Yaşam

Yozgat Yaylalarında Zorlu Ama Huzurlu Yaşam: Hayvanlar Kekikte Yayılıyor, Maliyet Yarıya Düşüyor

Yozgat’ın Akdağmadeni ve Çayıralan ilçelerinde hayvancılıkla geçinen göçerler, yaz aylarını yüksek rakımlı yaylalarda geçiriyor. Endemik bitkilerle beslenen hayvanların sütü ve eti değer kazanırken, yaylacılar hem doğal yaşamın huzurunu hem de yol, kene ve genç nüfusun göçü gibi sorunları birlikte yaşıyor.

Abone Ol

Yozgat’ta hayvancılığı temel geçim kaynağı olarak sürdüren göçer aileler, yaz aylarında yüksek rakımlı yaylalara çıkıyor.

Akdağmadeni ve Çayıralan ilçelerindeki yaylalarda yaşam süren besiciler, kendi ürettikleri ürünleri tüketiyor, hayvanlarını doğal meralarda otlatıyor ve ahır besiciliğine göre daha düşük maliyetle üretim yapıyor.

“Kekiklerin Arasında Yayılıyorlar”

Akdağmadeni ilçesinde 2 bin 77 rakımlı Nalbant Geçidi bölgesindeki yaylaları mesken tutan Yukarı Çulhalı köylüleri, hayvanların endemik bitkilerle beslendiğini belirtiyor.

Yaylacılara göre bu doğal beslenme, hayvanların sütüne, peynirine ve etine doğrudan yansıyor.

Yaylada babadan kalma tohumlarla buğday ekiliyor, elde edilen ürün el yordamıyla una dönüştürülüyor. Aileler kendi ekmeklerini yapıyor, kendi yetiştirdikleri domates, maydanoz, biber ve yeşil soğanı sofralarına koyuyor.

Hayvanların sütünden yapılan çalkama ise yaylaya gelen misafirlere ikram ediliyor.

“Aile Hayatımız Bir Taraftan Güzel, Bir Taraftan Çile”

Yayla sakinlerinden Kemal İbiş, yayladaki yaşamı hem huzurlu hem de zahmetli olarak anlatıyor.

İbiş, en büyük sorunlarının yol olduğunu belirterek, “Yollarımız iyi olsa rahat olurduk. Yollarımız bozuk. Hayvanlarımız çok rahat burada” dedi.

Sabah saat 06.30 gibi hayvanları meraya saldıklarını söyleyen İbiş, hayvanların akşam saatlerinde kendiliğinden döndüğünü anlattı.

“Akşam saat 16.30-17.00’de kendileri geliyor. Kekiklerin arasında yayılıyor. Peyniri, sütü kaliteli oluyor” diyen İbiş, yaylaya mayıs ayının sonlarına doğru çıktıklarını, eylül ayında ise ayrıldıklarını ifade etti.

“Yaylada Ürettiklerini İlçede Satıyorlar”

Yaylacılar yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamıyor, aynı zamanda ürettikleri doğal ürünleri ilçe merkezinde satarak aile ekonomisine katkı sağlıyor.

Yurdal Öçal, yaylada doğal peynir ürettiklerini ve bu ürünleri ilçe merkezine götürüp sattıklarını söyledi.

Hayvancılıkla geçindiklerini belirten Öçal, “25-30 tane hayvanım var. Damızlık hayvanlarımız. Üç obaya ayrıldık burada. Herkes malını böyle sürer” diye konuştu.

“Köyde Kalan Gençlere Kız Veren Olmuyor”

Yayla yaşamının en büyük sorunlarından biri de genç nüfusun köyde kalmak istememesi.

Yayla sakini Mehmet Turgut, ekonomik nedenler ve sosyal baskılar nedeniyle gençlerin şehir hayatını tercih ettiğini söyledi.

Turgut, “Köyde kalan gençlere kız veren olmuyor. İlla şehir olacak diyorlar” sözleriyle kırsaldaki değişime dikkat çekti.

Şehirde geçimin de kolay olmadığını vurgulayan Turgut, kira, su ve temel giderlerin aileleri zorladığını belirtti.

“Yaylada Besi Maliyeti Yarı Yarıya Düşüyor”

Mehmet Turgut’a göre yaylacılığın en önemli avantajı, hayvanların doğal merada beslenmesi.

Ahırda beslenen hayvanın maliyetinin yüksek olduğunu söyleyen Turgut, yaylaya çıkıldığında bu maliyetin ciddi şekilde düştüğünü belirtti.

Turgut, “Burada ahırda beslediğimiz hayvanı yaylaya çıkardığımızda besi maliyeti yarı yarıya düşüyor. Çünkü mera. Yayla geniş. Arazi güzel” ifadelerini kullandı.

Okullar kapandıktan sonra yaylalardaki nüfusun arttığını söyleyen Turgut, bölgede yaz aylarında 400-500 kişiye kadar hareketlilik yaşandığını dile getirdi.

“Hayvanların Tümünde Kene Var”

Yaylacılar, doğal yaşamın güzellikleri kadar zorluklarıyla da mücadele ediyor.

Ahmet Turgut, bu yıl yaylada kene sorununun arttığını belirterek, hayvanların büyük bölümünde kene bulunduğunu söyledi.

Devlet tarafından her yıl hayvan sayısına göre kene ilacı dağıtıldığını aktaran Turgut, bu yıl henüz ilaç verilmediğini belirtti.

Kene ilacının fiyatının yüksek olduğuna dikkat çeken Turgut, “Şöyle ufak bir şişesi 700-800 lira. Eğer devletimiz yine yardımcı olursa memnun kalırız” dedi.

“Ayı Çok, Kurt Çok Ama Zarar Vermiyor”

Yayla sakinlerinden İsrafil Öçal ise hayvanların çobansız şekilde meraya gidip geldiğini anlattı.

Sabah hayvanların yavrularını emzirdiğini, ardından bir miktar peynirlik süt sağdıklarını söyleyen Öçal, daha sonra hayvanları doğaya bıraktıklarını belirtti.

Öçal, “62 yaşındayım, şu ana kadar hiçbir tane hırsızlık görmedim. Sabah salıyoruz hayvanları, reisi var bir tane. Sabah götürüyor, akşam getiriyor” dedi.

Bölgede ayı ve kurt bulunduğunu ancak bugüne kadar zarar görmediklerini söyleyen Öçal, yayla yaşamının güven ve doğayla uyum içinde sürdüğünü ifade etti.

“Bu Gelenek Gelecek Nesillere Kalacak mı?”

Yozgat yaylalarında sürdürülen bu yaşam, bir yandan doğal üretimin ve geleneksel hayvancılığın güçlü örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Ancak yaylacılar, gençlerin köyde kalmaması nedeniyle bu kültürün geleceğinden endişe ediyor.

Yolların bozuk olması, kene sorunu, ekonomik yükler ve kırsalda azalan genç nüfus, Yozgat yaylalarındaki yaşamın en önemli sorunları arasında yer alıyor.