CHP'ye yönelik 'mutlak butlan' kararı ve CHP Genel Merkezi'ne polis eşliğinde girilmesi, Malatya Emek ve Demokrasi Platformu tarafından protesto edildi. Platform adına açıklamayı okuyan SOL Parti Malatya İl Başkanı Ali Osman İzci, 'Sokağın sorunlarına çözüm üretemeyen iktidar sahipleri; antidemokratik uygulama ve yöntemlerle halk muhalefetini de susturma yollarını tercih etmekte' dedi.
Malatya Turan Emeksiz Üst Kavşağı'nda, 'Mahkemelerin atadığı kayumlara değil halk iradesine sahip çıkıyoruz', pankartı açan Malatya Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, CHP'ye yönelik 'mutlak butlan' kararı ve CHP Genel Merkezi'ne polis zoru ile girilmesini protesto etti. Platform adına basın açıklamasını SOL Parti Malatya İl Başkanı Ali Osman İzci okudu.
Açıklama sırasında sık sık 'Bu daha başlangıç, mücadeleye devam', 'Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz', 'Faşizme karşı omuz omuza', 'Mutlak butlan diyenler mutlak gidecek' ve 'Susma haykır, darbeye hayır' sloganları atıldı.
Platform adına açıklama yapan SOL Parti Malatya İl Başkanı Ali Osman İzci, şunları söyledi:
'Maalesef sık sık bu alanlarda olmak durumunda kalıyoruz. Tek partili otokratik bir rejimde ne varsa ülkemizde de benzerlerini her gün görmekteyiz. Sokağın sorunlarına çözüm üretemeyen iktidar sahipleri; Antidemokratik uygulama ve yöntemlerle halk muhalefetini de susturma yollarını tercih etmekte. Yoksulluk ve çaresizlik içerisinde sömürülen milyonlar ve bu sefaletten cebini dolduran küçük bir azınlık vardır. Söz söyleme, gösteri yapma, örgütlenme hakkını kullanmanın sonu soruşturma, dava ve cezaevidir. Ayrımcılık, ötekileştirilmek, düşmanlaştırılmak artık olağan hale gelmiştir.'
'BU REJİMİN TOPLUMSAL DESTEĞİ ERİMİŞTİR'
İktidarın toplumda meşruiyetinin kalmadığına belirten İzci, 'Bunun adı, artık değişim deme zamanıdır. Yaşamın gerçekleriyle, bizzat kendi pratiğiyle ülkenin durumunu ve ne hale geldiğini gören yurttaşlar bu rejiminden hızla uzaklaşmaktadır. Rejimin toplumsal desteği erimiş, toplumda meşruiyeti dahi kalmamıştır. Belediye seçimlerinden birinci parti çıkan Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki yenileşme hareketinin egemenleri ne kadar rahatsız ettiği ortadadır. Muhalefetin operasyon görmedik belediyesi kalmamıştır. Buna son olarak CHP'ye kayyum atanması eklenmiştir. Siyaseten yenemediklerini ya kendi partisine geçirerek ya kayyum atayarak ya da hapsederek silmeye çalışan tekçil rejimi, dilediği sonucu elde edemeyince bu sefer topyekün partiyi ele geçirmeye kalkışmıştır.' dedi.
'MUTLAK BUTLAN KARARI, DEMOKRASİNİN RAFA KALDIRILDIĞININ İLANIDIR'
Kararın yargı eliyle alınması ülkede hiçbir kurumun, kişinin hukuki güvenliğinin kalmadığının göstergesi olduğuna dikkat çeken İzci şunları söyledi:
'Bunu yargı eliyle yapıyor olması da bu ülkede artık hiçbir kurumun, kişinin, hukuki güvenliğinin kalmadığının resmidir.
Mutlak butlan kararı, ülkemizde hiçbir şekilde örgütlenme ve demokratik siyaset yapma alanı bırakmayarak demokrasinin rafa kaldırıldığının ilanıdır. Demokrasi, özgürlük, ekmek ve barış mücadelesi her zamankinden daha çetin şartlarda yürütülmek durumundadır.'
'FAŞİZME KARŞI EN YOĞUN KENETLENME VE MÜCADELEYİ YÜRÜTMEK GÖREVİ BİZLERİNDİR'
İzci, demokratik tepkinin yalnızca CHP'ye yönelik saldırılarla sınırlı görülmemesi gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
'Ses çıkaran, yazan, çizen, düşünen hatta nefes alan herkes bu rejim için bir tehdit olarak algılanır hale gelmişse bugünden itibaren faşizme karşı en yoğun kenetlenme ve mücadeleyi yürütmek görevi bizlerindir.
Bu saldırı dalgası CHP'yi de başka bir partiyi de sarsa aynı demokratik tepkiyi göstermekten imtina etmemeliyiz. Faşizme karşı birleşmeyenlerin faşizmin zindanlarında buluşacağı çok açıktır. Kendilerine dikensiz gül bahçesi yaratarak bu zulüm ve sefalet düzeninden zenginleşmeye devam etmek isteyen sömürücülere karşı demokrasi ve özgürlük mücadelesini büyütmek, direnerek kazanmak zorundayız.
Gelinen noktada bırakın siyaset yapmayı nefes alma alanı bile kalmamıştır. Bu ülkenin insanlarını, emekçilerini, gençlerini, kadınlarını, çocuklarını kimse nefessiz bırakamaz. Hiç kimse muhalefetsiz bir toplum yaratmak için yargıyı, kolluğu, devletin imkanlarını kullanamaz. Bugünler geçecek ancak bu karanlık dönemin yarattığı yıkımı bir an bile unutmayacağız, tekrarına da müsaade etmeyeceğiz.'