksaklıkları da söylüyor. Bunları şimdi burada tek tek saymayacağım.”

“Umut hakkının konuşulmasını kabul etmiyoruz”

Açıklamasında kamuoyunda tartışılan “umut hakkı” konusuna da değinen Türkeş Taş, bu tartışmayı reddettiklerini ifade etti. Taş, şunları söyledi:

“Şimdi deprem konuşuyoruz ama gördüğünüz gibi Türkiye’de umut bekleyen o kadar çok insan var ki. Umut hakkı bekleyen başka başka depremzedeler, emekliler, asgari ücretliler, gençler, kadınlar, çocuklar var. Bizim uğraşacağımız bir sürü mesele varken tutturdular bir ‘umut hakkı’ meselesi.

Biz hem deprem şehitliğine gittik hem Malatya şehitliğine gittik. Orada gencecik insanlar var, binlerce şehidimiz var. Bu insanların ölümü için bizzat emir veren, bebeklerin katledilmesi için emir veren, kadınların katledilmesi için emir veren, Türkiye’yi bölmek ve parçalamak isteyen bir terörist başı için umut hakkının konuşulmasını kabul etmiyoruz, reddediyoruz.”

“Türk milleti ona zaten nefes alma hakkı bahşetmiştir”

Umut hakkının ağza alınmasının bile uygun olmadığını belirten Türkeş Taş, şunları söyledi:

“Buna Türk milleti de razı değil, biz de Türk milletinin Meclis’teki güçlü sesi olarak razı değiliz, razı olmayacağız ve buna geçit vermeyeceğiz. Ben bunu konuşmayı bile doğru bulmuyorum. Onun hak ettiği yer, Allah’ın ona bahşettiği ömrün sonuna kadar orada yaşayıp bu hayata veda etmesidir. Türk milleti ona zaten nefes alma hakkı bahşetmiştir. Hatırlayacağınız üzere 1999’da yargılandı ve idama mahkûm edildi ama idam kaldırıldı. Türk milleti ona bunca yıl yaşama hakkı bahşetti zaten. Daha da fazla bir şey bahşedemez.”

Kaynak: ANKA