Gündem

Milyonları İlgilendiren Nafaka Kararında Büyük Sır! AYM 2012'de Ne Demişti?

Anayasa Mahkemesi'nin süresiz nafaka uygulamasını iptal etmesi Türkiye gündemine bomba gibi düşerken, yüksek mahkemenin 2012 yılında aynı düzenleme için verdiği "ret" kararının şok detayları ortaya çıktı.

Abone Ol

Türkiye'nin yıllardır tartıştığı süresiz yoksulluk nafakası konusunda Anayasa Mahkemesi'nden (AYM) tarihi bir iptal kararı geldi. Yüksek mahkemenin bu hamlesi, akıllara 2012 yılında yine aynı konuda önüne gelen dosyaya verdiği ret kararını ve o dönemin çarpıcı gerekçelerini getirdi.

Edinilen bilgilere göre Anayasa Mahkemesi, milyonlarca insanı yakından ilgilendiren bu son iptal kararını 3'e karşı 12 üyenin oy çokluğuyla aldı. Ancak geçmişte, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan bu 'süresiz nafaka' hükmü için bambaşka bir hukuki yaklaşım sergilenmişti.

"17 Üyeden 16'sı Süresiz Nafakaya 'Evet' Demişti"

Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi, 2012 yılında Aile Mahkemesi sıfatıyla süresiz nafakanın Anayasa'ya aykırı olduğunu savunarak AYM'ye iptal başvurusunda bulunmuştu. O dönem 17 üyeden oluşan Anayasa Mahkemesi, 17 Mayıs 2012'de bu istemi neredeyse fire vermeden reddetmişti.

O tarihte görev yapan yüksek mahkeme üyelerinden sadece bir tanesi süresiz nafakaya karşı oy kullanırken, geriye kalan 16 üye düzenlemenin kalması yönünde oy vermişti. Bugün gelinen noktada ise tam tersi bir tabloyla 12 üyenin oyuyla süresiz nafaka iptal edildi.

"Sosyal Hukuk Devleti İlkesinin Bir Gereğidir"

Yüksek Mahkeme'nin 2012 yılındaki ret kararının gerekçesinde, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan 'sosyal hukuk devleti' ilkesine çok güçlü bir atıf yapılmıştı. Devletin güçsüzleri güçlüler karşısında korumakla yükümlü olduğu ve toplumsal dengeleri gözetmesi gerektiği aktarılmıştı.

Mahkeme o dönem, nafaka yükümlüsünün kusuruna bakılmaksızın boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin korunmasını ahlaki bir görev olarak görmüştü. Gerekçede, bu yükümlülüğün asgari yaşam gereksinimlerini karşılamak adına "sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği" olduğu açıkça savunulmuştu.

"Süresiz İbaresi Ölünceye Kadar Alınacağı Anlamına Gelmez"

2012'deki kararda dikkat çeken bir diğer nokta ise 'süresiz' ifadesine getirilen yorumdu. Mahkeme, bu ibarenin nafaka alacaklısının her zaman, ölünceye kadar bu parayı alacağı anlamına gelmediğini belirtmişti.

Nafakanın evlenme, ölüm, taraflardan birinin fiilen evli gibi yaşaması veya yoksulluğun ortadan kalkması durumunda mahkeme kararıyla zaten bittiği hatırlatılmıştı. Amacın sadece eşi korumak ve ekonomik yönden desteklemek olduğu tescillenmişti.

"Boşanan Tarafın Üzerine Ömür Boyu Yüklenmesi Mantığa Aykırı"

O dönem çoğunluğun bu kararına tek başına karşı çıkan tek bir üye ise bugünkü iptal kararının adeta habercisi niteliğinde bir şerh yazmıştı. Karşı oy kullanan üye, yoksullukla mücadele sorumluluğunun sadece boşanan eşe yüklenemeyeceğini savunmuştu.

Muhalif üye karşı oy gerekçesinde şu sert ifadelere yer vermişti:

"Devletin aktif olarak mücadele etmesi gereken yoksulluğun sorumluluğunun, boşanan taraflardan birisinin üzerine ömür boyu yüklenmesi, kanımca sosyal devlet ilkesine, hakkaniyete ve mantığa uygun bir çözüm değildir."

"Meclis Yeni Düzenleme İçin Kolları Sıvıyor"

Yıllardır TBMM ve kamuoyu gündemini meşgul eden bu kördüğüm, AYM'nin son iptal kararı ile yeni bir boyuta taşındı. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlıkları sürdürülen son yargı paketinde de bu konunun ilk sıralarda yer aldığı biliniyor.

Anayasa Mahkemesi'nin yasama organına tanıdığı 9 aylık yasal süre dikkate alınarak, iptal gerekçeleri doğrultusunda adil ve yeni bir nafaka düzenlemesinin Meclis'te hızla yasalaşması bekleniyor.