Tunceli'de Munzur Dağları'nın yüksek kesimlerindeki yaylalarda üreticilerin mesaisi günün ilk ışıklarıyla birlikte başlıyor.
Ovacık ilçesine bağlı yaklaşık 3 bin rakımlı Çet Yaylası'nda hayvancılıkla uğraşan üreticiler, zorlu doğa koşullarına rağmen geleneksel üretim yöntemlerini yaşatmaya devam ediyor.
Sabah saatlerinde koyunların sağılmasıyla elde edilen süt, herhangi bir makine kullanılmadan tamamen el emeğiyle işleniyor. Yayık yöntemiyle tereyağı, çökelek ve tulum peynirine dönüştürülen ürünler, uzun ve zahmetli bir sürecin ardından hazırlanıyor.
Üreticiler ise büyük emekle hazırladıkları ürünlerin peynir tüccarları tarafından düşük fiyatlarla alınmasından yakınıyor.
Makine Yerine Yayık, Teknoloji Yerine El Emeği
Süt ve süt ürünlerinin yayladaki meşakkatli serüvenini anlatan Perihan Çakmaz, geleneksel üretim yöntemlerini sürdürdüklerini söyledi.
Çakmaz, üretim sürecini şu sözlerle anlattı:
“Sütümüzü mayalıyoruz. Biraz maya atıyoruz; ayran ya da yoğurt yapıyoruz. Yoğurt olduktan sonra sütümüzü soğuk suyla soğutuyoruz ve yayığa koyuyoruz. Yayıkta sallıyoruz. Yağ üste çıktığı zaman süzgeçle boşaltıyoruz. Yağ bir araya geliyor, ayran da ayrı bir yerde kalıyor. Yağımızı güzelce yıkıyoruz, tuzluyoruz ve bir kaba koyuyoruz. Ondan sonra ayranımızı da çökelek yapıyoruz.”
Çakmaz, yayık yönteminin hem sağlıklı olduğunu hem de ürünlere farklı bir tat kattığını belirterek, “Yayık daha sağlıklı, tadı da insanın ağzına ayrı bir tat veriyor. Ayranı, yoğurdu, yağı” dedi.
“Peynirden Para Kazanmıyorum, Çünkü Tüccarlara Veriyorum”
Üretim maliyetlerinin yüksek olduğunu belirten Perihan Çakmaz, peynirden yeterli kazanç elde edemediklerini söyledi.
Çakmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Peynirden para kazanmıyorum. Çünkü tüccarlara veriyorum. Maliyetler çok yüksek. İlaç pahalı, çoban parası pahalı. Çoban maliyeti çok yüksek. Saman da çok pahalı. Samanı buraya taşıyıp getiriyoruz, sonra tekrar buradan götürüyoruz.”
Artan maliyetlerin kazançlarını düşürdüğünü ifade eden Çakmaz, “Bunların hepsi maliyeti artırıyor ve bizim kazancımızı düşürüyor. Yarı yarıya bize kalıyor” diye konuştu.
“Devletten En Büyük Ricamız Bu Yolun Yapılması”
Yaylaya ulaşımda da ciddi sıkıntılar yaşadıklarını belirten Çakmaz, özellikle traktörlerin bozuk yollarda ilerlemekte zorlandığını söyledi.
Çakmaz, yol sorununa ilişkin şunları kaydetti:
“Bir de yol sıkıntımız var. Traktörler buraya zor geliyor. Devletten en büyük ricamız bu yolun yapılması. Traktörler yukarı çıkana kadar büyük zorluk yaşıyor, biz de korkuyoruz. Yol çok sıkıntılı. Bu yolu güzel ve düzgün bir şekilde yapsalar, hayvancılığa devam edebiliriz.”
“Emeğimizin Karşılığını Alamıyoruz, Çok Eziliyoruz”
Çet Yaylası'nda üretim yapan Songül Çakan da peynir yapımının uzun ve zahmetli bir süreç olduğunu belirtti.
Çakan, üretim aşamalarını şöyle anlattı:
“Peyniri dağlarda, yaylada yapıyoruz. Hayvanlarımızı sağıyoruz, sütümüzü mayalıyoruz. Maya tuttuktan sonra süzüyoruz ve süzgeçlerde bekletiyoruz. Süzgeçlerde iyice kuruduktan sonra peynirleri eziyoruz, tulum yapıyoruz ve salamura ediyoruz. Daha sonra peynir olgunlaşınca bidonlara basıyoruz.”
“Satın Aldığımız Her Şey Çok Pahalı”
Çoban, yol ve ilaç maliyetlerinin üreticileri zorladığını ifade eden Çakan, ürünlerin satış fiyatlarının ise bu maliyetlere göre düşük kaldığını söyledi.
Çakan, “Tabii masraflarımız da çok oluyor. Çobanlar çok pahalı. Buraya gelmek için yollarımız bozuk. İlaç pahalı, yani satın aldığımız her şey çok pahalı. Bizim peynirlerimiz ise buna göre çok daha ucuza kalıyor. Gerçekten az kurtarıyor. Biz çok eziliyoruz” ifadelerini kullandı.
Çalışma saatlerinin belli olmadığını da belirten Çakan, sabahın erken saatlerinden gece yarısına kadar çalıştıklarını söyledi.
“Mesela belli bir çalışma saatimiz yok. Sabahın köründe kalkıyoruz, gece yarısına kadar uğraşıyoruz. Çok fazla işimiz var. Bu kadar çalışmanın karşılığında tabii ki az kazanıyoruz” dedi.





