Yönetmen Hüseyin Karabey, Kadir İnanır’ın hayatını anlatan Kuzeyden Gelen Adam belgeselinin perde arkasını anlattı. Karabey, belgeselin yalnızca bir sinema hikâyesi değil, halktan yana durmanın ve bedel ödemeyi göze alan bir aydın duruşunun kaydı olduğunu vurguladı.
“Kuzeyden Gelen Adam” belgeseli, Türk sinemasının yaşayan hafızası Kadir İnanır’ı yalnızca bir yıldız olarak değil; politik duruşu, halktan yana tavrı ve sinemayı bir sorumluluk alanı olarak gören aydın kimliğiyle ele alıyor. Yönetmen Hüseyin Karabey, belgeselin uzun soluklu yapım sürecini, İnanır’ın neden bu ülke sinemasında ayrıcalıklı bir yerde durduğunu ve bağımsız sinemanın bugün neden sistem tarafından dışlandığını anlattı.
Kişisel Arşivden Türkiye Sinemasının Hafızasına
Karabey, Kadir İnanır’la yollarının iki bin dokuz – iki bin on yıllarında kesiştiğini belirterek, İnanır’ın kişisel arşivinin belgeselin çıkış noktası olduğunu söyledi. On yedi yaşından itibaren biriktirilen fotoğraflar, sekiz milimetrelik kayıtlar, VHS kasetler ve el yazısı notlar, yalnızca bir sanatçının değil, Türkiye sinemasının belleğini oluşturuyordu. Karabey’e göre bu arşiv, sinema tarihine karşı bir sorumluluktu ve mutlaka kayıt altına alınmalıydı.
“Bu Bir Biyografi Değil, Toplumsal Bir Tanıklık”
Karabey, Kadir İnanır gibi bir figür için kurmaca bir biyografi filmi yerine belgesel yapmanın kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Ona göre bu hikâye yalnızca bir sanatçının kariyeri değil; Türkiye’nin politik, kültürel ve toplumsal tarihinin de bir yansımasıydı. Belgesel, zor zamanlarda güçlüden yana değil, haklıdan yana durmanın ne anlama geldiğini gösteren bir tanıklık sunuyor.
Yeşilçam’ın İçinden Çıkan “Görünmez” Filmler
Belgeselde Yeşilçam ile sanat sineması arasındaki yapay ayrım da sorgulanıyor. Karabey, birçok filmin “sakıncalı” bulunarak sistemli biçimde geri plana itildiğini, bu nedenle Kadir İnanır’ın yer aldığı pek çok güçlü yapımın hak ettiği değeri göremediğini ifade etti. Ona göre sanat filmi kavramı sonradan icat edildi; oysa Yeşilçam’ın içinden çıkan çok sayıda cesur ve politik film vardı.
“Her Evden Bir Cenaze Çıkacak”
Kadir İnanır’ın seyirciyle kurduğu bağın bugün eşi benzeri olmadığını söyleyen Karabey, sinemanın bir dönem halkın temel eğlencesi olduğuna dikkat çekti. İnanır’ın “Ben öldüğümde her evden bir cenaze çıkacak” sözlerinin bir abartı olmadığını belirten Karabey, bu bağın hâlâ canlı olduğunu vurguladı.
Aydın Sorumluluğu ve Bedel Ödemek
Belgeselin en çarpıcı anlarından birinde Kadir İnanır, “Ben halkın içinden geldim, onurlu bir yaşam için mücadele ettim. Hiçbir güç karşısında eğilmedim” sözleriyle sinemayı bir direniş alanı olarak gördüğünü dile getiriyor. Karabey’e göre bu duruş, aydın olmanın bedelini göze almak anlamına geliyor. Sağlığı bozulsa da dışlansa da İnanır, durduğu yeri terk etmedi.
Kırgınlıklar da Bu Hikâyenin Parçası
Belgeselde, Kadir İnanır ile Atıf Yılmaz arasında yıllar süren bir kırgınlığa da yer veriliyor. Karabey, bu bölümü özellikle gizlemediklerini, çünkü İnanır’ın yalnızca başarılarıyla değil kırılganlıklarıyla da var olmayı kabul eden bir insan olduğunu ifade etti.
Gösterim Planı ve Yeni Film
Kuzeyden Gelen Adam için gösterimlerin planlandığını belirten Karabey, belgeselin herkesin erişebileceği bir ulusal kanalda yayınlanmasını arzuladığını söyledi. Karabey’in Mehmet Günsür ve Mert Fırat’ın başrollerini paylaştığı yeni filmi Hakikatin Ölümü ise montaj aşamasında ve yaz sonunda festivallerde izleyiciyle buluşması planlanıyor.
“Sorun Seyircide Değil, Sistemde”
Bağımsız sinemanın izlenmediği iddialarına katılmadığını vurgulayan Karabey, asıl sorunun filmlerin dolaşıma sokulmaması olduğunu söyledi. Festivallerde salonların dolduğunu hatırlatan Karabey, ulusal televizyon kanallarının bağımsız filmleri düzenli olarak yayınlaması gerektiğini belirtti. Aksi halde yerli bağımsız sinemanın seyirciden koparak yok olma riskiyle karşı karşıya kalacağını ifade etti.