Türkiye’nin en yaşlı ili Sinop’ta emekliler, maaş zamlarını yetersiz bulduklarını belirterek protesto düzenledi. Uğur Mumcu Meydanı’nda toplanan emekliler, “Açlık sınırı maaşımızdan büyük” ve “Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz” sloganlarıyla hükümete seslendi.
Emekliler Uğur Mumcu Meydanı’nda Buluştu
DİSK’e bağlı Devrimci Emekli Sen Sinop Şubesi, CHP’nin TBMM’de sürdürdüğü “Meclisi terk etmeme” eylemine Sinop’tan destek verdi. Uğur Mumcu Meydanı’nda toplanan emekliler, düşük maaşlar ve hayat pahalılığına karşı tepkilerini pankartlar ve sloganlarla dile getirdi.
“Artık Sadaka Zamlardan İstemiyoruz”
Emekli Şükrü Demirel, emeklilerin pazarlık hakkı istediğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Eylemimiz, sadaka gibi zam yapmak isteyenlere karşı bir duruştur. Artık sadaka zamlardan istemiyoruz. Toplu sözleşme düzeninde emekliler olarak yerimizi almak istiyoruz. Devletle pazarlık yapıp hakkımızı almak istiyoruz ama buna yanaşmıyorlar.”
“Kira Yirmi Bin Lira, Maaş Yirmi İki Bin Altı Yüz Elli”
Memur emeklisi Burhan Çakır ise yaşanan geçim sıkıntısını şöyle anlattı:
“En kötü kira yirmi bin lira. Ben yirmi dört yıllık memur emeklisiyim. Aldığım maaş yirmi iki bin altı yüz elli lira. Bu şartlarda geçinmek insafsızlıktır.”
“Direnmekten Başka Çaremiz Yok”
Emekli Hüseyin Topçu da eylemin, CHP milletvekillerinin Meclis’te sürdürdüğü nöbete destek amacı taşıdığını belirterek, “Yapılan zam açlık sınırının çok altında. Soğuk havalarda kalorifer yakamıyoruz. Direnmekten başka çaremiz yok. Hakkımızı alıncaya kadar alanları dolduracağız” dedi.
“Pazara Bir Gidişte Maaş Bitiyor”
Emekli Saadettin Efe ise, “Geçinemiyoruz. Zamlar yetersiz. Pazara gittiğimiz zaman maaşımızı bir seferde harcasak bitiyor. O derece” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
“Emekliler Üvey Evlat Değildir”
Devrimci Emekliler Sendikası Sinop Şube Başkanı Kadir Demir, emeklilerin ekonomik koşullar karşısında adeta sefalet içinde yaşamaya zorlandığını belirterek şöyle konuştu:
“On yedi milyonu aşan emekliler, bu ülkenin en kalabalık ama en çok mağdur edilen kesimidir. Açlık sınırının otuz bin lirayı aştığı bir ülkede bunun altında kalan maaşlar, emeklilere yoksulluk dayatılmasıdır. Emekliler bu ülkenin üvey evlatları değildir.”





