Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisi tarafından Diyarbakır'da (Amed) düzenlenen ve iki gün sürecek olan Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı’nın açılışında konuştu. Gündeme dair çarpıcı analizlerde bulunan Bakırhan, Türkiye'nin en krizli dönemlerinden birinden geçtiğini vurgulayarak, yargı eliyle siyasetin tasfiye edilmeye çalışıldığını öne sürdü.
"Devr-i Sabık Dönemi Artık Kapanmalıdır"
Türkiye'de gelen her iktidarın bir önceki muhalefetle hesaplaşma yoluna gittiğini belirten Tuncer Bakırhan, bu durumun ülkeye ve demokrasiye büyük zararlar verdiğini ifade etti. Cezaevlerinin ve mahkeme dosyalarının bu hesaplaşmalarla doldurulduğunu söyleyen Bakırhan, artık "devr-i sabık" anlayışından vazgeçilerek acilen demokrasi devrine geçilmesi gerektiğinin altını çizdi.
"Söylüyoruz Ama İktidar Bildiğini Okumaya Devam Ediyor"
Geçmişte kendi partilerine yönelik yapılan TOMA'lı ve kapı kırmalı müdahalelerin yakın zamanda ana muhalefet partisi CHP Genel Merkezi önünde de yaşandığına dikkat çeken Bakırhan, iktidarın baskı politikalarını şu sözlerle eleştirdi:
"Geçmişte biz çokça yaşadık. Kapımızı çaldı TOMA'lar, kapı kırmaları... Hemen geçmiş günlerde de ana muhalefet partisinin kapılarına TOMA'lar dayandı. O kapılar işte balyozlarla kırılarak içeri girildi. Biz artık partilerin kapısına TOMA'lar değil, özgür siyasetin gitmesini söylüyoruz. Söylüyoruz ama iktidar bildiğini okumaya devam ediyor. Kapıları kırarak, yargı sopasıyla muhalefeti dizayn ederek, cezaevlerini seçilmişlerle doldurmanın bu ülkeye ve 86 milyona hiçbir yararı yoktur."
"Kürtler 100 Yıl Sonra Entegre Olmak İstiyor"
Konuşmasında yeni bir çözüm ve demokratikleşme sürecine de değinen DEM Parti Eş Genel Başkanı, bu adımı "demokratik entegrasyon" veya "demokratik bütünleşme" olarak tanımladı. Kürtlerin 100 yıl sonra kendi dili, kimliği ve yerel iradesiyle bu Cumhuriyeti demokratikleştirerek entegre olmak istediğini belirten Bakırhan, iktidarın bu konuda yasal ve somut adımlar atması gerektiğini söyledi.
"İktidarın Bu Konuda Kararlı Olmadığını Belirtiyorlar"
Toplumun iktidarın samimiyetine inanmadığını ve kararlı görmediğini ifade eden Bakırhan, bunun en büyük kanıtı olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmamasını gösterdi. Bakırhan, "Selahattin Demirtaş'ların, Figen Yüksekdağ'ların, Selçuk Mızraklı'ların içeride tutulma sebebi bu hukuki kararların uygulanmamasıdır. Kayyum hukuksuzluğu ve gasbı da bu siyasetin en büyük ayıbıdır. İki ayda bir uzatılan bu kayyum kararları derhal ortadan kaldırılmalıdır" dedi.
"Biz İktidardan Bir İmtiyaz Beklemiyoruz, Buna Tenezzül De Etmeyiz"
Katı merkeziyetçi devlet yapısının halkın hak ve özgürlüklerini engellediğini, yeni yüzyılın "Demokratik Cumhuriyet Yüzyılı" olması gerektiğini ifade eden Bakırhan, DEM Parti belediyelerine yönelik ayrımcı politikalara da değindi:
"Biz iktidardan bir imtiyaz beklemiyoruz, böyle bir talebimiz yok, buna tenezzül de etmeyiz. Biz sadece DEM Parti belediyeleri üzerindeki ayrımcı politikalardan vazgeçilmesini istiyoruz. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanlarımızla konuştum, hizmetler gelip bir yerlere takılıyor. Oysa yerel demokrasinin güçlenmesi Ankara'yı da güçlendirir."
"Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'ndaki Çekinceler Kaldırılsın"
Türkiye’nin kriz ve kaostan kurtulabilmesi için acilen Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na koyduğu çekinceleri kaldırması gerektiğini savunan Tuncer Bakırhan, bu adımın ülkeyi böleceği iddialarının aksine Türkiye'yi daha da demokratikleştireceğini belirterek konuşmasını sonlandırdı.