Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Elazığ Eti Gümüş madeninde çalışan Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi madencilerin, ödenmeyen alacaklarının tahsili ve haklarını alma talebiyle başlattıkları eylem 3. gününde de kararlılıkla devam ediyor.

Garantörlük görevini yerine getirmesi talebiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yürümek isteyen madencilerin önü Milli Kütüphane Metro İstasyonu önünde polis barikatıyla kesildi. Günlerdir sokakta direnen işçiler, gerek işverene gerekse seslerini duymayan mülki yetkililere sert tepki gösterdi.

Elazığ Eti Gümüş Madencilerine Ankara'da Polis Engeli: Bakanlığa Yürümek İsteyen İşçiler Gözaltına Alındı!
Elazığ Eti Gümüş Madencilerine Ankara'da Polis Engeli: Bakanlığa Yürümek İsteyen İşçiler Gözaltına Alındı!
İçeriği Görüntüle

"İki Gecedir Gördüğümüz Eziyeti Hiçbir Hayvan Görmedi"

Ankara sokaklarında gecelemek zorunda kalan ve parklarda yatarken üzerlerine su sıkıldığını dile getiren bir madenci, yaşadıkları çaresizliği şu yürek burkan ifadelerle aktardı:

"İki gecedir gördüğümüz eziyeti hiçbir hayvan görmedi. Biz iki gecedir parkta yatıyoruz. Parkta üzerimize su fışkırtıyorlar. Üstümüz başımız, paramız, eşyalarımız; her şeyimiz ıslanıyor. Camiye gidiyoruz, imam, bekçiler bizi camiye almıyorlar. Bizim sığınacağımız yer camidir. Başka nereye sığınalım? Bize yaptıkları eziyeti köpeğe bile yapmazlar. Bir it yattığı zaman köpeğin üzerine su atmıyoruz. Ama bunlar bizi ıslatıyorlar. Biz hayvan değiliz, insanız. Köpek yattığı yerde üzerine su sıçratılmaz. Ama onlar bize su sıçratıyorlar."

"Ben Çocuklarımın Ekmeğini Götürmek İçin Direniyorum"

Yıllarca devlete hizmet ettiğini ancak mağdur edildiklerinde yalnız bırakıldıklarını vurgulayan maden işçisi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Diyorlar ki 'Hayvan hakkı var.' Hayvan hakkı varsa insan hakkı da var, tamam mı? Ben 33 sene devletime hizmet yaptım. Devletime kucak açtım. Ama devlet benim yanımda durmuyor. Milletvekilleri yanımızda durmuyor. Vali Bey kendi başına karar çıkarıyor. Karar çıkarıyorsanız buyurun, gelin benim derdimi dinleyin. Ben gece yatamıyorum. Buraya geldim, köle değilim. Ben de insanım. Ben de ana babanın yavrusuyum. Benim de çocuklarım var. Ben çocuklarımın ekmeğini götürmek için direniyorum."

"Üç Ay Maaş Almayın da Çocuğunuza Harçlık Gönderin Bakalım!"

Eyleme katılan bir diğer madenci ise yasak kararlarına ve yetkililerin duyarsızlığına tepki göstererek, üniversitede okuyan çocuklarının durumuna dikkat çekti:

"Pazar günü bir yasak çıkarmışlar, 'İşçiler, Doruk Maden, Elazığ Eti Gümüş grev yapamaz.' İşte 'hakları varmış, maaşları varmış ama grev yapamazsınız' diyorlar. Sayın Valim bunu biliyorsanız, gelin derdimize derman olun. Şimdi burada yaşlı arkadaşlarımız var. Kiminin kızı, kiminin oğlu üniversiteye gidiyor. Çocukları okula gidiyor. Gelin, üç ay maaş almayın, kızınıza, çocuğunuza harçlık göndermeyin. O kız çocuğu üniversiteye gittiği zaman üç ay maaş göndermezseniz orada ne yapacak? Bir erkek çocuk üniversiteye gittiği zaman, babası üç ay harçlık göndermediği zaman ne olacak?"

"Biz Burada Muhalefet Yapmıyoruz, Alın Terimizi İstiyoruz"

Siyasi bir amaç taşımadıklarının ve tek gayelerinin alın terlerinin karşılığını almak olduğunun altını çizen maden işçisi, yetkililere ve kamuoyuna şu ifadelerle çağrıda bulundu:

"Sayın devlet yetkilileri, size sesleniyorum. Sayın valiler, sayın milletvekilleri, gelin derdimize derman olun. Burada yasa dışı bir şey yapmıyoruz. Grev yapmıyoruz. Alın terimizi, ekmeğimizi ve bize yasal olarak tanınan haklarımızı savunuyoruz. Sanki biz burada muhalefet yapıyoruz. Biz burada muhalefet yapmıyoruz. Tüm haklarımız için, Elazığ Maden'den gelemeyen çalışan arkadaşlarımızın haklarını almak için, alın terimiz için buraya geldik. Sesimize ses olun."

Kaynak: ANKA