ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’de tanınan merkezi hükümetin güçlenmesiyle birlikte SDG’nin IŞİD’e karşı sahadaki rolünün büyük ölçüde sona erdiğini belirtti. Barrack, Şam’ın güvenlik sorumluluklarını devralmaya istekli ve muktedir olduğunu vurguladı.
“Suriye artık tanınan bir merkezi hükümete sahip”
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Şam hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki son gelişmelere ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Barrack, Suriye’nin tanınan bir merkezi hükümete kavuştuğunu ve iki bin yirmi beş yılının sonlarında IŞİD ile Mücadele Küresel Koalisyonu’na doksanıncı üye olarak katıldığını hatırlattı. Bu adımın Batı’ya yönelimi ve ABD ile terörle mücadelede iş birliğini gösterdiğini söyledi.
“ABD-SDG ortaklığının gerekçesi değişiyor”
Barrack, bu gelişmelerin ABD-SDG ortaklığının temel gerekçesini değiştirdiğini belirterek, SDG’nin sahadaki IŞİD karşıtı ana güç olma rolünün büyük ölçüde sona erdiğini ifade etti. Şam yönetiminin, IŞİD tutuklularının bulunduğu hapishaneler ve kamplar dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını devralmaya hazır olduğunu vurguladı.
Kürtler için “tarihi fırsat” vurgusu
Barrack, X hesabından yaptığı paylaşımda, Suriye’deki Kürtler açısından en büyük fırsatın Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni hükümet döneminde ortaya çıktığını belirtti. Esad sonrası geçiş sürecinin, Kürtlere vatandaşlık hakları, kültürel güvenceler ve siyasi katılım sağlayan birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon imkânı sunduğunu söyledi. Esad döneminde Kürtlerin uzun yıllar vatandaşlık, dil ve siyasi haklardan mahrum bırakıldığını hatırlattı.
“ABD’nin askeri varlıkta uzun vadeli çıkarı yok”
ABD’nin kuzeydoğu Suriye’deki askeri varlığının tarihsel olarak IŞİD’le mücadeleye dayandığını kaydeden Barrack, bugün gelinen noktada Washington’un uzun vadeli askeri varlık hedefi olmadığını ifade etti. ABD’nin önceliklerinin, IŞİD kalıntılarının yenilgiye uğratılması, uzlaşmanın desteklenmesi ve ayrılıkçılığın dayatılmaması olduğunu söyledi.
Entegrasyon süreci ve güvenlik başlıkları
Barrack, ABD’nin Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını kolaylaştırmak için yoğun diplomasi yürüttüğünü belirtti. Bu sürecin, SDG unsurlarının ulusal orduya bireysel olarak entegrasyonunu, kritik altyapıların Şam’a devrini ve IŞİD tutuklularının bulunduğu tesislerin kontrolünün merkezi yönetime geçmesini kapsadığını aktardı.
“Tam vatandaşlık ve anayasal güvenceler”
Barrack, entegrasyonun Kürtler açısından, tam vatandaşlık, Kürt dilinin ve kültürünün anayasal güvence altına alınması ve yönetime katılım gibi haklar sunduğunu vurguladı. Bu hakların, iç savaş koşullarında elde edilen yarı özerkliğin ötesinde kazanımlar anlamına geldiğini söyledi.
ABD’nin öncelikleri
ABD’nin Suriye’de iki temel konuya odaklandığını belirten Barrack, bunlardan birinin SDG’nin korumasındaki IŞİD tutuklularının bulunduğu cezaevi tesislerinin güvenliği, diğerinin ise SDG ile Şam yönetimi arasında barışçıl entegrasyon sürecinin kolaylaştırılması olduğunu kaydetti.




