33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde belgesel gösterimleri, farklı coğrafyalardan insan hikâyelerini seyirciyle buluşturmaya devam ediyor. Festivalin Belgesel Özel Gösterim bölümünde Volkan Üce'nin '2m²' ve Musa Ak'ın 'Tuzdan Hayaller' filmleri gösterilirken; Ulusal Belgesel Film Yarışması finalistlerinden Salih Tuncer Singin'in 'Hızır 7 Gün' belgeseli de izleyici karşısına çıktı.

Marmaris'te Gastronomi ve Müzik Şöleni: 2. Deniz Ürünleri Festivali Başlıyor!
Marmaris'te Gastronomi ve Müzik Şöleni: 2. Deniz Ürünleri Festivali Başlıyor!
İçeriği Görüntüle

Gösterimlerin ardından kültür sanat gazetecisi Hilal Solmaz moderatörlüğünde yönetmen ve yapımcıların katılımıyla söyleşiler gerçekleştirildi.

"Yerin Üstünde Yüzlerce Metrekareyi Almışken Yerin Altında İki Metrekareyi Verin"

Avrupa'da yaşayan göçmenlerin ölümden sonraki aidiyet sorununu odağına alan '2m²' belgeseli, fabrika işçiliğinden cenaze hizmetlerine yönelen Tayfun'un hikâyesini anlatıyor.

Yönetmen Volkan Üce, göçmenlerin mülk alabilseler dahi mezar yerlerini belirli sürelerle kiralayabilmelerine dikkat çekerek filmin adına karar verdiğini belirtti. Belgeselde cenazelerin ülkeler arası taşınma sürecine değinen Tayfun'un "Sen yolcu değilsin, kargosun" sözleri, insan bedeninin nakliye hesabına dönüşmesini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

'Tuzdan Hayaller' Görünmeyen Emeği Anlatıyor

Musa Ak'ın yönettiği 'Tuzdan Hayaller' belgeseli ise Sivas'ın Zara ilçesine bağlı Tuzlagözü Köyü'ndeki geleneksel tuz üretimini ve görünmeyen emeği perdeye taşıyor.

Söyleşide filmin çıkış noktasını anlatan Musa Ak, sıradan bir tüketim maddesi olarak görülen tuzun arkasındaki zahmetli sürece ve geleneksel üretimi sürdüren son ustalardan Turan Usta'nın ardından bu işi devam ettirecek nüfusun azaldığına vurgu yaptı. Film, üretimin yanı sıra giderek boşalan köy yaşamını da görünür kılıyor.

Karadeniz'de "Sessiz Sakin Kocaman Bir Direniş"

Ulusal Belgesel Film Yarışması finalistleri arasında yer alan Salih Tuncer Singin'in 'Hızır 7 Gün' belgeseli, Karadeniz'de bir köyün doğasını ve yaşam alanlarını koruma mücadelesini anlatıyor.

Müzisyenlik yaptıktan sonra köyüne dönen Şerafettin Çaylı'nın hikâyesinden yola çıktığını belirten yönetmen Singin, tersine göç ve aidiyet kavramlarını sorguladığını ifade etti. Çaylı ise köydeki mücadeleyi "sessiz sakin kocaman bir direniş" olarak tanımlayarak, köylere sahip çıkılması gerektiğinin altını çizdi.

Kaynak: ANKA