Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin kritik değerlendirmelerde bulundu. İktidarın 'Terörsüz Türkiye' adını verdiği süreçten fon soruşturmalarına, Halk TV'ye atanan kayyımdan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na kadar pek çok konuda sert eleştiriler yöneltti.
"PKK ve Öcalan ile Pazarlık Yapıldığını Görelim"
İktidarın yürütmeye çalıştığı süreci eleştiren Ümit Özdağ, çerçevenin örgüt için bir af niteliği taşıdığını savundu:
"PKK terör örgütü ve onun elebaşısı Abdullah Öcalan'la yürüyen bir müzakere süreci var ve bu müzakere süreci çerçevesinde PKK'ya af çıkartıldı ve Abdullah Öcalan da bildiğiniz gibi artık İmralı'da mahkûm değil, bir komisyon üyesi olarak görev yapıyor. Hücresinde değil, artık kendisine tahsis edilen villada yaşıyor ve o da bu çerçevede aslında affedilmiş kabul edilmeli. Bu süreç başlarken bize, Türk milletine söylenilen, 'Şart şurt yok, PKK silah bırakacak, kendisini feshedecek' dendi. Nasıl Suriyelilerin geri döneceği sözü tutulmadıysa aynı şekilde PKK ve Öcalan'la da pazarlıkların yapıldığını görüyoruz."
"PKK veya DEM Bize Şart İleri Süremez"
DEM Parti yetkililerinin açıklamalarına yanıt veren Özdağ, taleplerin kabul edilemez olduğunu belirtti:
"DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, 'Millî devlet yıkılsın' diyor. Açık açık, hiç gizlemiyor. DEM, terörle mücadelede öldürülen kişiler için devletin 2 milyon 300 bin TL tazminat ödemesini, hakikat komisyonu kurulmasını ve öldürülen PKK'lıların gömüldüğü yerlerin şehitliğe dönüştürülmesini istiyormuş. İHA ve SİHA'lar Türkiye üzerinde uçmasın talebinde bulunduklarını duyuyoruz. Hani şartsız, şurtsuz bir süreçte PKK silah bırakacaktı? Devlet oraya elbette hizmet götürür ama PKK veya DEM bize böyle bir şart ileri süremez."
"230 Şehidin Aziz Hatıralarına Saygısızlıktır"
PKK'nın çekilme iddialarına dair askeri sahadaki durumu aktaran Zafer Partisi Lideri şu ifadeleri kullandı:
"Metina, Haftanin, Zap, Avaşin, Basyan ve Hakurk'un büyük bölümünde terör örgütü, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından bu süreç başlamadan önce 230 şehit verilerek temizlenmiştir. Şimdi 'PKK buradan çekildi' demek, bu 230 şehidin aziz hatıralarına saygısızlıktır. Topu topu sekiz noktada, mağara ve kanal tünel girişinde PKK boşaltma yapmıştır ama Gara'da tahkimatını artırmaya devam ediyor."
"Açıklayamıyorsanız Siz Bize Verin, Biz Açıklarız"
Sermaye piyasalarındaki fon soruşturmasına da değinen Özdağ, muhalefet ve iktidar partilerine seslendi:
"Fon yolsuzluğu konusunda iktidarın gerçek bir temizlik arayışı içerisinde olmadığını açık şekilde görüyoruz. Suçlular ellerini kollarını sallayarak dolaşırken konuyu araştıran gazeteciler tutuklanıyor. Cumhuriyet Halk Partisi susarken, YENİ Parti'nin de 'Biz gelecek hafta açıklayacağız' dedikten sonra açıklama yapmadığını, Sayın Özgür Özel'in ise Erdoğan'a 'Siz açıklayın' çağrısında bulunduğunu görüyoruz. Açıklayamıyorsanız siz bize verin, biz açıklarız bunu."
"Korku ve Baskı İklimi Oluşturuluyor"
Halk TV'ye atanan kayyım ve sosyal medya yasaklarına tepki gösteren Özdağ:
"Dün Ekrem İmamoğlu'nun savunmasını yaptığı ilk gününe gelmiştik ki sabah Halk TV kapatıldı. Bunun bir tesadüf olmadığı çok açık. Daha önce Tele1 ve T24 de kapatıldı. Yüzlerce hesaba erişim engeli getirildi. Bir korku ve baskı iklimi oluşturarak seçimlere gitmek istediklerini görüyoruz."
"Mekke Anlaşması İsrail'in Yan Müttefik Olduğu Bir Anlaşmadır"
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Türk askerini riske attığını vurgulayan Ümit Özdağ, jeopolitik tehlikelere dikkat çekti:
"Bu anlaşma İsrail'e karşı yapılmış değil. Bu anlaşma, İsrail'in yan müttefik olduğu bir anlaşma. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan kendi arasında bir askerî ittifak kurarsa bu durum Hindistan, İran ve Yunanistan arasında rahatlıkla karşı bir ittifakı doğurabilir. Bu durumda ellerini ovuşturacak olan yalnızca ABD ve İsrail olur. Suudi Arabistan'la girilen bu askerî ittifak, Türkiye'yi İran'la bir çatışma süreci içerisine sokma riskini büyük ölçüde barındırmaktadır."
"Bir Tek Mehmetçiğimizin Hayatının Tehlikeye Atılmasına Karşıyız"
Anlaşmanın TBMM onayından geçmeden yürürlüğe konulmasını eleştiren Özdağ, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamalarına yanıt verdi:
"TBMM onayı olmadan bu anlaşma yalnızca bir niyet beyanından ibarettir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan 'Tayyip Erdoğan sözünün eri bir liderdir. Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğünü koruyacağız' diyor. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Erdoğan'ın sözünün eri olup olmamasıyla değil, Anayasa ve yasalar çerçevesinde yönetilir. Biz Zafer Partisi olarak bir tek Mehmetçiğimizin Suudi petrol doları milyonerleri için hayatının tehlikeye atılmasına karşıyız."
"Netanyahu ve Faşist Kliği Sevinecektir"
Türkiye'nin Yemen ve Suudi Arabistan arasındaki gerilime çekilmemesi gerektiğini belirten Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün Husilerle Türkiye'nin bir çatışmaya girmesine en çok sevinecek kişi Netanyahu ve onun faşist kliği olacaktır. Husiler mağlup olursa Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz, İsrail'in etki alanına girecektir. Ankara'da bunun olmasını kim istiyor acaba? Türkiye, Suudilerle Husileri barış masasına davet etmeyi tercih etmelidir."
Özdağ ayrıca TİP'in sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engeline ilişkin olarak da, "Hukuka aykırı. Ortada bir suç, soruşturma veya ceza yokken erişim engeli getirilmesini kabul etmek mümkün değil" dedi.





