İlim Yayma Vakfı’nın 50. yılı kapsamında hayata geçirilen “50. Yılda 50 Kütüphane” projesi çerçevesinde Malatya’da düzenlenen programda, Vakıf Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan ile Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin kütüphane açılışında bulundu. Erdoğan, “‘50 okula 50 kütüphane yapalım’ dedik, 50. yıl kütüphaneleri adıyla. Bunlardan 36 tanesini Millî Eğitim Bakanlığımızın yönlendirdiği okullara yaptık.” dedi.
Malatya’nın Yeşilyurt ilçesi Suluköy Mahallesi’nde bulunan Kahramanlar İmam Hatip Ortaokulu’nda gerçekleştirilen programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Malatya Valisi Seddar Yavuz, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, eğitim camiası mensupları, okul yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı.
Programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, vakfın 50. yıl faaliyetlerini deprem sonrası yeniden şekillendirdiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“50. yıl faaliyetlerini deprem bölgesine yönlendirdik”
Programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, vakfın 50. yıl faaliyetlerinin 6 Şubat depremleri sonrası yeniden şekillendirildiğini belirterek şunları söyledi:
“İlim Yayma Vakfı’nın 50. yılı 2023’tü. 50. yıl için birçok faaliyet planladık. Vakfımızın tanıtımına katkısı olsun dedik. Bu yıl daha güçlü bir şekilde faaliyet alanlarımıza yönelik işler yapalım dedik. Ama 6 Şubat’ta, asrın felaketi dediğimiz iki devasa depremin iki günde olması, dünya tarihinde az görünen bir şey ve gerçekten 11 ilimiz, 15 milyon vatandaşımız çok ciddi bir şekilde bu depremden etkilendi.
Tekrar bir araya geldik ve dedik ki: İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti olarak biz, 50. yıl faaliyetlerimizi tamamen depremle ilgili, depreme yönelik olarak vazgeçelim, tarafımızı hazır edelim, onun yerine deprem bölgesine yönelik çalışmalar yapalım dedik. Tabii ilk aylarda daha çok insanların yardımına ağırlık verdik. Peşinden de ‘50 okula 50 kütüphane yapalım’ dedik, 50. yıl kütüphaneleri adıyla. Bunlardan 36 tanesini Millî Eğitim Bakanlığımızın yönlendirdiği okullara yaptık. 130 binin üzerinde kitabı, yani bir okul başına aşağı yukarı 2.500-3.000 tane kitaplık bir kütüphane oluşturduk.
Çalışma alanı; öğrencilerimizin hem ders çalışabileceği bir ortam olsun, hem kitap okuyabileceği bir alan olsun, hem de okullarına işte bu 2.500-3.000 kadar kitabı kazandıralım dedik. İlkokullarda ilkokul yaşlarına göre, ortaokullarda ortaokula göre, lisede liseye göre kitaplarla bunları şekillendirdik. Ve tabii ki okullarımızın uygun yerlerinin büyüklüğüne göre yerinde projelerimizi uyguladık.
Biz tabii ki deprem bölgesinde, işte Malatya’da 4 tane okulda olmak kaydıyla, 36 okulumuza bu kütüphaneleri kazandırmış olduk. Hem bu okullardaki öğrencilerimiz İlim Yayma Vakfı’nı tanısınlar istiyoruz. Tabii ki bu, İlim Yayma Vakfı’nın 50 yılı geride kaldı. İlim Yayma Vakfı’nı kuran İlim Yayma Cemiyeti’nin 75 yılı geride kaldı.”
Yusuf Tekin: Sınıf mevcutlarında OECD ortalamasındayız
Programda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise konuşmasında eğitimdeki dönüşüme dikkat çekti. Tekin, şu ifadeleri kullandı:
“Bakan olduğum andan itibaren bütün konuşmalarımda bunu bilimsel verilerle, uluslararası raporlarla destekli bir biçimde anlatmaya çaba sarf ediyorum. Ama en öğretici olanlardan bir tanesi, herkesin kabul ettiği hususlardan bir tanesi, Sayın Bülent Ecevit’in başbakan olduğu 2002 yılında başlattığı bir proje.
O projede “Cumhuriyet’in 100. yılında mektuplar” diye bir mektup projesi başlatılıyor. Orada deniyor ki: “100. yıldaki bakanlara mektup yazın.” Herkes mektup yazıyor. 100. yılda da ben bakan olduğum için Millî Eğitim Bakanlığı’na yazılan mektuplar bana geldi. Gelen mektupları açtık, okuduk.
2002’deki Türkiye’de okullarımızda öğretmenlerimiz, “İnşallah bir gün 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabiliriz” diye temennilerde bulunmuşlar. Ne demek bu? Yani 70-80 kişilik sınıfta ders anlatıyor. Öğretmenimizin hayalini kurduğu Türkiye’de 45-50 kişilik sınıf.
Peki şu an kaç kişi? Dünyada OECD ortalamasında aynı noktadayız. Temel eğitimde ve ortaöğretimde yaklaşık 20 kişilik sınıf ortalamasıyla derslerimizi yapıyoruz. Yaklaşık ortalama olarak söylüyorum. Bu inanılmaz bir şey.
O tarihlerde Türkiye’de sınıf mevcudu yaklaşık 35-40 bandındaydı. Yani iki katını düşürmüş durumdayız. Sayılara bakıyoruz. Yaptığımız derslikler, o günlerde 350 bin dersliğimiz varmış. Yaklaşık şu anda kullanılamadığını düşünürsek, deprem ve benzeri sebeplerle yıkıldığını düşünürsek, o tarihlerden kalma elimizde 150-200 bin civarında dersliğimiz var.
Peki şimdi kaç dersliğimiz var? 750 bin dersliğimiz var. Yani eskiden kalma, 2002’den öncesindekileri sayarsak; 150 bin derslik nereye, 750 bin derslik nereye?”




