Malatya’nın Arguvan ilçesinde her yıl mayıs ayının başında Sarıçiçek Yaylası’na çıkan yetiştiriciler, bu yıl aşırı yağışların azizliğine uğradı. Hava şartları nedeniyle gecikmeli olarak yola koyulan üreticiler, kamyonlarını hazırlayarak zorlu yayla yolculuğunu başlattı.
"Yetiştiricilerimiz 6 Ay Boyunca Yaylada Kalıyor"
Malatya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı İhsan Akın, yayla göçünün başlamasıyla birlikte üreticilerin yoğun bir hazırlık sürecine girdiğini belirtti. Zorlu süreci aktaran Akın, üreticilerin bayram sonrasından itibaren yaylalara çıkış yaptığını söyledi.
Yetiştiricilerin tüm erzak ve malzemelerini pikaplarına doldurarak Sarıçiçek Yaylası'nda çadırlarını kurduğunu ifade eden İhsan Akın, sürecin detaylarını şu sözlerle paylaştı:
"Yetiştiricilerimiz yaklaşık 5-6 ay boyunca, yani 10. ayın sonuna kadar yaylalarda ve meralarda hayvanlarını yayıyor, otlatıyorlar. O süreçte hem sağım yapıyorlar hem de hayvanlarının bakımını ve beslenmesini sürdürüyorlar. Ekim ayının sonu gibi de tekrar yaylalardan köylerine dönüyorlar."
"Devlet Desteğiyle 3 Bin Hayvanlık İşletmeye Ulaştık"
Arguvan ilçesine bağlı Gümüşlü Mahallesi’nde ata mesleğini sürdüren hayvancılık üreticisi Muharrem Koçdağ, dededen kalma mesleği büyüterek dev bir işletmeye dönüştürdüklerini anlattı. Kırsal kalkınma TKDK IPARD programına başvurarak işini büyüttüğünü belirten Koçdağ, şu an 3 bin hayvanlık bir kapasiteye ulaştıklarını aktardı.
Yayla sezonunun gecikmeli de olsa açıldığını müjdeleyen başarılı üretici, hazırlık aşamasını şu sözlerle özetledi:
"Kamyonlarımızı ayarladık, yayla yolculuğu başladı. 3-4 aylık süreç içerisinde çobanlarımızın ve çalışanlarımızın erzaklarını, malzemelerini temin edip yaylaya gidiyoruz. Öncelikle onların barınaklarını hazırlıyor, düzenlerini kuruyoruz. Daha sonra hayvanlarımızın bütün aşılarını tamamlayıp yayyaya çıkıyoruz."
"Bankacıdan Çok Kazanıyorlar Ama Eleman Bulamıyoruz"
İşletmesinde 10 eleman istihdam ettiğini, etlik besicilik ve sağım işlerini ayrı ekiplerle yürüttüğünü belirten Muharrem Koçdağ, sektörün en büyük kanayan yarasına parmak bastı. Çobanlık mesleğinin toplumda küçümsendiğini ancak kazancının çok yüksek olduğunu vurguladı.
Gençlerin köylerden göç etmesi nedeniyle yerli işçi bulamadıklarını ve yabancı uyruklu çalışanlara yönelmek zorunda kaldıklarını belirten Koçdağ, maaşları şu sözlerle ifşa etti:
"Çobanlık denince insanlar küçümseyici bir yaklaşım sergileyebiliyor. Halbuki bugün bir çobanın maaşı; bir memurun, bir emeklinin ya da banka personelinin maaşından daha yüksek. Bugün benim 4 tane sağım çobanım var. Her birine 150 bin lira maaş veriyorum. Kendi ülkemizde çalışacak eleman bulamıyoruz."
"En Büyük Sorunumuz Elektrik Ve Su"
Yayla yaşamındaki altyapı eksikliklerine de dikkat çeken Muharrem Koçdağ, yetkililere seslenerek üreticinin desteklenmesini talep etti. Gençleri hayvancılığa yönlendirmek için teşviklerin artırılması gerektiğini savundu.
Yaylalardaki temel yaşam koşullarının iyileştirilmesini isteyen Koçdağ, konuşmasını şu kritik uyarıyla noktaladı:
"En büyük sorunumuz elektrik ve suyun olmaması. Bunun için buradan ilgili kurumlarımıza seslenmek, sesimizi duyurmak istiyoruz. Biz köylü olarak tarım ve hayvancılıkla uğraştığımız için şehirlerde bazı insanlar ya da kurumlar bizleri küçük görebiliyor. Bu algının kırılması gerekiyor."