Gündem (Anka) - Anka Haber Ajansı | Haber Girişi: 26.10.2021 - 16:45, Güncelleme: 26.10.2021 - 17:42

Kılıçdaroğlu: Komando Marşı Söyleyen TÜGVA'cıları Gönder Suriye'ye, Komutanı Da Bilal Erdoğan Olsun

 

Kılıçdaroğlu: Komando Marşı Söyleyen TÜGVA'cıları Gönder Suriye'ye, Komutanı Da Bilal Erdoğan Olsun

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Irak ve Suriye’ye sınır ötesi operasyon yetkisini iki yıl daha uzatan tezkereye ilişkin “Biz senin her dediğinin altına mühür mü basacağız? Niye garip gurebanın çocuğu şehit olsun? Komanda marşını söyleyen TÜGVA'cılar var. 'En büyük komutanımız Erdoğan' diyorlar. Gönder kardeşim Suriye’ye. Komutanı da Bilal Erdoğan olsun. Hiçbir askerimizin, evladımızın burnunun kanamasını istemiyoruz" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye seslenen Kılıçdaroğlu, "Yabancı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması.’ Ne demek? Bahçeli’ye soruyorum. Bu yabancı askerler kim? Yabancı askerler Türkiye’ye gelip konuşlanacak, sen 'gelsin' diye el kaldıracaksın, söyle bakalım, milliyetçi sen misin biz miyiz?” dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de, partisinin grup toplantısında konuştu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle: CHP OLDUĞU SÜRECE KİMSE ENDİŞEYE KAPILMASIN  Çok ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Herkes ‘Türkiye nereye savruluyor’ diye endişe içinde. CHP olduğu sürece hiç kimse endişeye kapılmasın. Bu ülkenin demokrasisini, gelirini büyütmek gibi gayemiz var. Kimse endişe etmesin. İyi yönetilmediğini, sorunlar olduğunu, sorunların katlanarak büyüdüğünü, önümüzdeki kışın çok zor geçeceğini biliyoruz. Çözemeyecekler ama biz beraber, demokrasi içinde, kararlılıkla, sevgiyle, kimseyi ötekileştirmeden çözeceğiz. KADROLARI NİYE BOŞ TUTUYORSUNUZ, KİMLER BOŞ TUTUYOR  Pandemi döneminde ciddi sorunlar yaşadık. Sağlık çalışanlarımız 36 saat uyumadan çalıştılar. Uzun süre evlerine gidemediler. Bizler, hep birlikte, sağlık çalışanlarımızı alkışladık. Onlara minnet borcumuzu ifade etmeye çalıştık. 36 saat çalışmak ne demektir? 36 saatin sonunda direksiyonun başına gidip ‘evime gideyim’ diye yola çıkıyorsunuz ve trafik kazasında hayatınızı kaybediyorsunuz. Bir kişinin 36 saat çalışması demek kadro eksikliği var, dışarıda atama bekleyenler var demektir. Neden bu insanlara istihdam etmiyorsunuz? Var olan kadroları niye boş tutuyorsunuz, kimler boş tutuyor? 2 Temmuz’da bakan açıklama yapıyor. Ne oldu? Niye atama yapılmıyor? Hangi gerekçeyle atama yapılmıyor? Atama yapın. 740 bin sağlık çalışanı atama bekliyor. Personel eksikliği ile insanlar olağanüstü gayret sarf ediyor. Bunlar insan değil mi? İnsanı robot olarak gören bir anlayış olabilir mi? Sağlık çalışanlarına sesleniyorum, sakın moralinizi bozmayın, yurt dışı telaşına kapılmayın, bu ülkede size her türlü imkânı sağlayacağız, başımızın üstünde taşıyacağız. SARAYA BAK, FETÖ’CÜLERİ GÖRÜRSÜN Eskiden askeri hastaneler vardı. Örneğin GATA vardı. Neden kapatıldı, hangi gerekçeyle kapatıldı? Dünyada hastanesi olmayan tek ordu Türk Ordusu. Terörle mücadelede, muharebe alanında, o alanı bilen doktor müdahale etmesi gerekirken, o alanda hekim bırakmadınız. ‘İçeride FETÖ’cüler vardı.’ Saraya bak, FETÖ’cüleri görürsün, sarayın s’si bile kalmazdı. Allah’ın izniyle iktidarımızda askeri hastanelerin tamamını açacağız. SARAYDAN İRADE ALINMADIĞI İÇİN BEKLİYOR  Terörle mücadele ediyorsunuz, eksi 30-35 derecede mücadele ediyorsunuz, yaralanıyorsunuz ama gazi sayılmıyorsunuz. Bu kardeşlerimiz örgütlendiler. Bize de geldiler. Söz verdik, ‘kanun teklifi hazırlayacağız’ diye. ‘Bütün siyasi partilerden söz alın, sizin olayınız vatanseverliktir’ dedim. Gittiler, gezdiler. Bizim kanun tekliflerini reddettiler. MHP’ye gittiler, söz verildi onlara. 7 aydır MHP’nin verdiğini kanun teklifi bekliyor. Niye bekliyor? Onları gazi saymıyorlar ama biz sayıyoruz. Saraydan irade alınmadığı için bekliyor. Saray ‘çıkarmayacaksınız’ dediği için çıkarmıyor. ‘Saray bizim yanımızda’ diye düşünüyorsanız, saray sizin yanınızda değil. ‘Kimin yanında’ diye soruyorsanız. Beşli çetenin yanında. Vücudunda mermi var, nasıl gazi saymıyorsunuz? Hiç meraklanmayın az kaldı, geliyor gelmekte olan ve çözeceğiz. İnançla çözeceğiz, kararlılıkla çözeceğiz. Onlara bu toplumun minnet borcu vardır. Ülkücü kardeşlerim, bunları gayet iyi biliyor ama parlamentoda milliyetçi geçinenler bunu bilmiyor. Ne zamandan beri milliyetçiler birilerinden emir alır. ELİNDEN GELSE CEP TELEFONUNU DA ALACAK, TAM BİR AHLAKSIZ SİYASET ALGISI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ Kars’a gittim, çok güzel bir kent, aşıklık geleneği var, bütün sosyal olayları hicvederler, bu kadar güzel derin bir kültürü olan kent. Daha önce de gitmiştim. Fakat son 20 yıldır Kars, büyük kan kaybına uğruyor. Ceplerim ‘bana iş bulun’ kağıtlarıyla doldu. Bu güzel ülkemiz, bu güzel yurdumuz, her yere sıçradığını görüyorsunuz. Iğdır, Ardahan, Erzurum, Ağrı… Buralardaki kan kaybı çok daha yüksek. Hayvancılık ve besi için biçilmiş kaftan. Ekmiyorlar ne yapıyorlar? Dışarıdan alıyorlar, ithal ediyorlar. Başka ülkelerin çiftçilerine milyarlar gidiyor. Büyükbaşa 7 milyar 365 milyon dolar ödemiş. Küçükbaşa 373 milyon 215 milyon dolar. Kırmızı ete 1 milyar 433 milyon dolar. Toplam 9 milyar 171 milyon dolar. Biz 9 milyar 171 milyon doları kendi çiftçimize, besicimize ödeseydik ne olurdu? Ortadoğu’yu, Türkiye’yi Kafkasları beslerdik. Bu iktidar size sırtını dönmüş vaziyette. Yem hammaddesi ithal etmişiz. Dışarıdan kaç lira ödemişiz. 58 milyar dolar yem maddesi ithal etmişiz. Niye sen yapmıyorsun? Fabrika yapacak yer mi yok, hammadde mi yok? Hepsi var. Amaç ne? Amaç bizim insanımız aç gezsin. ‘Cep telefonun var mı?’ Elinden gelse cep telefonunu da alacak. Tam bir ahlaksız siyaset algısı ile karşı karşıyayız. Çiftçi kardeşlerimiz merak etmesinler. O bölgeyi stratejik bölge ilan edeceğiz.   EL KAİDE-IŞİD OLUNCA SES ÇIKARMIYORLAR  Olay bir tane değil ki. Türkiye iyi yönetilmiyor. Akılla, bilgiyle, birikimle yönetilmiyor. İtibar sahibi olan bir Türkiye, saygınlığını yitirmeye başladı. OECD Mali Eylem Görev Gücü. Türkiye kurucu üyelerinden birisi. Kara para ve terörü finansa eden alanlarla mücadele edecekler. Türkiye’yi gri listeye alındı. ‘Kara para ve terörü finansa eden kaynaklara göz yumuyorsunuz’ bu açıklamayı yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin itibarını ayaklar altına almaya ne hakkı ne yetkisi vardır. ‘Terörle mücadele ediyoruz’ falan diye bir sürü laftan bahsediliyor. El Kaide-IŞİD olunca onların para hareketlerine ses çıkarmıyorlar. Dünya tamamını görüyor, sen hangi çağda yaşıyorsun? DEVLETİ SOYULACAK ORGAN OLARAK GÖRÜRSENİZ YÖNETEMEZSİNİZ Sosyal devlet ne demektir? Söylüyorlar, efendim ‘her evde araba var, kapıcısında araba var’ diye bir şey söylemiş. Ona mı göz diktiniz? ‘Kapıcının da var.’ O bir aile. Çoluk çocuğu bir yerde çalışabilir. Türkiye’yi zengin zannediyor. O arabayı alırken, o cep telefonunu alırken kaç para vergi veriyor biliyor musun? Bu vergiler nereye gidiyor? Sen bu paraların tamamını saltanatın için kullanıyorsun dönüyorsun apartman görevlisinin arabasına göz dikiyorsun. Sen apartman görevlisinin kaç para aldığını, asgari ücretin ne kadar olduğunu biliyor musun? git Güngören’e gör, en çok oy aldığın yerlerden birisi. Devleti yönetmiyorlar, yönetme gibi de dertleri yok. Devleti soyulacak organ olarak görürseniz, devleti yönetemezsiniz. O şahıs, yaşam kalitesini biliyor mu? İnsanların refahını artırmanın ne anlama geldiğini biliyor mu? TÜRKİYE BÖYLE BİR REZALETİ YAŞAMADI  En son büyükelçiler olayı. Türkiye böyle bir rezaleti yaşamadı, dünyada da olmadı. Ekonomi allak bullak oldu. Bürokratlar araya girdi. Olayı telafi etmeye çalıştılar. Peki dolar ne oldu? Fatura 83 milyonun sırtına yüklendi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti böyle garip bir yönetime tanık oldu. Bir devlet, bir kişinin iki dudağına teslim edilemez. Teslim ederseniz böyle garip olaylara sık aralıklarla tanıklık edersiniz. Dolar tırmandı. Kim kazandı? Esnaf, manav, berber, balıkçı, ayakkabıcı kazanamaz. Dolarla satmıyor, dolarla almıyor. Kazanan devlete borç para verenler, dolarla yol geçiş ücretlerini tespit edenler. Kaybeden? 83 milyon. Kamunun dış borcu 240 milyar dolar. Dolar her 10 kuruş arttığında 24 milyar TL yük biniyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde asgari ücret, açlık sınırı altına düşmemiştir. Düştü. Kendilerine çağrı yaptık. Kara kış fonu. Ama bunu yapmadılar. VATANSEVERSENİZ BU REZİLLİĞE SON VERİN  Dış politikanın milli olması gerektiğini defalarca açıkladım. Dış politikanın ortak ses çıkarması lazım. Bunun içinde alınacak kararlar konusunda en azından grubu olan partilere bilgi verilmesi lazım. AK Parti iktidarında maalesef hiç olmadı. Dışişleri Bakanlığı devre dışı bırakıldı. Büyükelçi olayında Dışişleri Bakanlığı’nın bürokratları bu kazayı atlatmaya çalıştılar. Her şeyi Erdoğan, ‘ben bilirim’ diyor. Aksini söyleyeni de düşman ilan ediyor. Tezkere geldi. İsterdim ki gruplara bilgi verilsin. Grup başkanvekilleri veya partilerin genel başkanları ziyaret edip bu tezkereyi 'şu şu gerekçelerle getiriyoruz' deselerdi. Bu olmadı. Tezkerenin bir başka önemli özelliği var. Biz, torba kanuna alıştık. Şimdi torba tezkere dönemi başladı. Her şeyi koymuşlar bir tezkerenin içine gelin ‘buna evet’ deyin. Niye kardeşim? Biz senin her dediğinin altına mühür mü basacağız. Sen otur bir bilgi ver. Anlat. Bunları anlatmıyorsun. Tezkereler gelirdi, 6 ay bir yıldı. Şimdi iki yıl. Ne için iki yıl? Bilen var mı? Bu işle ilgilenenler de bilmiyorlar, gazeteciler de bilmiyorlar, akademik dünya da bilmiyor, neden iki yıl? ‘Ben iki yıl getiriyorum, sen de oy vermek zorundasın.’ Niye kardeşim? Herkesi papağan gibi görme alışkanlığı var. Onu başkaları yapabilir. Ama biz Cumhuriyet Halk Partisi'yiz, biz bu ülkenin menfaatlerini düşünürüz. Senin her dediğine ‘evet’ deseydik, o zaman ayrı parti niye kuruyoruz? MHP söyleyebilir, senin her dediğine ‘evet’ diyebilir. Ama biz ayrı partiyiz, dokularımızda Milli Kurtuluş Savaşı var. Biz ‘iki yıl içinde bütün Suriyeli kardeşlerimizi göndereceğiz’ diyoruz. Beyefendinin bakış açısı ise ‘üç buçuk Suriyeli az geldi şimdi bir de İdlib’ten gelsin.’ Niye kardeşim? Suriye ile savaş değil, Suriye ile barışacağız. Bizim olaya bakışımızı milletin takdirine sunuyorum. Daha fazla mülteci, sığınmacı istemiyoruz. Bunu öngören bütün düzenlemelere karşıyız. Biz hiçbir askerimizin ve polisimizin Suriye’de şehit olmasını istemiyoruz. Suriye'de askerimiz ve şehidimiz gitti, 'mücadele' ne mücadelesi? Barış varken neden kavga? 33 askerimizi Ruslar şehit etti. Soruyorum, sen ne yaptın? Koşa koşa gittin Putin’in ayağına. Bu benim onuruma dokunuyor. Bir de kapıda beklettiler. Böyle bir devlet yönetimi olur mu? Ha diyorsan ki ‘biz Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız, bölünmesini istemiyoruz, barışı getireceğiz, bütün komşularımızla barışacağız. Efendim ‘bizim askerlerimiz şehit olsun’ bunu istiyor beyefendi. Niye garip gurebanın çocuğu şehit olsun? Komanda marşını söyleyen TÜGVA'cılar var. 'En büyük komutanımız Erdoğan' diyorlar. Gönder kardeşim Suriye’ye. Başkomutanı da komutanı da Bilal Erdoğan olsun. Hiçbir askerimizin, evladımızın burnunun kanamasını istemiyoruz. Niye yapıyorsunuz? Hangi gerekçeyle yapıyorsunuz? Aynı zamanda bunların terk ettiği vatan toprağına bayrağımızı yeniden dikeceğiz. Süleyman Şah Türbesi. RUH SAĞLIĞI OLAN BİRİSİNE BİR DEVLET TESLİM EDİLEMEZ Özellikle büyükelçiler krizi göstermiştir ki Türkiye yönetilmiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihi boyunca bir kişinin iki dudağı arasına teslim edilmemiştir. İstişare diye bir şey yoktur, meydanda alkışı görünce aklına gelen her şeyi söylüyor. Özellikle de ruh sağlığı olan birisine bir devlet teslim edilemez. IŞİD ve El Kaide militanlarını hapisten çıkarıyorsun, polisler yakalıyor, adalete teslim ediyor, bir bakıyorsun serbest bırakmışlar. Kim araya girdi? Sonra bir gazeteci arkadaşımız yazınca hapse attılar. El Kaide ve IŞİD’in banka hesaplarını niye incelemiyorsunuz? MİLLİYETÇİ SEN MİSİN BİZ MİYİZ?  ‘Yabancı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması.’ Ne demek? Erdoğan’a sormuyorum. Sormaya gerek de yok. Yönetme kapasitesi olmayan birine soru sormak da yanlış. Bahçeli’ye soruyorum. Bu yabancı askerler kim? Yabancı askerler Türkiye’ye gelip konuşlanacak, sen 'gelsin' diye el kaldıracaksın, söyle bakalım, milliyetçi sen misin biz miyiz? Yabancı askerlerin potinlerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti topraklarını çiğnemesini istemiyoruz. Çıkarın bunu tezkereden. Vatanseverseniz, bu rezilliğe son verin. Taliban kuvvetlerini mi getireceksiniz? Kimi çağıracaksınız? Terörü bitirmek için mücadele eden silahlı kuvvetler ve polislerimizdir. Niye yabancı güçler? Kimdir bu yabancı güçler? Ben adım gibi eminim bütün ülkücüler, bütün vatanseverler merak ediyor? KÖTÜ YÖNETİLEN ÜLKEDE ZENGİNLİK UTANILACAK BİR ŞEYDİR  İyi yönetilen ülkede yoksulluk utanılacak bir şeydir. Kötü yönetilen ülkede zenginlik utanılacak bir şeydir. Çünkü kötü yönetilen bir ülkede kaynaklar zengine gider. Beşli çete. 83 milyon bir avuca çalışıyoruz. İçinde bulunduğumuz şartlar böyle. Bu ülkede zengin olmak utanılacak bir şey haline gelmiştir. Yoksulluğun tersi adalet.”
Pencereyi Kapat
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Irak ve Suriye’ye sınır ötesi operasyon yetkisini iki yıl daha uzatan tezkereye ilişkin “Biz senin her dediğinin altına mühür mü basacağız? Niye garip gurebanın çocuğu şehit olsun? Komanda marşını söyleyen TÜGVA'cılar var. 'En büyük komutanımız Erdoğan' diyorlar. Gönder kardeşim Suriye’ye. Komutanı da Bilal Erdoğan olsun. Hiçbir askerimizin, evladımızın burnunun kanamasını istemiyoruz" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye seslenen Kılıçdaroğlu, "Yabancı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması.’ Ne demek? Bahçeli’ye soruyorum. Bu yabancı askerler kim? Yabancı askerler Türkiye’ye gelip konuşlanacak, sen 'gelsin' diye el kaldıracaksın, söyle bakalım, milliyetçi sen misin biz miyiz?” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de, partisinin grup toplantısında konuştu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

CHP OLDUĞU SÜRECE KİMSE ENDİŞEYE KAPILMASIN

 Çok ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Herkes ‘Türkiye nereye savruluyor’ diye endişe içinde. CHP olduğu sürece hiç kimse endişeye kapılmasın. Bu ülkenin demokrasisini, gelirini büyütmek gibi gayemiz var. Kimse endişe etmesin. İyi yönetilmediğini, sorunlar olduğunu, sorunların katlanarak büyüdüğünü, önümüzdeki kışın çok zor geçeceğini biliyoruz. Çözemeyecekler ama biz beraber, demokrasi içinde, kararlılıkla, sevgiyle, kimseyi ötekileştirmeden çözeceğiz.

KADROLARI NİYE BOŞ TUTUYORSUNUZ, KİMLER BOŞ TUTUYOR

 Pandemi döneminde ciddi sorunlar yaşadık. Sağlık çalışanlarımız 36 saat uyumadan çalıştılar. Uzun süre evlerine gidemediler. Bizler, hep birlikte, sağlık çalışanlarımızı alkışladık. Onlara minnet borcumuzu ifade etmeye çalıştık. 36 saat çalışmak ne demektir? 36 saatin sonunda direksiyonun başına gidip ‘evime gideyim’ diye yola çıkıyorsunuz ve trafik kazasında hayatınızı kaybediyorsunuz. Bir kişinin 36 saat çalışması demek kadro eksikliği var, dışarıda atama bekleyenler var demektir. Neden bu insanlara istihdam etmiyorsunuz? Var olan kadroları niye boş tutuyorsunuz, kimler boş tutuyor? 2 Temmuz’da bakan açıklama yapıyor. Ne oldu? Niye atama yapılmıyor? Hangi gerekçeyle atama yapılmıyor? Atama yapın. 740 bin sağlık çalışanı atama bekliyor. Personel eksikliği ile insanlar olağanüstü gayret sarf ediyor. Bunlar insan değil mi? İnsanı robot olarak gören bir anlayış olabilir mi? Sağlık çalışanlarına sesleniyorum, sakın moralinizi bozmayın, yurt dışı telaşına kapılmayın, bu ülkede size her türlü imkânı sağlayacağız, başımızın üstünde taşıyacağız.

SARAYA BAK, FETÖ’CÜLERİ GÖRÜRSÜN

Eskiden askeri hastaneler vardı. Örneğin GATA vardı. Neden kapatıldı, hangi gerekçeyle kapatıldı? Dünyada hastanesi olmayan tek ordu Türk Ordusu. Terörle mücadelede, muharebe alanında, o alanı bilen doktor müdahale etmesi gerekirken, o alanda hekim bırakmadınız. ‘İçeride FETÖ’cüler vardı.’ Saraya bak, FETÖ’cüleri görürsün, sarayın s’si bile kalmazdı. Allah’ın izniyle iktidarımızda askeri hastanelerin tamamını açacağız.

SARAYDAN İRADE ALINMADIĞI İÇİN BEKLİYOR 

Terörle mücadele ediyorsunuz, eksi 30-35 derecede mücadele ediyorsunuz, yaralanıyorsunuz ama gazi sayılmıyorsunuz. Bu kardeşlerimiz örgütlendiler. Bize de geldiler. Söz verdik, ‘kanun teklifi hazırlayacağız’ diye. ‘Bütün siyasi partilerden söz alın, sizin olayınız vatanseverliktir’ dedim. Gittiler, gezdiler. Bizim kanun tekliflerini reddettiler. MHP’ye gittiler, söz verildi onlara. 7 aydır MHP’nin verdiğini kanun teklifi bekliyor. Niye bekliyor? Onları gazi saymıyorlar ama biz sayıyoruz. Saraydan irade alınmadığı için bekliyor. Saray ‘çıkarmayacaksınız’ dediği için çıkarmıyor. ‘Saray bizim yanımızda’ diye düşünüyorsanız, saray sizin yanınızda değil. ‘Kimin yanında’ diye soruyorsanız. Beşli çetenin yanında. Vücudunda mermi var, nasıl gazi saymıyorsunuz? Hiç meraklanmayın az kaldı, geliyor gelmekte olan ve çözeceğiz. İnançla çözeceğiz, kararlılıkla çözeceğiz. Onlara bu toplumun minnet borcu vardır. Ülkücü kardeşlerim, bunları gayet iyi biliyor ama parlamentoda milliyetçi geçinenler bunu bilmiyor. Ne zamandan beri milliyetçiler birilerinden emir alır.

ELİNDEN GELSE CEP TELEFONUNU DA ALACAK, TAM BİR AHLAKSIZ SİYASET ALGISI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ

Kars’a gittim, çok güzel bir kent, aşıklık geleneği var, bütün sosyal olayları hicvederler, bu kadar güzel derin bir kültürü olan kent. Daha önce de gitmiştim. Fakat son 20 yıldır Kars, büyük kan kaybına uğruyor. Ceplerim ‘bana iş bulun’ kağıtlarıyla doldu. Bu güzel ülkemiz, bu güzel yurdumuz, her yere sıçradığını görüyorsunuz. Iğdır, Ardahan, Erzurum, Ağrı… Buralardaki kan kaybı çok daha yüksek. Hayvancılık ve besi için biçilmiş kaftan. Ekmiyorlar ne yapıyorlar? Dışarıdan alıyorlar, ithal ediyorlar. Başka ülkelerin çiftçilerine milyarlar gidiyor. Büyükbaşa 7 milyar 365 milyon dolar ödemiş. Küçükbaşa 373 milyon 215 milyon dolar. Kırmızı ete 1 milyar 433 milyon dolar. Toplam 9 milyar 171 milyon dolar. Biz 9 milyar 171 milyon doları kendi çiftçimize, besicimize ödeseydik ne olurdu? Ortadoğu’yu, Türkiye’yi Kafkasları beslerdik. Bu iktidar size sırtını dönmüş vaziyette. Yem hammaddesi ithal etmişiz. Dışarıdan kaç lira ödemişiz. 58 milyar dolar yem maddesi ithal etmişiz. Niye sen yapmıyorsun? Fabrika yapacak yer mi yok, hammadde mi yok? Hepsi var. Amaç ne? Amaç bizim insanımız aç gezsin. ‘Cep telefonun var mı?’ Elinden gelse cep telefonunu da alacak. Tam bir ahlaksız siyaset algısı ile karşı karşıyayız. Çiftçi kardeşlerimiz merak etmesinler. O bölgeyi stratejik bölge ilan edeceğiz.  

EL KAİDE-IŞİD OLUNCA SES ÇIKARMIYORLAR 

Olay bir tane değil ki. Türkiye iyi yönetilmiyor. Akılla, bilgiyle, birikimle yönetilmiyor. İtibar sahibi olan bir Türkiye, saygınlığını yitirmeye başladı. OECD Mali Eylem Görev Gücü. Türkiye kurucu üyelerinden birisi. Kara para ve terörü finansa eden alanlarla mücadele edecekler. Türkiye’yi gri listeye alındı. ‘Kara para ve terörü finansa eden kaynaklara göz yumuyorsunuz’ bu açıklamayı yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin itibarını ayaklar altına almaya ne hakkı ne yetkisi vardır. ‘Terörle mücadele ediyoruz’ falan diye bir sürü laftan bahsediliyor. El Kaide-IŞİD olunca onların para hareketlerine ses çıkarmıyorlar. Dünya tamamını görüyor, sen hangi çağda yaşıyorsun?

DEVLETİ SOYULACAK ORGAN OLARAK GÖRÜRSENİZ YÖNETEMEZSİNİZ

Sosyal devlet ne demektir? Söylüyorlar, efendim ‘her evde araba var, kapıcısında araba var’ diye bir şey söylemiş. Ona mı göz diktiniz? ‘Kapıcının da var.’ O bir aile. Çoluk çocuğu bir yerde çalışabilir. Türkiye’yi zengin zannediyor. O arabayı alırken, o cep telefonunu alırken kaç para vergi veriyor biliyor musun? Bu vergiler nereye gidiyor? Sen bu paraların tamamını saltanatın için kullanıyorsun dönüyorsun apartman görevlisinin arabasına göz dikiyorsun. Sen apartman görevlisinin kaç para aldığını, asgari ücretin ne kadar olduğunu biliyor musun? git Güngören’e gör, en çok oy aldığın yerlerden birisi. Devleti yönetmiyorlar, yönetme gibi de dertleri yok. Devleti soyulacak organ olarak görürseniz, devleti yönetemezsiniz. O şahıs, yaşam kalitesini biliyor mu? İnsanların refahını artırmanın ne anlama geldiğini biliyor mu?

TÜRKİYE BÖYLE BİR REZALETİ YAŞAMADI 

En son büyükelçiler olayı. Türkiye böyle bir rezaleti yaşamadı, dünyada da olmadı. Ekonomi allak bullak oldu. Bürokratlar araya girdi. Olayı telafi etmeye çalıştılar. Peki dolar ne oldu? Fatura 83 milyonun sırtına yüklendi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti böyle garip bir yönetime tanık oldu. Bir devlet, bir kişinin iki dudağına teslim edilemez. Teslim ederseniz böyle garip olaylara sık aralıklarla tanıklık edersiniz. Dolar tırmandı. Kim kazandı? Esnaf, manav, berber, balıkçı, ayakkabıcı kazanamaz. Dolarla satmıyor, dolarla almıyor. Kazanan devlete borç para verenler, dolarla yol geçiş ücretlerini tespit edenler. Kaybeden? 83 milyon. Kamunun dış borcu 240 milyar dolar. Dolar her 10 kuruş arttığında 24 milyar TL yük biniyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde asgari ücret, açlık sınırı altına düşmemiştir. Düştü. Kendilerine çağrı yaptık. Kara kış fonu. Ama bunu yapmadılar.

VATANSEVERSENİZ BU REZİLLİĞE SON VERİN 

Dış politikanın milli olması gerektiğini defalarca açıkladım. Dış politikanın ortak ses çıkarması lazım. Bunun içinde alınacak kararlar konusunda en azından grubu olan partilere bilgi verilmesi lazım. AK Parti iktidarında maalesef hiç olmadı. Dışişleri Bakanlığı devre dışı bırakıldı. Büyükelçi olayında Dışişleri Bakanlığı’nın bürokratları bu kazayı atlatmaya çalıştılar. Her şeyi Erdoğan, ‘ben bilirim’ diyor. Aksini söyleyeni de düşman ilan ediyor. Tezkere geldi. İsterdim ki gruplara bilgi verilsin. Grup başkanvekilleri veya partilerin genel başkanları ziyaret edip bu tezkereyi 'şu şu gerekçelerle getiriyoruz' deselerdi. Bu olmadı. Tezkerenin bir başka önemli özelliği var. Biz, torba kanuna alıştık. Şimdi torba tezkere dönemi başladı. Her şeyi koymuşlar bir tezkerenin içine gelin ‘buna evet’ deyin. Niye kardeşim? Biz senin her dediğinin altına mühür mü basacağız. Sen otur bir bilgi ver. Anlat. Bunları anlatmıyorsun. Tezkereler gelirdi, 6 ay bir yıldı. Şimdi iki yıl. Ne için iki yıl? Bilen var mı? Bu işle ilgilenenler de bilmiyorlar, gazeteciler de bilmiyorlar, akademik dünya da bilmiyor, neden iki yıl? ‘Ben iki yıl getiriyorum, sen de oy vermek zorundasın.’ Niye kardeşim? Herkesi papağan gibi görme alışkanlığı var. Onu başkaları yapabilir. Ama biz Cumhuriyet Halk Partisi'yiz, biz bu ülkenin menfaatlerini düşünürüz. Senin her dediğine ‘evet’ deseydik, o zaman ayrı parti niye kuruyoruz? MHP söyleyebilir, senin her dediğine ‘evet’ diyebilir. Ama biz ayrı partiyiz, dokularımızda Milli Kurtuluş Savaşı var. Biz ‘iki yıl içinde bütün Suriyeli kardeşlerimizi göndereceğiz’ diyoruz. Beyefendinin bakış açısı ise ‘üç buçuk Suriyeli az geldi şimdi bir de İdlib’ten gelsin.’ Niye kardeşim? Suriye ile savaş değil, Suriye ile barışacağız. Bizim olaya bakışımızı milletin takdirine sunuyorum. Daha fazla mülteci, sığınmacı istemiyoruz. Bunu öngören bütün düzenlemelere karşıyız. Biz hiçbir askerimizin ve polisimizin Suriye’de şehit olmasını istemiyoruz. Suriye'de askerimiz ve şehidimiz gitti, 'mücadele' ne mücadelesi? Barış varken neden kavga? 33 askerimizi Ruslar şehit etti. Soruyorum, sen ne yaptın? Koşa koşa gittin Putin’in ayağına. Bu benim onuruma dokunuyor. Bir de kapıda beklettiler. Böyle bir devlet yönetimi olur mu? Ha diyorsan ki ‘biz Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız, bölünmesini istemiyoruz, barışı getireceğiz, bütün komşularımızla barışacağız. Efendim ‘bizim askerlerimiz şehit olsun’ bunu istiyor beyefendi. Niye garip gurebanın çocuğu şehit olsun? Komanda marşını söyleyen TÜGVA'cılar var. 'En büyük komutanımız Erdoğan' diyorlar. Gönder kardeşim Suriye’ye. Başkomutanı da komutanı da Bilal Erdoğan olsun. Hiçbir askerimizin, evladımızın burnunun kanamasını istemiyoruz. Niye yapıyorsunuz? Hangi gerekçeyle yapıyorsunuz? Aynı zamanda bunların terk ettiği vatan toprağına bayrağımızı yeniden dikeceğiz. Süleyman Şah Türbesi.

RUH SAĞLIĞI OLAN BİRİSİNE BİR DEVLET TESLİM EDİLEMEZ

Özellikle büyükelçiler krizi göstermiştir ki Türkiye yönetilmiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihi boyunca bir kişinin iki dudağı arasına teslim edilmemiştir. İstişare diye bir şey yoktur, meydanda alkışı görünce aklına gelen her şeyi söylüyor. Özellikle de ruh sağlığı olan birisine bir devlet teslim edilemez. IŞİD ve El Kaide militanlarını hapisten çıkarıyorsun, polisler yakalıyor, adalete teslim ediyor, bir bakıyorsun serbest bırakmışlar. Kim araya girdi? Sonra bir gazeteci arkadaşımız yazınca hapse attılar. El Kaide ve IŞİD’in banka hesaplarını niye incelemiyorsunuz?

MİLLİYETÇİ SEN MİSİN BİZ MİYİZ? 

‘Yabancı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması.’ Ne demek? Erdoğan’a sormuyorum. Sormaya gerek de yok. Yönetme kapasitesi olmayan birine soru sormak da yanlış. Bahçeli’ye soruyorum. Bu yabancı askerler kim? Yabancı askerler Türkiye’ye gelip konuşlanacak, sen 'gelsin' diye el kaldıracaksın, söyle bakalım, milliyetçi sen misin biz miyiz? Yabancı askerlerin potinlerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti topraklarını çiğnemesini istemiyoruz. Çıkarın bunu tezkereden. Vatanseverseniz, bu rezilliğe son verin. Taliban kuvvetlerini mi getireceksiniz? Kimi çağıracaksınız? Terörü bitirmek için mücadele eden silahlı kuvvetler ve polislerimizdir. Niye yabancı güçler? Kimdir bu yabancı güçler? Ben adım gibi eminim bütün ülkücüler, bütün vatanseverler merak ediyor?

KÖTÜ YÖNETİLEN ÜLKEDE ZENGİNLİK UTANILACAK BİR ŞEYDİR 

İyi yönetilen ülkede yoksulluk utanılacak bir şeydir. Kötü yönetilen ülkede zenginlik utanılacak bir şeydir. Çünkü kötü yönetilen bir ülkede kaynaklar zengine gider. Beşli çete. 83 milyon bir avuca çalışıyoruz. İçinde bulunduğumuz şartlar böyle. Bu ülkede zengin olmak utanılacak bir şey haline gelmiştir. Yoksulluğun tersi adalet.”

Habere ifade bırak !
Habere Ek Video
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gunestv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.