Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Baş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışma sürecinin barışın anlam ve önemine uygun işlemediğini söyledi.

Komisyon çalışmalarında usulün dahi yerine getirilmediğini belirten Baş, Meclis tarihinde ilk kez bir komisyon raporunda şerh yazılmasına izin verilmediğini vurguladı. Raporda siyasi partilerin şerhlerinin yer almadığını, bunun yerine toplantı tutanaklarının eklenerek usul dışı bir yöntem izlendiğini ifade etti.

“Gerçek Tartışma ve Çözüm İradesi Yok”

Baş, bu yaklaşımın, meselenin toplumsal düzeyde gerçek anlamda tartışılmasını ve çözülmesini istemeyen bir tutumun göstergesi olduğunu belirterek, gerekli özen ve ciddiyetin gösterilmediğini kayıtlara geçirdiklerini söyledi.

Siyasi Tutuklamalar ve Kayyum Eleştirisi

Komisyon süreci boyunca iktidarın baskı politikalarının sürdüğünü dile getiren Baş, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması için herhangi bir yasal düzenlemeye gerek olmadığını vurguladı.

Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Tayfun Kahraman, Can Atalay ve Osman Kavala’nın hâlâ cezaevinde tutulduğunu hatırlatan Baş, kayyum atanan belediyeler gerçeğinin de devam ettiğini söyledi.

CHP kurultayı davasında birleştirme reddi: Dosya Ankara’da kaldı
CHP kurultayı davasında birleştirme reddi: Dosya Ankara’da kaldı
İçeriği Görüntüle

“Bahçeli Kürsüde Mani Okuyor, Uygulama Yok”

Baş, sürece ilişkin çelişkilere dikkat çekerek, raporda AYM ve AİHM kararlarının uygulanması gerektiği yazmasına rağmen bunun hayata geçirilmediğini ifade etti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Meclis kürsüsündeki sözlerine atıf yapan Baş, söylem ile uygulama arasındaki uçuruma dikkat çekti.

Numan Kurtulmuş’a Açık Soru: Engelleyen Güç Kim

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a seslenen Baş, AYM’nin Can Atalay kararıyla ilgili Meclis’e bildirim yaptığını hatırlattı.

Baş, Can Atalay’ın milletvekilliği kaydının derhal yapılması gerektiğini belirterek, “AYM kararını yerine getirmesini engelleyen güç kimdir” sorusunu yöneltti. Aynı talebin tüm siyasi tutuklular için geçerli olduğunu vurguladı.

“Bu Rapora Evet Demek Altına İmza Atmaktır”

Komisyon raporuna neden “hayır” oyu verdiklerini açıklayan Baş, komisyona barışa katkı sunmak, adaletin sağlanmasına emek vermek amacıyla girdiklerini söyledi.
Verilen “hayır” oyunun tutanaklara geçmesini istediklerini belirten Baş, gerçek bir barış ve çözümden yana olduklarını ifade etti.

Yusuf Tekin’e Sert Eleştiriler

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelik eleştirilerde bulunan Baş, eğitim sisteminin bilinçli biçimde tahrip edildiğini söyledi.

Yoksul mahallelerdeki okullarda temel ihtiyaçların dahi karşılanamadığını, ailelerin özel okullara mahkûm edildiğini belirten Baş, bu tablonun sistematik bir tercih olduğunu ifade etti.

MESEM Vurgusu: Çocuklar Ölüme Sürükleniyor

MESEM uygulamalarına dikkat çeken Baş, çocukların iş güvenliği önlemleri olmadan çalıştırıldığını ve bunun ölümlerle sonuçlandığını söyledi.
Okullarda çocuklara bir öğün yemek verilmesi çağrısını yineleyen Baş, bunun yapılabilir olduğunu ancak bakanlığın bu talepleri görmezden geldiğini dile getirdi.

“Laiklik Ekmek ve Su Kadar Hayati”

Baş, laikliğin yalnızca bir kesimin değil, özellikle yoksul ve emekçi çocukların güvencesi olduğunu vurguladı.
Zengin çocukların en iyi eğitim olanaklarına erişirken, yoksul çocukların imam hatiplere, MESEM’lere veya tarikatların etkisindeki okullara mahkûm edildiğini söyledi.

Müfettiş Tepkisi: Eğitim Yerine Fişleme

Milli Eğitim müfettişlerinin asli görevlerini yapmadığını savunan Baş, bazı okullarda çocuklara siyasi ve ideolojik içerikli sorular yöneltildiğini ifade etti.
Bu durumu sert sözlerle eleştiren Baş, müfettişlerin adeta Diyanet müfettişi gibi hareket ettiğini söyledi.

“Bakanlığın Görevi Günah Defteri Tutmak mı”

İktidarın laiklik eleştirilerine karşı toplumu kutuplaştırdığını savunan Baş, Milli Eğitim Bakanı’nın görevinin insanların günahını ve sevabını yazmak olmadığını belirtti.

Kaynak: ANKA