Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin, CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'nın iptali ve ihtiyati tedbir kararı vermesinin ardından sular durulmuyor. Kararın hemen ertesi günü CHP Genel Merkezi'ne polisin gaz ve cop kullanarak yaptığı müdahaleye tepkiler çığ gibi büyüyor.
Siyaset dünyasını sarsan bu gelişmeye bir tepki de Diyarbakır'daki sivil toplum kuruluşlarından geldi. Diyarbakır Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, Roboski Parkı'nda bir araya gelerek CHP ile dayanışma içinde olduklarını ilan etti.
"Mutlak Butlan Kararı Hiçbir Siyasi İradenin Hukuki Güvencesinin Kalmadığının Resmi İlanıdır"
Platform adına basın açıklamasını okuyan Sözcü Behçet Barut, Türkiye'nin ağır bir antidemokratik tablo içinde olduğunu savundu. Siyasal partilere dönük yargı müdahalelerini yalnızca tek bir partinin meselesi olarak görmediklerini belirten Barut, bu durumun ülkenin demokratik geleceğine yönelen açık bir tehdit olduğunu söyledi.
Barut, mahkemelerin siyasi talimatlara göre kararlar ürettiğini iddia ederek, "Seçimle kazanılan iradeye kayyum atanmaktadır. Mutlak butlan kararı, bu ülkede artık hiçbir kurumun, hiçbir kişinin, hiçbir siyasi iradenin hukuki güvencesinin kalmadığının resmi ilanıdır" ifadelerini kullandı.
"Bu Yaşananlar Toplumun Demokrasiye Olan İnancını Sarsmıştır"
Polis zoruyla, gaz ve copla genel merkez binasının basılmasının muhalefeti şiddet yoluyla baskı altına almak anlamına geldiğini söyleyen Behçet Barut, diyalog kanalları yerine şiddetin seçilmesinin toplumu daha da kutuplaştırdığını ifade etti.
Barut sözlerini şöyle sürdürdü: "Barış ve demokratik toplum sürecini tartıştığımız bu günlerde yaşanan antidemokratik uygulamalar toplumun ülkede demokrasiye olan inancını sarsmıştır. Demokrasiye darbenin gerçekleştiği bir ülkede demokratik cumhuriyetin inşası zora girecektir."
"Faşist Uygulamalara Sessiz Kalmayacağız"
Kime gelirse gelsin bu tür saldırıların karşısında duracaklarını vurgulayan Platform Sözcüsü Barut, demokratik siyaset alanını daraltan her uygulamanın tüm topluma yapıldığını belirtti. Sandık sonuçlarının kalıcı olması için yargı bağımsızlığının şart olduğuna dikkat çekti.
Ülkedeki ekonomik ve sosyal tahribata da değinen Barut, söz söylemenin ve örgütlenmenin bedelinin soruşturma ya da cezaevi olmaması gerektiğini, baskılara karşı sessiz kalmayacaklarını aktardı.
"Hiç Kimse Muhalefetsiz Bir Toplum Yaratmak İçin Devletin Olanaklarını Kullanamaz"
Mücadeleyi onlarca yıldır bedel ödeyerek yürüttüklerini hatırlatan Barut, bugün gelinen noktada artık ortak bir mücadelenin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Devletin gücünü arkasına alarak muhalefetsiz bir toplum yaratılmasına izin vermeyeceklerini dile getirdi.
Barut, ülkenin ihtiyacı olan kritik süreçte tek çıkış yolunun toplumsal barışı inşa etmek ve ortak mücadeleyi büyütmek olduğunu belirterek açıklamayı sonlandırdı.