Seçilmişlik Üyelerin Emanetidir

Abone Ol

Siyasi hayatın en önemli kavramlarından biri seçilmişliktir. Çünkü seçilmiş olmak, yalnızca bir göreve gelmek değil; milletin iradesini temsil etme sorumluluğunu üstlenmektir. Bu nedenle seçilmişlik makamı, kişisel bir başarıdan çok, toplumsal bir güvenin ve örgütsel emeğin sonucudur.
Günümüzde zaman zaman yaşanan tartışmalar, bazı çevrelerde adeta bir akıl tutulmasına dönüşebilmektedir. Seçilmişleri değersizleştirmeye çalışmak ya da onları örgütten bağımsız görmek, demokratik siyasetin ruhuna zarar vermektedir. Çünkü seçilmişlik, sandıkta tecelli eden halk iradesinin somutlaşmış halidir.
Daha da önemlisi, "senin seçicilerin", "benim seçicilerim" gibi ayrıştırıcı söylemlerle parti içinde kamplar oluşturmak, örgüt ruhuna ve birlik anlayışına zarar vermektedir. Bu tür yaklaşımlar, ortak hedefler etrafında kenetlenmesi gereken partileri çıkmaz sokaklara sürükler. Oysa seçiciler de, delegeler de, üyeler de aynı siyasi davanın mensuplarıdır. İnsanları gruplara ayırarak aidiyetlerini sorgulamak, yıllarca emek vermiş parti üyelerine yapılmış büyük bir haksızlıktır. Çünkü hiçbir üye, bir kişinin ya da grubun değil; partinin ve onun temsil ettiği değerlerin neferidir.
Bir siyasi partide örgüt bilinci ne kadar önemliyse, örgütün iradesiyle ve milletin oylarıyla göreve gelmiş seçilmişlere saygı göstermek de o kadar önemlidir. Zira seçilmişler, yalnızca kendilerini değil; partilerini, teşkilatlarını ve kendilerine güven duyan milyonları temsil etmektedirler. Onlara yönelik haksız ithamlar veya itibarsızlaştırma çabaları, aslında temsil edilen iradeye yönelmiş olur.
Elbette siyaset eleştirisiz olmaz. Ancak eleştirinin de bir ahlakı, bir ölçüsü ve bir erdemi olmalıdır. Onurlu olmak; farklı düşünsek bile seçilmişlerin makamına ve temsil ettikleri iradeye saygı göstermeyi gerektirir. Erdemli yaşamak ise kişisel hesapları bir kenara bırakıp ortak hedeflere odaklanabilmektir.
Örgütler, siyasi hareketlerin omurgasıdır.
Unutulmamalıdır ki seçilmişlik tesadüf değildir. Arkasında yılların emeği, teşkilatların fedakârlığı ve en önemlisi milletin takdiri vardır. Bu nedenle seçilmişlere sahip çıkmak, kişilere değil; demokrasiye, kurumsal yapıya ve millet iradesine sahip çıkmaktır.
Bugün siyasetin ihtiyaç duyduğu şey; kişisel çekişmeler değil, örgüt bilinciyle hareket eden, onuru ve erdemi rehber edinen, seçilmişlik makamının değerini bilen bir anlayıştır. Ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan bir siyaset anlayışı hem partiye hem de topluma güç kazandıracaktır. Çünkü güçlü demokrasi, güçlü örgütler ve saygın seçilmişler eliyle yükselir.
Saygılarımla..