TBMM Adalet Komisyonu'nda, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri usul tartışmalarının ardından teklifin tümü üzerindeki görüşmelere geçildi.
"Cumhuriyet ile Aralanan Kapıdan Birlikte Geçemedik"
Görüşmelerde söz alan DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, Cumhuriyet'in ardından demokrasi, adalet ve hukuk kapısından herkesin birlikte geçemedigini belirterek, Kürtlerin, ötekileştirilen halkların ve inançların dışarıda bırakıldığını söyledi.
Beştaş, "100 yılın ardından Cumhuriyet ile aralanan demokrasi, adalet ve hukuk kapısından pek birlikte geçemedik. Dışarıda kimler kaldı? Kürtler kaldı. Ötekileştirilen halklar, inançlar kaldı. Her dönemeçte bu kapıyı ezilen halklar, inançlar, sosyalistler, devrimciler, kadınlar, işçiler mücadeleleriyle aşındırdılar ve aşındırmaya da devam ediyorlar" dedi.
"1920 Ruhunun Tamamına Ermesi İçin Başlangıç Yapılmalı"
Güvenlikçi ve tekçi zihniyet terk edilmeden toplumsal barışın kalıcı olamayacağını ifade eden Beştaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şüphesiz görüştüğümüz 12 maddelik kök yasa da tek başına bu yüzyıllık tarihsel ve hukuki yükü kaldırmaya yetmez, yetemez. Ancak bu kök yasanın kök salması, o köklerden yeni filizler çıkması, o filizlerin fidana dönüşmesi, dallanıp budaklanması, yeni yasal düzenlemelerle desteklenmesi sayesinde gerçek bir kardeşlik ve adalet hukukunu örmek mümkün olacaktır. 1920 ruhunun tamamına ermesi için görüştüğümüz yasa ile başlangıç yapılması son derece önemlidir. İşte şimdi sıra bizlerin; yani dışarıda bırakılan tüm kesimlerin bu hukuk kapısının içinden içine girmesidir, içeri girmesinin sırasıdır."
"Halkları Ezen Koca Bir Yangın Sönmüş Durumda"
Parlamentoda çoğunluğun değil çoğulculuğun egemen olması gerektiğini belirten Beştaş, "Halkları ezen koca bir yangın, Sayın Öcalan'ın çağrısıyla sönmüş; artık yeni yaşamın kurulması ve Demokratik Cumhuriyet'in parlamentosunun halklara hizmet için canla başla çalışacağı günler için çabalamanın vakti gelmiştir" diye konuştu.
Konuşması sırasında Meclis salonundan müdahaleler gelmesi üzerine Beştaş, "Sizi duymuyorum. İstediğiniz kadar konuşun. Negatif barıştan pozitif barışa geçme imkanı doğmuş durumdadır. Kürtler buna hazır. Ama negatif barışın..." ifadelerini kullandı. Oturum Başkanı'nın müdahalesi üzerine Beştaş konuşmasına devam etti.
"İspanya Deneyimi Ciddi Bir Örnektir"
Negatif barıştan pozitif barışa geçiş için hukuki zeminin önemine dikkat çeken Beştaş, İspanya ve İrlanda örneklerini verdi. Beştaş, şöyle konuştu:
"Öyle bir eşikteyiz ki, negatif barıştan pozitif barışa geçme imkanı doğmuş durumdadır. Kürtler buna hazır. Bizce Türkiye de hazır. Bazı cılız sesler çıksa da aslında Türkiye'de ciddi bir itiraz söz konusu değil. Ama negatif barışın hukuksuz kaldığı her örnekte bunu altını çizerek söylüyorum Sayın Başkan, İspanya deneyimi buna ciddi bir örnektir, çözülme geri gelmiş; ama hukukla mühürlendiği örneklerde ise, İrlanda bunun en önemli kanıtıdır, kırılgan başlangıçlar kalıcı çözümlere evrilmiştir, o yolu tutmuştur."
Yüzyıllık ilk olan şeyin maddenin içeriği değil, bir eşiğin geçilmesi olduğunu belirten Beştaş, demokratikleşme için güvenlikçi hukuk anlayışından vazgeçilmesi ve geçmişle yüzleşmenin önünün açılması gerektiğini vurguladı. Beştaş, "Demokratikleşme için öncelikle güvenlikçi hukuk anlayışından vazgeçilmeli, yüzümüzü hakikate dönmeli ve geçmişle yüzleşmenin önü ve yolu açılmalıdır" dedi.
Ceza mevzuatının uluslararası insan hakları standartları doğrultusunda yeniden düzenlenmesini isteyen Beştaş, infazda eşitlik ve adaletin sağlanması, cezaevindeki keyfi tahliye engellerinin son bulması, kayyum uygulamasının kaldırılması, ana dilinde eğitim ve çok dilli kamu hizmetinin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Beştaş ayrıca inanç özgürlüğünü güçlendiren yasal reformların gerçekleştirilmesini istedi.
"Kürtler Siyasetin Malzemesi Olmak İstemiyor"
Parlamentonun halkların gerçek iradesine hizmet ettiği sürece meşruiyetini koruyabileceğini belirten Beştaş, konuşmasında ırkçılık eleştirisinde bulundu. Beştaş, şöyle dedi:
"Ben hala şaşırdığıma şaşırıyorum. Parlamentoda görev yapan bir parlamenter olarak o dile hâlâ şaşırıyorum ve gerçekten kendime de şaşırıyorum. Bu kadar rahat ırkçılık yapılmasına, bu kadar rahat milyonlarca insanın neredeyse yok sayılmasının meşru gösterilmesine hâlâ şaşırıyorum. Çok mu naifim, bilemiyorum. Ama bunu hayatım boyunca kabul etmedim ve etmeyeceğim. Biz ırkçılığı halklara en büyük düşmanlık olarak görüyoruz. Biz insanların eşit olduğuna ve eşit, özgür şartlarda bir arada yaşaması gerektiğine inananlarız."
Beştaş, Kürtlerin seçim dönemlerinde siyasetin malzemesi olmak istemediğini belirterek, "Kürtler artık siyasetin malzemesi olmak istemiyor. Seçim dönemlerinde Kürtçe bir-iki cümle duymak istemiyor. Gerçekten istemiyor bunu" ifadelerini kullandı.
İrlanda, İspanya, Güney Afrika ve Kolombiya örneklerini gündeme getiren Beştaş, "Burada Kürt'ün ölümü ya da Türk'ün ölümü hangisi bize ne kazandıracak? Bugüne kadar öldük, yetti artık! Daha ne kadar öleceğiz? On binlerce insan toprak altına düşmüş ve bunu artık bitirelim" diyerek yeni acıların üretilmesini durdurmanın görev olduğunu vurguladı.
Beştaş, "Kürt meselesi demokrasi olmadan çözülemez. Biz Diyarbakır'a demokrasi, İstanbul'a faşizm savunmuyoruz. Türkiye'nin her tarafına demokrasiyi savunuyoruz ve bu konuda mücadele ediyoruz, bedel ödüyoruz" dedi.
"40 Yıllık Çatışma Devleti Güçlendirmedi"
40 yıllık çatışmanın devleti güçlendirmediğini savunan Beştaş, "Bütçesini, hukukunu, demokrasisini ve itibarını zedeledi. Bugün diplomatik ilişkilerde Türkiye'nin önüne çıkan en temel konulardan biri Kürt meselesidir" ifadelerini kullandı.
Beştaş konuşmasını, "Biz ne koşulsuz onay ne sürekli bir itiraz peşindeyiz. Her şeyi onaylamak zorunda olmadığımız gibi, her şeye itiraz eden bir konumda da değiliz. Destekleyen, denetleyen ve tamamlayan bir siyaset üretmeye çalışıyoruz ve biz tüm ciddiyetimizle insan hareketlerinin dönmesi, silahların durması, silahların yerine demokratik siyasetin alması Türkiye'nin geleceği olacaktır. Barışa karşıymış gibi barış karşıtlığı yapmak artık prim yapmıyor" sözleriyle tamamladı.
"Bir Pazarlık Süreci Asla Değildir"
Beştaş'ın ardından söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Şengül Karslı, terörün sonlandırılması ve Türkiye'nin normalleşmesini ilgilendiren önemli bir mesele için bir araya geldiklerini ifade etti. 40 yılı aşkın süredir devam eden terör sürecinin ülkeye ağır bedeller ödettiğini dile getiren Karslı, toplumun huzur ve kalıcı güven ortamı istediğini vurgulayarak, "Bizler de bu talebi en güçlü şekilde ve anayasal sınırlarımız içinde hayata geçirmek mecburiyetindeyiz" dedi.
Terör nedeniyle şehit olanları anan Karslı, "Şehitlerimiz terör ebedi yaz sürsün diye can vermedi. Onlar vatanımız bölünmesin, başka evlatlarımız ölmesin, anneler ağlamasın diye bu aziz bedeli ödedi. O açıdan onların aziz hatırasına göstereceğimiz en büyük saygı terörü bu topraklardan tamamen kazımaktır" şeklinde konuştu.
Sürecin şartlarına değinen Karslı, "Bir pazarlık süreci asla değildir. Bir taviz süreci hiçbir şekilde değildir. Devletimizin geri adım atması ihtimal dahilinde hiç değildir" diyerek terör örgütünün bütün unsurlarıyla fiili varlığına son vermesi, silah ve mühimmatı teslim etmesi ve bunun Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilmesini hukuki sürecin başlangıç şartı olarak açıkladı.
Kanun teklifinin bir genel af olmadığını belirten Karslı, "Bu teklif bir genel af değildir. Suçları yok sayan, mahkumiyetleri ortadan kaldıran, terör örgütünün siyasi veya ideolojik iddialarını meşrulaştıran bir metin hiç değildir" dedi. Karslı, sürecin sonunda kazananın 86 milyon vatandaş olacağını sözlerine ekledi.
"Yöntemi Demokratik Olmayan Bir Teklif"
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer ise konuşmasında, kanun teklifinin Kürt sorununun çözümü ve demokratik bir Türkiye'nin yeniden kurulması açısından önemli bir eşik olduğunu belirtti.
Müzakere yöntemine eleştiriler getiren Özer, "İçerik kadar yöntemin de demokratik olması gerekirdi; biz bunu beklerdik milletvekilleri olarak, parti grupları olarak fakat iktidar, bu kadar önemli bir yasayı kamuoyuyla paylaşmak, meseleyi şeffaf bir şekilde yürütmek, insan hakları başta olmak üzere sivil toplumun ve akademisyenlerin deneyim ve fikirlerinden yararlanmaktan kaçındığı gibi biz bu kanun metnini adeta bir son dakika golüyle elimize ulaştığında gördük" ifadelerini kullandı.
Özer, amaçlarının ezber bir muhalefet yapmak olmadığını belirterek kalıcı huzur adına yapıcı önergeler sunacaklarını ifade etti.
"Uzatılan El Tereddütten Doğmamıştır"
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk de Türkiye'nin terör karşısında diz çökmediğini belirterek güvenlik güçlerinin ve vatandaşların taşıdığı ağır yüke dikkat çekti.
Öztürk, "Terörün üzerindeki terör örgütünün kendini feshetmesi, silahlarını kayıtsız şartsız bırakması ve siyasetin üzerindeki silahlı vesayetin bütünüyle kalkması bu çizginin temelidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, üniter devlet yapısı, millî egemenlik ve Anayasa'nın temel esasları herhangi bir pazarlığın konusu yapılmamıştır" dedi.
Sürecin kararlılıkla yürütüldüğünü söyleyen Öztürk, "Uzatılan el tereddütten doğmamıştır. Kırk yıllık kanlı hesabı milletimizin lehine kapatacak kadar güçlü bir devlet iradesinin işaretidir. Bütün gayret terör örgütünün varlık sebebini ortadan kaldırmaya, silahın gölgesini siyasetin ve toplumun üzerinden çekip almaya yönelmiştir" diyerek konuşmasını tamamladı.


