DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelere ilişkin hükümet sözcülerinin kullandığı dili sert sözlerle eleştirerek, “Bu dil Kürt halkını yaralıyor, adeta HTŞ sözcülüğüne soyunuluyor” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Suriye’nin kuzeyine yönelik saldırılar gündemiyle siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerine başlattıkları ziyaretler kapsamında DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile bir araya geldi. DEVA Partisi Genel Merkezi’nde gerçekleşen görüşmede, Babacan’ın yanı sıra Genel Başkan Vekili İbrahim Çanakcı, Ankara Milletvekili Sadullah Ergin ve Genel Başkan Yardımcısı Seyit Karaca da hazır bulundu.
Yaklaşık iki saat süren görüşmenin ardından taraflar ortak basın açıklaması yaptı.
“Suriye’deki süreci ve saha gözlemlerimizi paylaştık”
Tülay Hatimoğulları, Babacan’a ev sahipliği için teşekkür ederek, Kamışlı’ya yaptıkları ziyaret kapsamında Suriye’deki farklı halk kesimleriyle gerçekleştirdikleri görüşmeleri aktardıklarını söyledi. Hatimoğulları, bölgedeki sivil yurttaşların taleplerini ve sahadan elde edilen gözlemleri Türkiye kamuoyuyla paylaşmanın önemli olduğunu vurguladı.
Hatimoğulları, Tuncer Bakırhan’ın sınır kentlerinde yoğun temaslar yürüttüğünü belirterek, bu süreçte Türkiye’deki olasılıkları ve atılması gereken adımları birlikte değerlendirdiklerini ifade etti.
“Kürt-Arap savaşı örülmeye çalışılıyor”
Suriye’de özellikle Halep’in Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde başlayan saldırılara dikkat çeken Hatimoğulları, Kamışlı’da PYD, ENKS ve farklı siyasi yapıların temsilcileriyle yapılan görüşmelerde önemli değerlendirmeler paylaşıldığını aktardı.
Hatimoğulları’na göre, SDG güçlerinin Rakka ve Deyrizor’dan çekilmesinin temel nedeni, bölgede bir Kürt-Arap çatışmasının kışkırtılmak istenmesi. Uluslararası güçler ve bazı bölge ülkelerinin bu yönde bir senaryo kurmaya çalıştığını söyleyen Hatimoğulları, Kürt güçlerinin böyle bir çatışmanın parçası olmayacaklarını net biçimde ifade ettiklerini aktardı.
Ayrıca, Şam yönetimi ile SDG arasında varılan mutabakatlara Kürt tarafının riayet ettiğini belirten Hatimoğulları, Eşrefiye ve Şeyh Maksut’taki provokasyonların önceden planlandığını, HTŞ’nin ise mutabakata imza atmaktan kaçındığını söyledi.
“Ateşkesi bozan Kürtler algısı doğru değil”
Türkiye’de bazı çevrelerin, Suriye’de ateşkesi Kürtlerin bozduğu yönünde bir algı oluşturmaya çalıştığını vurgulayan Hatimoğulları, bunun gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Kürt tarafının hem 10 Mart mutabakatına hem de Şam’da yapılan görüşmelere bağlı kaldığını dile getirdi.
“Hükümetin kullandığı dil Kürt halkını yaralıyor”
Hatimoğulları, Kamışlı’daki Kürtlerin Türkiye’ye yönelik herhangi bir tehdit oluşturmadığını özellikle vurguladıklarını aktararak, “Biz Türkiye için güvenlik sorunu değiliz. Arap-Kürt savaşına karşı olduğumuz kadar Türk-Kürt çatışmasına da karşıyız” mesajının iletildiğini söyledi.
Türkiye’de hükümet sözcülerinin son dönemdeki açıklamalarını eleştiren Hatimoğulları, “Kullanılan dil Kürt halkını son derece yaralıyor. Suriye’de yaşayan Kürtleri görmeyen, onlara saldıran ve adeta HTŞ sözcülüğüne soyunmuş bir dili asla kabul etmiyoruz. Bu dil değişmelidir” dedi.
“İç barış, Suriye’deki gelişmelere endekslenmemeli”
Türkiye’de iç barış tartışmalarına da değinen Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve demokratik toplum çağrısı hala yerli yerinde durmaktadır” açıklamasını hatırlattı. TBMM çatısı altında kurulan komisyona kamuoyunun büyük beklenti içinde olduğunu belirten Hatimoğulları, iktidarın Türkiye’deki barışı Suriye’de sahada oluşacak duruma göre şekillendirmesini yanlış bulduklarını söyledi.
Bu yaklaşımın Türkiye’nin iç barışını zayıflattığını savunan Hatimoğulları, DEM Parti’nin tutumunun açık ve net olduğunu vurguladı.
“Demokratik Suriye için ortak sorumluluk”
Hatimoğulları, hem Türkiye’de hem de Suriye’de iç barışın tahkim edilmesi gerektiğini ifade ederek, iktidara ve muhalefete çağrıda bulundu. Alevilerden Dürzilere, Hristiyanlardan Türkmenlere, Sünnilerden seküler kesimlere kadar tüm halkların eşit yurttaşlık temelinde yaşayacağı demokratik bir Suriye’nin inşası için herkesin sorumluluk alması gerektiğini söyledi.