Sancar: Asıl Felaket, İktidarın Yüzsüz, Arsız, Pervasız Yönetim Şeklidir

Siyaset (Anka) - Anka Haber Ajansı | 07.08.2021 - 16:27, Güncelleme: 07.08.2021 - 16:27 2660+ kez okundu.
 

Sancar: Asıl Felaket, İktidarın Yüzsüz, Arsız, Pervasız Yönetim Şeklidir

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Muğla'daki yangın bölgelerinde incelemeler yaptığını belirterek, "Asıl felaket, bu iktidarın yarattığı şu yüzsüz, arsız, pervasız yönetim şeklidir” dedi. Bölgedeki ekiplerin fedakarca çalıştığını söyleyen Sancar, "Günde bir iki saat uykuyu bile kendine lüks gören; kazmasının, küreğinin sapına yaslanarak birkaç dakika dinlenmeyi yeterli gören emekçilerin büyük fedakarlığını gördük” diye konuştu.

Mithat Sancar, HDP'nin kurucu bileşeni Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi'nin (SYKP) 4. Olağan Kongresi'ne katıldı. Sancar'a, HDP Eş Genel Başkanı Yardımcısı ve Adana Miletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç da eşlik etti. Kongrede bir konuşma yapan Sancar, şunları söyledi: TÜRKİYE BİR YANGIN YERİ: “Türkiye bir yangın yeri, bu doğru. Türkiye’de talan, kan ve yalan üzerine kurulu iktidarın, bu ülkeyi tarumar ettiği, son yangınlarla da yaktığı artık çok açık ortada. Bunları tek tek sizlere anlatmak, buradan bütün bunları teşhir adına örneklerle yeniden sıralamak bana gereksiz geliyor. BU İKTİDARIN TEMELİNİ TALAN, KAN VE YALAN OLUŞTURUYOR: Evet, bu iktidarın temelini talan, kan ve yalan oluşturuyor. Ama bu iktidarları üreten bir de düzen var. Ve bu düzen değişmedikçe, sadece iktidarların değişmesine işaret etmek, mücadelenin hedefini sadece iktidar değişimine odaklamak yetmeyecektir. ENKAZIN ALTINDA YOKSUL HALK KALDI: İki önemli yakın tarih felaketini ya da olayını hatırlatmak isterim. Biri Susurluk’tur. Susurluk’ta devletin nasıl çeteleştiği, Kürt sorununda savaş politikalarıyla kamu kaynaklarını ve ülkenin her alanını nasıl talan ettiğini, hangi suç imparatorluğunu oluşturduğunu birlikte gördük. Ama Susurluk’ta önümüze bu kadar çok bilgi, bu kadar fazla veri dökülmüşken o sistemi üreten kaynakları değiştiremedik. Burada asıl sorumluluğun, o düzeni değiştirmeyi başaramamış olan toplumsal muhalefette olduğunu kabul etmemiz lazım. Ardından 1999 depremi yaşandı. İstanbul ve Marmara enkaza dönüştü. Enkazın altında yoksul halk kaldı. 1999 depremi iktidarın sefaletini ortaya koydu ama esas o depremi yaratan şeyin bizatihi o düzen olduğunu da gösterdi. 1999 depremi talan, sömürü, rant düzenin yarattığı bir felakettir. HEDEFİMİZ BU İKTİDARI VE BU İLİŞKİLERİ ÜRETEN DÜZENİ DEĞİŞTİRMEK OLMALI: Maalesef bütün o dayanışma örneklerine, halkın birbiriyle kenetlendiği, can kurtarmak için seferber olduğu, uluslararası dayanışmanın yüksek noktalara vardığı o ortamda da bir yeniden kuruluşu toplumsal muhalefet olarak başaramadık. Şimdi önümüzde benzer ki örnek var. Sedat Peker’in ifşaatları üzerinden yeniden gözler önüne serilen bu çete düzeninin, bu suç imparatorluğunun temsilciliğini ve yürütücülüğünü yapan iktidarı ve o iktidarı üreten düzeni hep birlikte değiştirmek. Hedefimiz, iktidarla birlikte bütün bu ilişkileri üreten düzeni de değiştirmek olmalıdır. MİLAS VE BODRUM BELEDİYE BAŞKANLARINI ZİYARET ETTİM: Ben bizzat Muğla’ya gittim, Milas ve Bodrum belediye başkanlarını ziyaret ettim. Yangın yerini gördüm. Orada da gerçekten büyük bir felaket var. Asıl felaket bu iktidarın yarattığı şu yüzsüz, arsız, pervasız yönetim şeklidir. Bunu da görmek gerekir ama bu iktidarı üreten bir de düzen vardır. İşte hem iktidarı hem de onu üreten düzeni birlikte değiştirme hedefini önümüze koymadıkça, maalesef 96’dan sonra 2015 konseptini, 99 depreminden sonra da 2021 yangınlarını sistemi, düzeni, iktidarı yeniden üretmek için kullanma şansları mevcut olacaktır. NEFRET POLİTİLARIYLA EMEKÇİLERİ, YOKSULLARI DÜŞMANLAŞTIRMAK İSTİYORLAR: Bunu sağlayabilmek için nefret politikalarından, ırkçı zihniyetten medet umuyorlar. Nefret politikalarıyla emekçileri, yoksulları, köylüleri birbirlerine düşmanlaştırmak istiyorlar. Irkçı politikalarla başta Türk ve Kürt halkları olmak üzere bütün halklar arasında düşmanlık sokmak istiyorlar. Çeteleri sokaklara salarak korku yaymak istiyorlar. Ama sahada gördüğümüz gerçeklik başkadır. BÜYÜK FEDAKARLIĞI GÖRDÜK: Yangın söndürme alanlarında, hayatını hiçe sayan emekçileri gördük. Günde bir iki saat uykuyu bile kendine lüks gören; kazmasının, küreğinin sapına yaslanarak birkaç dakika dinlenmeyi yeterli gören emekçilerin büyük fedakarlığını gördük. Gönüllüler ağının nasıl kocaman bir dünya oluşturabileceğini birlikte gördük. Yangına karşı bütün bu nefret ve ırkçı politikalarla birbirine düşürmeye çalıştıkları emekçiler ve yoksullar bir araya geldiler. Umut tam oradadır. Umut, emekçilerin o yılmaz mücadelesinde doğa için, hayatlar için, bütün canlıların hayatları için ve bu ülkenin geleceği için fedakârca çalışanlarındadır. Gönüllerin bütün baskılara ve tehditlere rağmen yılmaz duruşundadır. Irkçı politikalara karşı çıkış, halkların eşit birlikteliğinde inançların özgürce buluşmasındadır.”
HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Muğla'daki yangın bölgelerinde incelemeler yaptığını belirterek, "Asıl felaket, bu iktidarın yarattığı şu yüzsüz, arsız, pervasız yönetim şeklidir” dedi. Bölgedeki ekiplerin fedakarca çalıştığını söyleyen Sancar, "Günde bir iki saat uykuyu bile kendine lüks gören; kazmasının, küreğinin sapına yaslanarak birkaç dakika dinlenmeyi yeterli gören emekçilerin büyük fedakarlığını gördük” diye konuştu.

Mithat Sancar, HDP'nin kurucu bileşeni Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi'nin (SYKP) 4. Olağan Kongresi'ne katıldı. Sancar'a, HDP Eş Genel Başkanı Yardımcısı ve Adana Miletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç da eşlik etti.

Kongrede bir konuşma yapan Sancar, şunları söyledi:

TÜRKİYE BİR YANGIN YERİ: “Türkiye bir yangın yeri, bu doğru. Türkiye’de talan, kan ve yalan üzerine kurulu iktidarın, bu ülkeyi tarumar ettiği, son yangınlarla da yaktığı artık çok açık ortada. Bunları tek tek sizlere anlatmak, buradan bütün bunları teşhir adına örneklerle yeniden sıralamak bana gereksiz geliyor.

BU İKTİDARIN TEMELİNİ TALAN, KAN VE YALAN OLUŞTURUYOR: Evet, bu iktidarın temelini talan, kan ve yalan oluşturuyor. Ama bu iktidarları üreten bir de düzen var. Ve bu düzen değişmedikçe, sadece iktidarların değişmesine işaret etmek, mücadelenin hedefini sadece iktidar değişimine odaklamak yetmeyecektir.

ENKAZIN ALTINDA YOKSUL HALK KALDI: İki önemli yakın tarih felaketini ya da olayını hatırlatmak isterim. Biri Susurluk’tur. Susurluk’ta devletin nasıl çeteleştiği, Kürt sorununda savaş politikalarıyla kamu kaynaklarını ve ülkenin her alanını nasıl talan ettiğini, hangi suç imparatorluğunu oluşturduğunu birlikte gördük. Ama Susurluk’ta önümüze bu kadar çok bilgi, bu kadar fazla veri dökülmüşken o sistemi üreten kaynakları değiştiremedik. Burada asıl sorumluluğun, o düzeni değiştirmeyi başaramamış olan toplumsal muhalefette olduğunu kabul etmemiz lazım. Ardından 1999 depremi yaşandı. İstanbul ve Marmara enkaza dönüştü. Enkazın altında yoksul halk kaldı. 1999 depremi iktidarın sefaletini ortaya koydu ama esas o depremi yaratan şeyin bizatihi o düzen olduğunu da gösterdi. 1999 depremi talan, sömürü, rant düzenin yarattığı bir felakettir.

HEDEFİMİZ BU İKTİDARI VE BU İLİŞKİLERİ ÜRETEN DÜZENİ DEĞİŞTİRMEK OLMALI: Maalesef bütün o dayanışma örneklerine, halkın birbiriyle kenetlendiği, can kurtarmak için seferber olduğu, uluslararası dayanışmanın yüksek noktalara vardığı o ortamda da bir yeniden kuruluşu toplumsal muhalefet olarak başaramadık. Şimdi önümüzde benzer ki örnek var. Sedat Peker’in ifşaatları üzerinden yeniden gözler önüne serilen bu çete düzeninin, bu suç imparatorluğunun temsilciliğini ve yürütücülüğünü yapan iktidarı ve o iktidarı üreten düzeni hep birlikte değiştirmek. Hedefimiz, iktidarla birlikte bütün bu ilişkileri üreten düzeni de değiştirmek olmalıdır.

MİLAS VE BODRUM BELEDİYE BAŞKANLARINI ZİYARET ETTİM: Ben bizzat Muğla’ya gittim, Milas ve Bodrum belediye başkanlarını ziyaret ettim. Yangın yerini gördüm. Orada da gerçekten büyük bir felaket var. Asıl felaket bu iktidarın yarattığı şu yüzsüz, arsız, pervasız yönetim şeklidir. Bunu da görmek gerekir ama bu iktidarı üreten bir de düzen vardır. İşte hem iktidarı hem de onu üreten düzeni birlikte değiştirme hedefini önümüze koymadıkça, maalesef 96’dan sonra 2015 konseptini, 99 depreminden sonra da 2021 yangınlarını sistemi, düzeni, iktidarı yeniden üretmek için kullanma şansları mevcut olacaktır.

NEFRET POLİTİLARIYLA EMEKÇİLERİ, YOKSULLARI DÜŞMANLAŞTIRMAK İSTİYORLAR: Bunu sağlayabilmek için nefret politikalarından, ırkçı zihniyetten medet umuyorlar. Nefret politikalarıyla emekçileri, yoksulları, köylüleri birbirlerine düşmanlaştırmak istiyorlar. Irkçı politikalarla başta Türk ve Kürt halkları olmak üzere bütün halklar arasında düşmanlık sokmak istiyorlar. Çeteleri sokaklara salarak korku yaymak istiyorlar. Ama sahada gördüğümüz gerçeklik başkadır.

BÜYÜK FEDAKARLIĞI GÖRDÜK: Yangın söndürme alanlarında, hayatını hiçe sayan emekçileri gördük. Günde bir iki saat uykuyu bile kendine lüks gören; kazmasının, küreğinin sapına yaslanarak birkaç dakika dinlenmeyi yeterli gören emekçilerin büyük fedakarlığını gördük. Gönüllüler ağının nasıl kocaman bir dünya oluşturabileceğini birlikte gördük. Yangına karşı bütün bu nefret ve ırkçı politikalarla birbirine düşürmeye çalıştıkları emekçiler ve yoksullar bir araya geldiler. Umut tam oradadır. Umut, emekçilerin o yılmaz mücadelesinde doğa için, hayatlar için, bütün canlıların hayatları için ve bu ülkenin geleceği için fedakârca çalışanlarındadır. Gönüllerin bütün baskılara ve tehditlere rağmen yılmaz duruşundadır. Irkçı politikalara karşı çıkış, halkların eşit birlikteliğinde inançların özgürce buluşmasındadır.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gunestv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
Malatya haberleri