Tarık Kaya
Köşe Yazarı
Tarık Kaya
 

Kapkaranlık

Şafak sökmeden önceki zaman karanlığın en derin olduğu zamandır. Bu zaman, ağırdır, uzun sürüyor gibi görünür. İnsana hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Umut o karanlığın zifri içinde yaşayamaz gibi görünür. Karanlık derinleştikçe bir girdap olur. Sanki kocaman ve sonsuz evrende var olan karanlık galaksilerde bulunuyor hissi yaratır. Duygunuz karanlığın her şeyin hakimi olduğu düşüncesini verir. Eğer insanlık deneyimi olmasa, kendinizi o bilinen kötü güce teslim edesiniz gelir. Zaman, durdurulamayan tek gerçeklik olduğundan akar. İlerler. Birden bir pırıltı belirginleşmeye başlar. Başlayan pırıltı, ışığa dönüşür. Artık karanlık, kasvetini kaybetmeye başlar. O sonsuz karanlık, devasa karanlık, kendini içinde kaybettiğin ve kadim egemen sandığın karanlık ve umuda dair umutsuzluğun kaybolmaya başlar. Işık, pırıltının içinde belirginleşir. Grimsi gökyüzü, dağların heybeti, koyu yeşil ağaç görüntüleri zihinlerde belirmeye başlar. Simsiyah karanlık artık o kadar güçlü görünmez. Zaman ilerler. Işık, yırtar geçer karanlığı. Sanki binlerce askeriyle duvar görünen, yenilemez karanlık, sersemleşir. Sadece bir ışık nasıl korkutur onu. Işık çoğaldıkça, karanlık kaçışmaya başlar ve birden yok olur gider.O heybetli, görkemli, yenilmez, sonsuz karanlık yoktur artık. Işık yayılır. Örttüğü yaşam ve umut sarar dünyayı. İnsan, biraz önce umudu olmayan, karanlığın efendi olduğunu düşünen insan, ışığı görür. Durup düşünür, o kısacık karanlık zamanda yaşadığı korkuları, umutsuzluğu, yarına dair belirsizliği. Işık, yeni umuttur insan için. Her şey görünür olunca, hayaller,beklentiler de değişir. Kötümser hava kaybolur. Yaşanan gün mutluluk verir ona. Etrafına bakar. Mutluluğunu paylaşmak ister. Birden farkına varır ki karanlıktan çıkamayan, ışık yayıldıkça, karanlıkta kalmak için, karanlığın kötülüğünün gücüne kapılıp gidenler olduğunu. Işık onlara karanlık gibi gelir. Umudu istemezler. Karanlıkta kalmayı yaşama dönüştürenler. İşte der Işık. Karanlığın gücü o kısacık zamana rağmen sizi kendine almaya yetiyor. Yüzyıllardır karanlık hep bu oyunu oynar sizinle. Onu güçlü sanırsınız, kusurlarınızı kapatır sanırsınız, çirkini ile güzeli eşitler sanırsınız, sizi kimseye göstermez böylece korundu sanırsınız ama bir tek yaşamınızın olduğu bu dünya üzerinde umutsuz, hayalsiz ve geleceksiz yaşamı, yaşam sanırsınız. Karanlığın içinde biriniz biraz ses çıkarırsanız herkes irkilir, o nedenle karanlık yasasıdır: Hiç ses çıkarmamak. Ya ışık. Kavga verir karanlıkla. Kurtarmak ister karanlığa saplanmış insanları. Bazen başarır,bazen başaramaz. Kadim kavgadır, ışık ile karanlığın kavgası. Zaman var oldukça, her gün devam edecek bu kavga. Doğa Ananın bize öğrettiği Işıkta kalmak ve karanlıkta da korkmamak. Döngü sizi korkutmasın, esas olan ışıktan yana olmak, kendini  korumak adına karanlığa teslim olmamak, karanlığın içine girdiğinde de ses çıkarmak ve bu kadim kavgayı umut için devam ettirmek. Yazı böyle bitseydi sıradanlığın içinde kaybolurdu. Ey akıl, karanlık neden kötü, ışık neden iyi? İnsanlığın birikimi, kültürü Doğa Ananın döngüsünü neden bir kavga olarak algılar. Işık ile Karanlık birbiriyle barışık yaşayamaz mı? Biri olmazsa diğeri anlamsız olmaz mı? Her biri kendi zamanında insanlık için güzellik yaşatamaz mı? Öğrenilmiş yanlışlardan ne zaman arındıracağız kendimizi? Her şey kavga mı etmeli? Doğanın zıttıyla olan barışıklığı,  insanlığa  yol gösteremez mi? Kapkaranlık olan da, ışık olanda sadece bilinç değil mi?
Ekleme Tarihi: 18 Kasım 2021 - Perşembe

Kapkaranlık

Şafak sökmeden önceki zaman karanlığın en derin olduğu zamandır. Bu zaman, ağırdır, uzun sürüyor gibi görünür. İnsana hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Umut o karanlığın zifri içinde yaşayamaz gibi görünür. Karanlık derinleştikçe bir girdap olur. Sanki kocaman ve sonsuz evrende var olan karanlık galaksilerde bulunuyor hissi yaratır. Duygunuz karanlığın her şeyin hakimi olduğu düşüncesini verir. Eğer insanlık deneyimi olmasa, kendinizi o bilinen kötü güce teslim edesiniz gelir.

Zaman, durdurulamayan tek gerçeklik olduğundan akar. İlerler. Birden bir pırıltı belirginleşmeye başlar. Başlayan pırıltı, ışığa dönüşür. Artık karanlık, kasvetini kaybetmeye başlar. O sonsuz karanlık, devasa karanlık, kendini içinde kaybettiğin ve kadim egemen sandığın karanlık ve umuda dair umutsuzluğun kaybolmaya başlar.

Işık, pırıltının içinde belirginleşir. Grimsi gökyüzü, dağların heybeti, koyu yeşil ağaç görüntüleri zihinlerde belirmeye başlar. Simsiyah karanlık artık o kadar güçlü görünmez. Zaman ilerler. Işık, yırtar geçer karanlığı. Sanki binlerce askeriyle duvar görünen, yenilemez karanlık, sersemleşir. Sadece bir ışık nasıl korkutur onu. Işık çoğaldıkça, karanlık kaçışmaya başlar ve birden yok olur gider.O heybetli, görkemli, yenilmez, sonsuz karanlık yoktur artık. Işık yayılır. Örttüğü yaşam ve umut sarar dünyayı. İnsan, biraz önce umudu olmayan, karanlığın efendi olduğunu düşünen insan, ışığı görür. Durup düşünür, o kısacık karanlık zamanda yaşadığı korkuları, umutsuzluğu, yarına dair belirsizliği.

Işık, yeni umuttur insan için. Her şey görünür olunca, hayaller,beklentiler de değişir. Kötümser hava kaybolur. Yaşanan gün mutluluk verir ona. Etrafına bakar. Mutluluğunu paylaşmak ister. Birden farkına varır ki karanlıktan çıkamayan, ışık yayıldıkça, karanlıkta kalmak için, karanlığın kötülüğünün gücüne kapılıp gidenler olduğunu. Işık onlara karanlık gibi gelir. Umudu istemezler. Karanlıkta kalmayı yaşama dönüştürenler.

İşte der Işık. Karanlığın gücü o kısacık zamana rağmen sizi kendine almaya yetiyor. Yüzyıllardır karanlık hep bu oyunu oynar sizinle. Onu güçlü sanırsınız, kusurlarınızı kapatır sanırsınız, çirkini ile güzeli eşitler sanırsınız, sizi kimseye göstermez böylece korundu sanırsınız ama bir tek yaşamınızın olduğu bu dünya üzerinde umutsuz, hayalsiz ve geleceksiz yaşamı, yaşam sanırsınız. Karanlığın içinde biriniz biraz ses çıkarırsanız herkes irkilir, o nedenle karanlık yasasıdır: Hiç ses çıkarmamak.

Ya ışık. Kavga verir karanlıkla. Kurtarmak ister karanlığa saplanmış insanları. Bazen başarır,bazen başaramaz. Kadim kavgadır, ışık ile karanlığın kavgası. Zaman var oldukça, her gün devam edecek bu kavga. Doğa Ananın bize öğrettiği Işıkta kalmak ve karanlıkta da korkmamak. Döngü sizi korkutmasın, esas olan ışıktan yana olmak, kendini  korumak adına karanlığa teslim olmamak, karanlığın içine girdiğinde de ses çıkarmak ve bu kadim kavgayı umut için devam ettirmek.

Yazı böyle bitseydi sıradanlığın içinde kaybolurdu.

Ey akıl, karanlık neden kötü, ışık neden iyi? İnsanlığın birikimi, kültürü Doğa Ananın döngüsünü neden bir kavga olarak algılar. Işık ile Karanlık birbiriyle barışık yaşayamaz mı? Biri olmazsa diğeri anlamsız olmaz mı? Her biri kendi zamanında insanlık için güzellik yaşatamaz mı? Öğrenilmiş yanlışlardan ne zaman arındıracağız kendimizi? Her şey kavga mı etmeli? Doğanın zıttıyla olan barışıklığı,  insanlığa  yol gösteremez mi? Kapkaranlık olan da, ışık olanda sadece bilinç değil mi?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gunestv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.