Tarık Kaya
Köşe Yazarı
Tarık Kaya
 

Nos' Et Vera (Biz ve Gerçekler)

''Toplum hayatını düzenleyen üç alan vardır. Birincisi yasaların etkili olduğu “yasaların egemenlik” alanı. Bu alanda kişinin yapacakları ve yapamayacakları yasalarla tanımlanmıştır. İkincisi bireysel tercihin geçerli olduğu “bireyin özgür” seçim alanı. Kişinin kendi tercihine göre istediğini yapmakta özgür olduğu özel alan. Üçüncüsü ise “gönüllü itaat” alanı. Polis zoru olmaksızın bireylerin yasalara gönüllü olarak uydukları alandır. Bu alan her toplumda yurttaşlık bilinci tarafından şekillenir. Tarihi cesaret ve fedakarlıklarla dolu ülkemizin insanlarının gösterdiği zaaf, yurttaşlık bilincinin çok zayıfladığını gösteriyor.'' Son birkaç haftadır yaşadıklarımıza bakınca yurttaşlık üzerinde biraz konuşmak gereğini hissettim. Cesaretli ve fedakar insanlarının olduğu ülkem, neden yurttaşlık bilincini zayıf ve önemsiz hale getirdi? Yada bu bilinci kıran, dönüştüren tabi ki olumsuz anlamda neler? Yaşanan bu kadar kural dışılık ve tüm bunlardan yaşamsal anlamda etkilenen olmasına rağmen, haklarının, yaşamın bu kadar alt-üst oluşuna neden ses çıkaramıyor? Bunları biraz tartışmak, yorumlamak gerekiyor. Toplumsal dayanışmanın zayıflaması,bireyselleşme,yalnızlık duygusu ve her sorunu kendin çöz…yaklaşımlarının genel kabule dönüşmesi, toplumsal güveni ciddi anlamda tarumar etmiş ve bu yok oluş içinde biriktirdiklerini söylememeye,baskı aygıtlarının zorlaması da eklenince toplum tepkisizleşmiş, beraberinde yaşanan her sorunda toplumsal ağır bedeller ödemek zorunda kalmamızı doğurmuş. Onun için hiçbir toplumsal yapının diğerine kızmasına ya da neden bu kesimler tepki vermiyor söylemi,gerçeklikten uzak,sorunu bütüncül görmeyen bir tespit olarak duruyor. Tartışmayı biraz hikayeleştirelim: Kurt savunmasız sürüye dalar. Sürüde öldürebildiği kadarını öldürür. Amacı karnını doyurmak değildir sadece, Kan dürtüsü onu doğada vahşi kılmıştır.Sürüyü telef ettikten sonra yanına yiyeceğini(ödülünü) alarak sürüyü terk eder. Sürü bu vahşeti yaşadıktan sonra ne yapar bilirmisiniz? Yaşayanlar, kurdun peşince uzunca bir süre gider. İnanılmaz değil mi? Kendinden olanları telef edenin peşinde gitmeleri… Elbette toplumlar sürü değil, böyle bir benzetme niyetinde değilim. Yada; toplum bilincini oluşturmamış, sadece kendine öğretileni yapacak kadar bilgilidir gibi üstten elitist bir değerlendirmeyi de sağlıklı bulmam. Ama bir sözü de esirgemeden söylemek isterim. Toplumu yetiştiren Akademi ve Eğitimciler ne verdiniz ki topluma, şimdi bu toplumun modern yurttaş bilinciyle her yanlışa, dayanışma içerisinde tepki vermesini bekliyesiniz. Hep aynı ezberleri tekrar etmedik mi?. Işıklar içinde uyusun, Levent Kırca bir parodisinde; Trafik Polisinin kontrol noktasında durdurulur. Ehliyeti istenir ama o meşhur sarhoşluğu her halinde bellidir. Ehliyet mi ? der. Evet der polis memuru. Ne zaman ehliyet  verdiniz ki, şimdi istiyorsunuz. Evet topluma vermediğinizi istemeyin. Önce öğretin, sonra bekleyin, zamanı gelince toplum öğrendiklerini gösterir ve özgür birey olabilme yeteneğini, yaşamın her alanında sergiler.  
Ekleme Tarihi: 25 Kasım 2021 - Perşembe

Nos' Et Vera (Biz ve Gerçekler)

''Toplum hayatını düzenleyen üç alan vardır. Birincisi yasaların etkili olduğu “yasaların egemenlik” alanı. Bu alanda kişinin yapacakları ve yapamayacakları yasalarla tanımlanmıştır. İkincisi bireysel tercihin geçerli olduğu “bireyin özgür” seçim alanı. Kişinin kendi tercihine göre istediğini yapmakta özgür olduğu özel alan. Üçüncüsü ise “gönüllü itaat” alanı. Polis zoru olmaksızın bireylerin yasalara gönüllü olarak uydukları alandır. Bu alan her toplumda yurttaşlık bilinci tarafından şekillenir. Tarihi cesaret ve fedakarlıklarla dolu ülkemizin insanlarının gösterdiği zaaf, yurttaşlık bilincinin çok zayıfladığını gösteriyor.''

Son birkaç haftadır yaşadıklarımıza bakınca yurttaşlık üzerinde biraz konuşmak gereğini hissettim. Cesaretli ve fedakar insanlarının olduğu ülkem, neden yurttaşlık bilincini zayıf ve önemsiz hale getirdi? Yada bu bilinci kıran, dönüştüren tabi ki olumsuz anlamda neler? Yaşanan bu kadar kural dışılık ve tüm bunlardan yaşamsal anlamda etkilenen olmasına rağmen, haklarının, yaşamın bu kadar alt-üst oluşuna neden ses çıkaramıyor? Bunları biraz tartışmak, yorumlamak gerekiyor.

Toplumsal dayanışmanın zayıflaması,bireyselleşme,yalnızlık duygusu ve her sorunu kendin çöz…yaklaşımlarının genel kabule dönüşmesi, toplumsal güveni ciddi anlamda tarumar etmiş ve bu yok oluş içinde biriktirdiklerini söylememeye,baskı aygıtlarının zorlaması da eklenince toplum tepkisizleşmiş, beraberinde yaşanan her sorunda toplumsal ağır bedeller ödemek zorunda kalmamızı doğurmuş. Onun için hiçbir toplumsal yapının diğerine kızmasına ya da neden bu kesimler tepki vermiyor söylemi,gerçeklikten uzak,sorunu bütüncül görmeyen bir tespit olarak duruyor.

Tartışmayı biraz hikayeleştirelim: Kurt savunmasız sürüye dalar. Sürüde öldürebildiği kadarını öldürür. Amacı karnını doyurmak değildir sadece, Kan dürtüsü onu doğada vahşi kılmıştır.Sürüyü telef ettikten sonra yanına yiyeceğini(ödülünü) alarak sürüyü terk eder. Sürü bu vahşeti yaşadıktan sonra ne yapar bilirmisiniz? Yaşayanlar, kurdun peşince uzunca bir süre gider. İnanılmaz değil mi? Kendinden olanları telef edenin peşinde gitmeleri…

Elbette toplumlar sürü değil, böyle bir benzetme niyetinde değilim. Yada; toplum bilincini oluşturmamış, sadece kendine öğretileni yapacak kadar bilgilidir gibi üstten elitist bir değerlendirmeyi de sağlıklı bulmam. Ama bir sözü de esirgemeden söylemek isterim. Toplumu yetiştiren Akademi ve Eğitimciler ne verdiniz ki topluma, şimdi bu toplumun modern yurttaş bilinciyle her yanlışa, dayanışma içerisinde tepki vermesini bekliyesiniz. Hep aynı ezberleri tekrar etmedik mi?.

Işıklar içinde uyusun, Levent Kırca bir parodisinde; Trafik Polisinin kontrol noktasında durdurulur. Ehliyeti istenir ama o meşhur sarhoşluğu her halinde bellidir. Ehliyet mi ? der. Evet der polis memuru. Ne zaman ehliyet  verdiniz ki, şimdi istiyorsunuz. Evet topluma vermediğinizi istemeyin. Önce öğretin, sonra bekleyin, zamanı gelince toplum öğrendiklerini gösterir ve özgür birey olabilme yeteneğini, yaşamın her alanında sergiler.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gunestv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.