“Kent Uzlaşısı” davasında altı yıl üç ay hapis cezasına çarptırılan ve yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığı açıklamada kararın siyasi olduğunu savunarak, “Olmayan bir örgüte üyelikten ceza verildi. Kürt olmayı terörle eşleştiren bu anlayışla barış süreci yürütülemez” dedi.
“Kent Uzlaşısı” operasyonu kapsamında görevden alınan ve yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Silivri’de görülen davada altı yıl üç ay hapis cezası almasının ardından Esenyurt Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Meydandaki açıklamaya CHP yöneticileri, belediye başkanları, partililer ve çok sayıda yurttaş katıldı.
“Otuz Ekim’de siyasi bir operasyonla tutuklandım”
Özer, yüz elli beş gün boyunca Esenyurtluların Demokrasi Nöbeti tuttuğunu hatırlatarak, “Otuz Ekim günü siyasi bir operasyonla tutuklandım. Esenyurt’ta halkın iradesine kayyum eliyle el konuldu. Demokrasilerde halk iradesi bütün iradelerin üzerindedir” dedi.
“Düzmece bir dosyayla altı yıl üç ay ceza verdiler”
Hakkındaki dosyanın delilden yoksun olduğunu savunan Özer, “Dün düzmece ve boş bir dosyayla bana altı yıl üç ay ceza verdiler. Olmayan bir örgüte üyelikten mahkûm edildim. Bu karar, Esenyurt halkının iradesinden duyulan korkunun sonucudur” ifadelerini kullandı.
“Devletin tepesindekiler terör örgütü üyesiyle mi görüştü?”
Özer, çözüm süreci dönemine atıf yaparak, geçmişte Meclis’te ve devletin farklı kademelerinde barış sürecine katkı sunduğunu belirtti. “O günlerde devletin en üst makamlarıyla görüşmeler yapıldı. Şimdi soruyorum; o zaman devletin tepesindeki insanlar bir terör örgütü üyesiyle mi görüştüler?” diye sordu.
“Bu hak mı, hukuk mu, adalet mi?”
Mahkeme kararının vicdanları yaraladığını ifade eden Özer, “Türkiye’nin vicdanına sesleniyorum. Bu hak mı? Bu hukuk mu? Bu adalet mi? Adalet çürürse devlet zaafa uğrar. Bizi bir arada tutan temel çimento hukuktur” dedi.
“Hukuk hiçbir dönem olmadığı kadar siyasallaşmış durumda”
Özer, yargıya olan güvenin ciddi biçimde zedelendiğini savunarak, “Bugün hukuk tarafgir ve siyasallaşmış durumda. En çok güvenmemiz gereken kurum olan yargıya güven oranı yüzde yirminin altına düşmüşse bu büyük bir sorundur” diye konuştu.
“Kardeşlik festivali suç delili sayıldı”
Esenyurt’ta düzenlenen Kardeş Kültürler Festivali’nin dava dosyasına suç unsuru olarak konulmasına tepki gösteren Özer, “Barış ve kardeşlik festivali yaptık, yedi bölgeden sanatçılar sahne aldı. Kürtçe şarkı söylendi diye örgüt üyeliğiyle suçlanıyorum. Bu akıl, mantık ve hukukla bağdaşmaz” dedi.
“Bu karar çözüm sürecine darbedir”
Verilen cezanın yalnızca kendisini değil, barış sürecini de hedef aldığını savunan Özer, “Bir taraftan ‘barışıyoruz’ deniliyor, diğer taraftan olmayan bir örgüte üyelikten bana ceza veriliyor. Kürt olmayı terörle eşleştiren bir anlayışla çözüm süreci yürütülemez” ifadelerini kullandı.
“AK Partili olsaydım ceza verirler miydi?”
Özer, kararın siyasi olduğunu vurgulayarak şu soruları yöneltti:
“Ben CHP’nin değil de AK Parti’nin belediye başkanı olsaydım bu cezayı verirler miydi? Ben Kürt olmasaydım bana ceza verirler miydi?”
“Kayyum halkın iradesine aykırıdır”
Kayyum uygulamasının Anayasa’ya aykırı olduğunu söyleyen Özer, Anayasa Mahkemesi’ne taşınan davaya dikkat çekerek, “Bu dava sadece Esenyurt için değil, tüm Türkiye’de kayyum uygulamasının sonunu getirebilir” dedi.
“Bu karar halkın vicdanında yok hükmündedir”
Özer, kararın istinaf ve Yargıtay aşamalarından döneceğine inandığını belirterek, “Bu dava halkın vicdanında zaten mahkûm edilmiştir. En büyük terazi halkın vicdanıdır” diye konuştu.
Bahçeli’ye teşekkür
Açıklamanın ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin karara yönelik eleştirileri sorulan Özer, “Sayın Bahçeli’nin bu beyanına teşekkür ediyorum. Dosyanın boş olduğu, iktidar ortağının ağzından da tescillenmiştir. Ancak artık söz değil, icraat bekliyoruz” dedi.



