Mimarlar Odası Malatya Şube Başkanı Yunus Emre Fidanel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Malatya’da yürütülen yeniden yapılanma sürecini ve gelinen noktayı anlattı. Fidanel, kentte barınma, ticaret ve turizm alanlarında ciddi kayıplar yaşandığını belirterek, özellikle planlama sürecinde önemli fırsatların kaçırıldığını söyledi.
Fidanel, ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, 6 Şubat depremlerinin Malatya’da çok ağır yıkıma yol açtığını belirterek, kentin yalnızca bu depremde değil, 24 Ocak 2020 Sivrice depreminde de ciddi yaralar aldığını ifade etti. Malatya’nın iki büyük depremden etkilenen birinci şehir olduğuna dikkat çeken Fidanel, “Bu anlamda Malatyamız, bu kadar büyük depremlerin ardından hem barınma alanlarını kaybetti hem ticaret alanlarını kaybetti hem de turizm alanlarını kaybetti” dedi.
“Üç yıldır tescilli yapılarla ilgili hiçbir gelişme yok”
Turizm alanlarında çok sayıda kültürel yapı ve müzenin bulunduğunu hatırlatan Fidanel, Yeşilyurt bölgesinde yer alan tescilli yapıların akıbetine ilişkin şunları söyledi:
“Turizm alanlarıyla ilgili olarak çok sayıda kültürel yapımız, müzelerimiz var. Bildiğiniz üzere Çırmıtlı, Yeşil bölgesinde birçok tescilli yapımız bulunuyor. Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen bu yapılarla ilgili hâlen hiçbir gelişme olmadı maalesef. Bu konuda bakanlıkların ve yereldeki yetkililerin bu konuyu çok hızlıca yeniden harekete geçirerek, bir an önce bu yapıların ayağa kaldırılmasını sağlaması gerekmektedir.”
“Ankara’dan dayatılan proje Malatya’ya uymadı”
Önerdikleri projelerin merkezi idare tarafından kabul edilmediğini belirten Fidanel, “Ticaret alanlarıyla ilgili olarak çarşı merkezinde, bildiğiniz üzere Akınlar Mahallesi’nde ve Saray Mahallesi’nde özellikle yoğun bir çalışma başlatıldı. Üç yılın ardından yüzde seksenlik bir aşamaya gelindi. Burada bizlerin, Büyükşehir Belediyesi olarak önerdiği daha geniş meydanlı, daha geniş yollu, daha yeşil alanlı proje önerilerimiz olmuştu. Bu önerileri maalesef Ankara’dan Malatya’ya dayatılan bir projeden dolayı gerçekleştiremedik. Hayalini kurduğumuz yeniden ve yeni bir Malatya projesini ıskalamış olduk” dedi.
“Ne kamuoyu ne de STK’lar projeden memnun”
Ankara merkezden dayatılan projenin vasat olduğunu savunan Fidanel, bugün bu projeden kamuoyunun da memnun olmadığını belirterek şöyle konuştu:
“Çarşıda yapılan dükkânların, ticaret alanlarının esnafa yeterli olmadığını çok iyi biliyoruz ve metrekare olarak da çok düşük olduğunu biliyoruz. 6 Şubat’tan önce büyük dükkânların, büyük esnafların bulunduğu bir çarşı vardı. Bundan sonra maalesef böyle bir çarşı olamayacak gibi gözüküyor.
Burada çarşı projesinin hatalı ve yanlış olması, bizlerin bu süreçte çok yoğun çalışmasına sebep oldu. Çok ciddi öneriler getirdik. Malatya’daki mimarlarımızla birlikte projeler hazırladık, yetkililere sunduk ama bu konuda maalesef yol alamadık. Dayatılan proje Malatya’ya yapıldı ve şu an ne kamuoyu, ne sivil toplum kuruluşları, ne de yetkililer bu projeden memnun. Çok vasat bir proje gerçekleştirildi.”
“Saray Mahallesinde doğru iş yapıldı, Akpınar maalesef kaybedildi”
Saray Mahallesi’nde doğru bir planlama yapıldığını ancak Akpınar Mahallesi’nin kaybedildiğini söyleyen Fidanel, “İstediğimiz, arzu ettiğimiz ölçekte bir proje geliştirilemedi. 6 Şubat, vatandaşlarımız açısından can kayıpları nedeniyle çok trajik ve çok üzücü bir süreçti. Ancak şehrin ayağa kalkması ve toparlanması noktasında da aslında çok büyük bir fırsattı. Biz Akpınar Mahallesi projesiyle bu fırsatı ıskaladık diyebiliriz” ifadelerini kullandı.
“Sosyal alanlar barınmayla birlikte düşünülmeli”
Malatya’da üç yıldır 100 binin üzerinde bağımsız bölümün inşa edildiğini hatırlatan Fidanel, barınma alanlarının sosyal donatılarla birlikte ele alınmadığını belirtti. Fidanel, “İnsanlar sadece barınma istemiyor; çocuklarının okulu, sağlık alanları, yeşil alanlar, ticari alanlar da barınma alanlarıyla birlikte hayata geçirilmelidir. Bu konuda biraz geride olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu açıdan Mimarlar Odası olarak bizler üç yıldır aktif bir şekilde sahadayız ve Malatyamızın ayağa kalkması adına çalışmalara devam ediyoruz” dedi.
“Ortak akılla Malatya’nın geleceği konuşulmalı”
Deprem travmasının aşılması gerektiğini belirten Fidanel, tüm sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve yetkililerin ortak bir masada buluşarak Malatya’nın geleceğini birlikte planlaması gerektiğini söyledi. Fidanel, şöyle konuştu:
“Bugüne kadar böyle gelmedi ama bundan sonra en azından böyle bir talebimiz var. Bizler de Malatya’da bu sürecin sorumlusu ve paydaşı olarak, teknik alanlarda ve teknik konularda üzerimize düşen her türlü desteği vermeye hazırız. Altı yüz üyemizle birlikte Malatyamızın her noktasındaki projelerin geliştirilmesi, çizilmesi ve çalışılması noktasında sorumluluk almaya hazırız.”
“Malatya artık daha sağlam bir şehir”
Malatya’da yapılan yeni yapılaşmayla birlikte kentin daha dayanıklı hale geldiğini belirten Fidanel, şunları söyledi:
“Şehir yanlış planlamayla ilerledi ama bunun yanında bir artısı da var: Artık şehir eski yapısından kurtuldu ve yenilendi. Allah vermesin, bir daha büyük bir deprem olursa Malatya’da çok ciddi bir yıkım beklemiyoruz. Tek tük yıkımlar olabilir ama çok ciddi can kayıpları ve büyük yıkımlar yaşanacak bir noktada değiliz artık. Bu da bizim en büyük artımız. Daha sağlam bir şehir yapıldı. Keşke planlama daha doğru olsaydı ve teknik odaların, meslek odalarının, mimarların görüşleri alınarak yerel inisiyatifle birlikte bu çalışmalar yürütülseydi. Bunu ıskaladığımız bir gerçek ve herkes bunu kabul ediyor. Ancak iş işten geçti. Bundan sonraki süreçte Malatya’nın toparlanması için neler yapılabileceğini konuşmamız gerekiyor.”
“Doğru planlama yapılmadı”
Depremi ilk sürecinde Malatya’nın çok gerilerde kaldığını belirten Fidanel, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Depremin ilk sürecinde Malatya çok gerideydi. Ancak üçüncü yılda Malatya diğer şehirleri yakaladı, hatta bazı bölgelerde geçti diyebiliriz. Bağımsız bölüm sayısı, rezerv alan sayısı ve hız açısından bazı şehirlerin önündeyiz. Malatya’nın yüzde 40-45’i kaybedildi. Üç yılda bu noktaya gelinmesi aslında kötü değil. Ancak en başta planlamanın doğru olması gerekiyordu. Keşke süreç üç yıl değil de dört ya da beş yıl olsaydı ama doğru bir plan uygulansaydı. Malatya önümüzdeki yüz yılını garanti altına almış olacaktı. Ancak planlama açısından diğer şehirlere göre daha geride olduğumuzu söyleyebiliriz. Malatya’nın durumu genel olarak bu şekildedir."