Siyaset (Anka) - Anka Haber Ajansı | Haber Girişi: 07.09.2021 - 15:24, Güncelleme: 07.09.2021 - 15:24
kitap

Babacan: Bu milletin iradesi her türlü barajı yıkar

 

Babacan: Bu milletin iradesi her türlü barajı yıkar

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "Belli ki korku bacayı sarmış. Neredeyse baraj yüzde 5 mi olsun, yüzde 7 mi olsun diye papatya falı açacaklar. Hiç merak etmesinler; bu halk, tarihimiz boyunca sistem değişikliği yaparak, seçim mühendisliği yaparak iktidarda kalmak isteyenlerin hevesini kursağında bırakmıştır. Bu seferde bırakacaktır. Ne yaparlarsa yapsınlar, ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Biz şuna inanıyoruz; bu milletin iradesi, her türlü barajı yıkar" dedi.
Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "Belli ki korku bacayı sarmış. Neredeyse baraj yüzde 5 mi olsun, yüzde 7 mi olsun diye papatya falı açacaklar. Hiç merak etmesinler; bu halk, tarihimiz boyunca sistem değişikliği yaparak, seçim mühendisliği yaparak iktidarda kalmak isteyenlerin hevesini kursağında bırakmıştır. Bu seferde bırakacaktır. Ne yaparlarsa yapsınlar, ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Biz şuna inanıyoruz; bu milletin iradesi, her türlü barajı yıkar" dedi. Ali Babacan, partisinin 5. İl Başkanları toplantısında konuştu. Sözlerine DEVA Partisi’nin 51 bin 237 resmî üyesiyle nisan-ağustos arasında üye sayısını en çok artıran ikinci siyasi parti olduğunu belirterek başlayan Babacan, şunları söyledi: "İKTİDARI ELE GEÇİRENİN KENDİNDEN OLMAYANA UYGULADIĞI ZULME GEÇİT VERMEYECEĞİZ" "DEVA Partisi, 9 Mart 2020 günü Türkiye’de siyasete yepyeni bir anlayış getirdi. Neydi bu? Merkezinde insan olan; kapsayıcı, çoğulcu, eşitlikçi, özgürlükçü demokrasiyi hedefleyen bir parti olduğumuzu açıkça, programımızla ilan ettik. ‘Bir toplumsal kesimin bir başka kesim üzerinde tahakküm uygulamasına karşıyız’ dedik. ‘Ezen-ezilen döngüsünü bitireceğiz’ dedik. ‘Üste geçenin altta olanı ezmesine göz yummayacağız’ dedik. O nedenle bir kere daha açıkça ifade etmek istiyorum: DEVA Partisi olarak biz, tek tek her bireyin, kendisini eşit ve onurlu vatandaş hissettiği bir Türkiye için yola çıktık. Ocu-bucu, öteki-beriki demeden, ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, toplumu kutuplara ayırmayan bir siyaset için yola çıktık. Yankı odalarında sadece kendi mahallesinin sesini duyanlara diğerlerini de duyurmak için yola çıktık. Çünkü biz, hep beraber Türkiye’nin sesiyiz. Çünkü biz, toplumsal kesimlerin arasına çekilmiş duvarları indirmek için geliyoruz. Biz, toplumumuzun tüm değerlerinin teminatıyız. Biz, elbette cumhuriyet değerlerinin, kurucu değerlerimizin de teminatıyız. Biz, devletin herhangi bir yaşam tarzını topluma dayatmasının da karşısındayız. Devletin görevi, her bir vatandaşımızın yaşam tarzını olduğu gibi kabul etmek ve bir temel hak olarak korumaktır. Bu nedenle iktidarı ele geçirenin kendinden olmayana uyguladığı zulme geçit vermeyeceğiz. Bu ülkede hiç kimse bir daha üvey evlat muamelesi görmeyecek. Türk-Kürt hiç fark etmez, Sünni-Alevi hiç fark etmez; hedefimiz, bu ülkenin her vatandaşı eşit ve makbul vatandaş olana dek çalışmak. Tek bir kişiyi dahi geride bırakmadan mücadelemize devam edeceğiz. Biz, artık geçmişin travmalarının geleceği esir almasına müsaade etmeyeceğiz. Kimsenin kuşkusu, korkusu, şüphesi olmasın. Bundan sonra her şeyin daha da iyi olacağı bir Türkiye’de yaşayacağız. Artık DEVA Partisi var. "BİZİM TUTUMUMUZ, İKTİDARIN VEYA MAĞDURUN KİM OLDUĞUNDAN BAĞIMSIZ İLKESEL BİR TUTUMDUR" Bir konuya da açıklamak getirmek isterim: Biz yanlışa ve zulme karşı ilkesel bir tutum içindeyiz. Nasıl ki bugün insanların siyasi görüşleri veya yaşam tarzları nedeniyle haksızlığa maruz kalmasını eleştiriyorsak yarın da başkalarının haksızlığa maruz kalmasını engelleyeceğiz. Bizim tutumumuz, iktidarın veya mağdurun kim olduğundan bağımsız ilkesel bir tutumdur. Bugün, haksızlığa maruz kalan kim varsa, onun hakkını savunmaya hazırız ve savunuyoruz. Yarın da kim haksızlığa maruz kalırsa onun hakkını savunacağız ve haksızlığı engellemek için mücadele edeceğiz. Allah nasip eder, milletimiz de takdir ederse biz, iktidar olarak tüm bu haksızlıklara bizzat son vereceğiz. Ülkemizi herkes için özgür, herkes için güvenli bir ülke yapacağız. Burada şunu da söylemek zorundayım: 18 ayrı yerden huzur hakkı adı altında maaş alıp vatandaşın huzurunu çalanlara tabii ki geçit vermeyeceğiz. Gençleri işsiz bırakıp, üçer beşer maaşla kamu kaynaklarını kendilerine bağlayanlara izin vermeyeceğiz. Kamu ihalelerini özel davet usulüyle yaparak, kayırmacılıkla, yolsuzlukla bu ülkeyi fakirleştirenlere elbette dur diyeceğiz. KHK gibi ucube bir yolla binlerce aileyi mağdur edenlerin önünü kapatacağız. Şu bilinsin ki DEVA Partisi, bu milletin alın terini hiç edenlere, hakkını hukukunu çiğneyenlere karşı dimdik duracaktır. Hiç şüpheniz olmasın. BELLİ Kİ KORKU BACAYI SARMIŞ: Bildiğiniz gibi, mevcut iktidarın büyük ve küçük ortakları seçim matematiği hesaplarına girdiler. Halktan aldıkları destek gerileyince, çareyi seçim mühendisliği yapmakta buldular. Belli ki korku bacayı sarmış. Neredeyse baraj yüzde 5 mi olsun, yüzde 7 mi olsun diye papatya falı açacaklar. Hiç merak etmesinler; bu halk, tarihimiz boyunca, sistem değişikliği yaparak, seçim mühendisliği yaparak iktidarda kalmak isteyenlerin hevesini kursağında bırakmıştır. Bu seferde bırakacaktır.  Bu hesaplara girenlerin niyetleri belli. ‘Muhalefetin aleyhine nasıl bir düzenleme yaparız, iktidarımızı bu yolla acaba nasıl uzatırız’ diye şu anda kara kara düşünüyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Biz şuna inanıyoruz; bu milletin iradesi, her türlü barajı yıkar. Biz, doğru bildiğimiz yolda kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz. İKTİDARIN BÜYÜK ORTAĞI SEÇİM PROPAGANDASINA BAŞLADI: Bakıyoruz; iktidarın büyük ortağı, seçim propagandasına başladı. Belli ki mevcut iktidarın seçim bildirgesine, ben ve arkadaşlarımın işin başında olduğu, ortak aklın çalıştırıldığı dönemin başarılarını yazacaklar. Ne yapsınlar? Küçük ortaklarının, krizlerin ortağının geçmişini mi yazsınlar seçim beyannamelerine? Küçük ortaklarının koalisyonda olduğu dönemde, 20’den fazla bankanın battığını mı yazsınlar? Yıllık enflasyonun yüzde 70'leri geçtiğini mi yazsınlar? O dönemde gecelik faizlerin yüzde 7500’ü bulduğunu mu yazsınlar? Bizler ayrıldıktan sonra ortak akıl kalmadı. Mecburen bizim iş başında olduğumuz dönemle övünmek zorunda kalıyorlar. Getirdikleri ucube sistemle üç yıldır ülke ekonomisini tepetaklak aşağı çektiklerinin; işsizliği, yoksulluğu ve enflasyonu büyüttüklerinin de gayet iyi farkındalar. BİR YANDAN MASAL, BİR YANDAN ELEKTRİK FATURASI: Bizden sonra siz bu millete gün yüzü göstermediniz. Başarının esas mimarlarını gizleyerek sadece kendinizi kandırabilirsiniz. Bu milleti kandıramazsınız. Ekonominin hangi dönemde yükseldiğini ve hangi dönemde battığını bu millet gayet iyi görüyor, yaşıyor. Şu çarşıya pazara çıkan, evine 100 liralık, 200 liralık, 300 liralık alışveriş yapan tüm vatandaşlarımız ekonominin gerçeklerinin gayet iyi farkında. Siz ne kadar masal anlatırsanız anlatın. Kimse inanmıyor artık bunlara. Bir yandan masal var, bir yandan elektrik, doğalgaz faturaları var. Biz zamanında bu milletin yüzünü güldürdük. O gün bu gündür bu milletin yüzü gülmüyor. Kimse alışverişe sizin gerçekleri eğip büken rakamlarınızla çıkmıyor. ELBETTE SEÇİM GELECEK... : Eylül ayındayız. Sonbahara geldik. Soğuk havalara doğru yaklaşıyoruz. İnsanlar bu kışı nasıl geçireceklerini şimdiden kara kara düşünüyorlar. Asgari ücretli bir aile için maaşın en az dörtte biri doğalgaza, elektriğe gidecek. Ev kirası, mutfak alışverişi, çocuğun okul masrafı derken yine kimsenin yüzü gülmüyor. Gerçek tablo bu. Ancak buradan ben tüm halkımıza seslenmek istiyorum. Elbette seçim gelecek ve işte ondan sonra halkımız gün yüzü görmeye başlayacak. "ÜLKEMİZİN AYAĞA KALKABİLECEĞİ TEK ZEMİN, HUKUK DEVLETİNİ YENİDEN YAŞATMAK VE İNŞA ETMEKTİR" "Akla, bilime ve güvene dayalı ekonomi politikalarıyla ülkemizi en kısa zamanda düzlüğe çıkaracağız. Hayat pahalılığını azaltıp, işsizliği azaltıp, istihdamı yükselteceğiz. Ekonomi yönetiminin hiçbir safhasında ipe sapa gelmez teorilere ve tezlere müsamaha göstermeyeceğiz. Halkımızın daha fazla yoksullaşmasına müsaade etmeyeceğiz. İşte bu amaçla önce ülkemizi ayağa kaldıracak sapasağlam bir zemini inşa edeceğiz. Ülkemizin ayağa kalkabileceği tek zemin, tüm hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı hukuk devletini yeniden yaşatmak ve inşa etmektir. İlk adımı hukukla atacağız. Ardından ekonomi yönetimine öngörülebilirlik kazandıracağız. Şeffaf olacağız. Hesap verebilir olacağız. Liyakatten şaşmayacağız. Merkez Bankası, TÜİK, SPK, BDDK, EPDK gibi kurumların tam bağımsızlığını tesis edeceğiz. Ekonomi yönetiminde kurumsal kapasiteyi güçlendireceğiz. Merkez Bankası’nı, siyasi baskılara göre değil, fiyat istikrarını hedefleyen, nesnel kriterlere göre karar veren bir üst yönetime kavuşturacağız. Bütçede öngörülebilirliği ve şeffaflığı artıracağız. İsrafı, lüksü, şatafatı ve verimsiz kamu harcamalarını sonlandıracağız. Kural bazlı hareket edeceğiz. Uzun vadeli istikrarı önceleyen bir ekonomi yönetimine kavuşacağız. Kimsenin aklına eseni yapamayacağı bir sistem kuracağız. Büyümede güçlü, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir modeli esas alacağız. Verimliliği kalıcı bir şekilde artıracağız. Sürdürülebilir büyümeyi yakalayacağız. Enflasyonu tek haneye indirip kamu maliyesinde ve dış dengede sürdürülebilirliği sağlayacağız. Ve kapsayıcı büyümeyi elde edeceğiz, yani yoksul ile zengin arasındaki gelir dağılımı uçurumunu yok edeceğiz. Ekonomik büyümeden tüm vatandaşlarımız adil bir şekilde faydalanmasını sağlayacağız."
Pencereyi Kapat
Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "Belli ki korku bacayı sarmış. Neredeyse baraj yüzde 5 mi olsun, yüzde 7 mi olsun diye papatya falı açacaklar. Hiç merak etmesinler; bu halk, tarihimiz boyunca sistem değişikliği yaparak, seçim mühendisliği yaparak iktidarda kalmak isteyenlerin hevesini kursağında bırakmıştır. Bu seferde bırakacaktır. Ne yaparlarsa yapsınlar, ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Biz şuna inanıyoruz; bu milletin iradesi, her türlü barajı yıkar" dedi.
kitaprek

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "Belli ki korku bacayı sarmış. Neredeyse baraj yüzde 5 mi olsun, yüzde 7 mi olsun diye papatya falı açacaklar. Hiç merak etmesinler; bu halk, tarihimiz boyunca sistem değişikliği yaparak, seçim mühendisliği yaparak iktidarda kalmak isteyenlerin hevesini kursağında bırakmıştır. Bu seferde bırakacaktır. Ne yaparlarsa yapsınlar, ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Biz şuna inanıyoruz; bu milletin iradesi, her türlü barajı yıkar" dedi.

Ali Babacan, partisinin 5. İl Başkanları toplantısında konuştu. Sözlerine DEVA Partisi’nin 51 bin 237 resmî üyesiyle nisan-ağustos arasında üye sayısını en çok artıran ikinci siyasi parti olduğunu belirterek başlayan Babacan, şunları söyledi:

"İKTİDARI ELE GEÇİRENİN KENDİNDEN OLMAYANA UYGULADIĞI ZULME GEÇİT VERMEYECEĞİZ"

"DEVA Partisi, 9 Mart 2020 günü Türkiye’de siyasete yepyeni bir anlayış getirdi. Neydi bu? Merkezinde insan olan; kapsayıcı, çoğulcu, eşitlikçi, özgürlükçü demokrasiyi hedefleyen bir parti olduğumuzu açıkça, programımızla ilan ettik. ‘Bir toplumsal kesimin bir başka kesim üzerinde tahakküm uygulamasına karşıyız’ dedik. ‘Ezen-ezilen döngüsünü bitireceğiz’ dedik. ‘Üste geçenin altta olanı ezmesine göz yummayacağız’ dedik. O nedenle bir kere daha açıkça ifade etmek istiyorum: DEVA Partisi olarak biz, tek tek her bireyin, kendisini eşit ve onurlu vatandaş hissettiği bir Türkiye için yola çıktık. Ocu-bucu, öteki-beriki demeden, ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, toplumu kutuplara ayırmayan bir siyaset için yola çıktık. Yankı odalarında sadece kendi mahallesinin sesini duyanlara diğerlerini de duyurmak için yola çıktık. Çünkü biz, hep beraber Türkiye’nin sesiyiz. Çünkü biz, toplumsal kesimlerin arasına çekilmiş duvarları indirmek için geliyoruz. Biz, toplumumuzun tüm değerlerinin teminatıyız. Biz, elbette cumhuriyet değerlerinin, kurucu değerlerimizin de teminatıyız. Biz, devletin herhangi bir yaşam tarzını topluma dayatmasının da karşısındayız. Devletin görevi, her bir vatandaşımızın yaşam tarzını olduğu gibi kabul etmek ve bir temel hak olarak korumaktır. Bu nedenle iktidarı ele geçirenin kendinden olmayana uyguladığı zulme geçit vermeyeceğiz. Bu ülkede hiç kimse bir daha üvey evlat muamelesi görmeyecek. Türk-Kürt hiç fark etmez, Sünni-Alevi hiç fark etmez; hedefimiz, bu ülkenin her vatandaşı eşit ve makbul vatandaş olana dek çalışmak. Tek bir kişiyi dahi geride bırakmadan mücadelemize devam edeceğiz. Biz, artık geçmişin travmalarının geleceği esir almasına müsaade etmeyeceğiz. Kimsenin kuşkusu, korkusu, şüphesi olmasın. Bundan sonra her şeyin daha da iyi olacağı bir Türkiye’de yaşayacağız. Artık DEVA Partisi var.

"BİZİM TUTUMUMUZ, İKTİDARIN VEYA MAĞDURUN KİM OLDUĞUNDAN BAĞIMSIZ İLKESEL BİR TUTUMDUR"

Bir konuya da açıklamak getirmek isterim: Biz yanlışa ve zulme karşı ilkesel bir tutum içindeyiz. Nasıl ki bugün insanların siyasi görüşleri veya yaşam tarzları nedeniyle haksızlığa maruz kalmasını eleştiriyorsak yarın da başkalarının haksızlığa maruz kalmasını engelleyeceğiz. Bizim tutumumuz, iktidarın veya mağdurun kim olduğundan bağımsız ilkesel bir tutumdur. Bugün, haksızlığa maruz kalan kim varsa, onun hakkını savunmaya hazırız ve savunuyoruz. Yarın da kim haksızlığa maruz kalırsa onun hakkını savunacağız ve haksızlığı engellemek için mücadele edeceğiz. Allah nasip eder, milletimiz de takdir ederse biz, iktidar olarak tüm bu haksızlıklara bizzat son vereceğiz.

Ülkemizi herkes için özgür, herkes için güvenli bir ülke yapacağız. Burada şunu da söylemek zorundayım: 18 ayrı yerden huzur hakkı adı altında maaş alıp vatandaşın huzurunu çalanlara tabii ki geçit vermeyeceğiz. Gençleri işsiz bırakıp, üçer beşer maaşla kamu kaynaklarını kendilerine bağlayanlara izin vermeyeceğiz. Kamu ihalelerini özel davet usulüyle yaparak, kayırmacılıkla, yolsuzlukla bu ülkeyi fakirleştirenlere elbette dur diyeceğiz. KHK gibi ucube bir yolla binlerce aileyi mağdur edenlerin önünü kapatacağız. Şu bilinsin ki DEVA Partisi, bu milletin alın terini hiç edenlere, hakkını hukukunu çiğneyenlere karşı dimdik duracaktır. Hiç şüpheniz olmasın.

BELLİ Kİ KORKU BACAYI SARMIŞ: Bildiğiniz gibi, mevcut iktidarın büyük ve küçük ortakları seçim matematiği hesaplarına girdiler. Halktan aldıkları destek gerileyince, çareyi seçim mühendisliği yapmakta buldular. Belli ki korku bacayı sarmış. Neredeyse baraj yüzde 5 mi olsun, yüzde 7 mi olsun diye papatya falı açacaklar. Hiç merak etmesinler; bu halk, tarihimiz boyunca, sistem değişikliği yaparak, seçim mühendisliği yaparak iktidarda kalmak isteyenlerin hevesini kursağında bırakmıştır. Bu seferde bırakacaktır.  Bu hesaplara girenlerin niyetleri belli. ‘Muhalefetin aleyhine nasıl bir düzenleme yaparız, iktidarımızı bu yolla acaba nasıl uzatırız’ diye şu anda kara kara düşünüyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Biz şuna inanıyoruz; bu milletin iradesi, her türlü barajı yıkar. Biz, doğru bildiğimiz yolda kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz.

İKTİDARIN BÜYÜK ORTAĞI SEÇİM PROPAGANDASINA BAŞLADI: Bakıyoruz; iktidarın büyük ortağı, seçim propagandasına başladı. Belli ki mevcut iktidarın seçim bildirgesine, ben ve arkadaşlarımın işin başında olduğu, ortak aklın çalıştırıldığı dönemin başarılarını yazacaklar. Ne yapsınlar? Küçük ortaklarının, krizlerin ortağının geçmişini mi yazsınlar seçim beyannamelerine? Küçük ortaklarının koalisyonda olduğu dönemde, 20’den fazla bankanın battığını mı yazsınlar? Yıllık enflasyonun yüzde 70'leri geçtiğini mi yazsınlar? O dönemde gecelik faizlerin yüzde 7500’ü bulduğunu mu yazsınlar? Bizler ayrıldıktan sonra ortak akıl kalmadı. Mecburen bizim iş başında olduğumuz dönemle övünmek zorunda kalıyorlar. Getirdikleri ucube sistemle üç yıldır ülke ekonomisini tepetaklak aşağı çektiklerinin; işsizliği, yoksulluğu ve enflasyonu büyüttüklerinin de gayet iyi farkındalar.

BİR YANDAN MASAL, BİR YANDAN ELEKTRİK FATURASI: Bizden sonra siz bu millete gün yüzü göstermediniz. Başarının esas mimarlarını gizleyerek sadece kendinizi kandırabilirsiniz. Bu milleti kandıramazsınız. Ekonominin hangi dönemde yükseldiğini ve hangi dönemde battığını bu millet gayet iyi görüyor, yaşıyor. Şu çarşıya pazara çıkan, evine 100 liralık, 200 liralık, 300 liralık alışveriş yapan tüm vatandaşlarımız ekonominin gerçeklerinin gayet iyi farkında. Siz ne kadar masal anlatırsanız anlatın. Kimse inanmıyor artık bunlara. Bir yandan masal var, bir yandan elektrik, doğalgaz faturaları var. Biz zamanında bu milletin yüzünü güldürdük. O gün bu gündür bu milletin yüzü gülmüyor. Kimse alışverişe sizin gerçekleri eğip büken rakamlarınızla çıkmıyor.

ELBETTE SEÇİM GELECEK... : Eylül ayındayız. Sonbahara geldik. Soğuk havalara doğru yaklaşıyoruz. İnsanlar bu kışı nasıl geçireceklerini şimdiden kara kara düşünüyorlar. Asgari ücretli bir aile için maaşın en az dörtte biri doğalgaza, elektriğe gidecek. Ev kirası, mutfak alışverişi, çocuğun okul masrafı derken yine kimsenin yüzü gülmüyor. Gerçek tablo bu. Ancak buradan ben tüm halkımıza seslenmek istiyorum. Elbette seçim gelecek ve işte ondan sonra halkımız gün yüzü görmeye başlayacak.

"ÜLKEMİZİN AYAĞA KALKABİLECEĞİ TEK ZEMİN, HUKUK DEVLETİNİ YENİDEN YAŞATMAK VE İNŞA ETMEKTİR"

"Akla, bilime ve güvene dayalı ekonomi politikalarıyla ülkemizi en kısa zamanda düzlüğe çıkaracağız. Hayat pahalılığını azaltıp, işsizliği azaltıp, istihdamı yükselteceğiz. Ekonomi yönetiminin hiçbir safhasında ipe sapa gelmez teorilere ve tezlere müsamaha göstermeyeceğiz. Halkımızın daha fazla yoksullaşmasına müsaade etmeyeceğiz. İşte bu amaçla önce ülkemizi ayağa kaldıracak sapasağlam bir zemini inşa edeceğiz. Ülkemizin ayağa kalkabileceği tek zemin, tüm hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı hukuk devletini yeniden yaşatmak ve inşa etmektir. İlk adımı hukukla atacağız. Ardından ekonomi yönetimine öngörülebilirlik kazandıracağız. Şeffaf olacağız. Hesap verebilir olacağız. Liyakatten şaşmayacağız. Merkez Bankası, TÜİK, SPK, BDDK, EPDK gibi kurumların tam bağımsızlığını tesis edeceğiz. Ekonomi yönetiminde kurumsal kapasiteyi güçlendireceğiz. Merkez Bankası’nı, siyasi baskılara göre değil, fiyat istikrarını hedefleyen, nesnel kriterlere göre karar veren bir üst yönetime kavuşturacağız. Bütçede öngörülebilirliği ve şeffaflığı artıracağız. İsrafı, lüksü, şatafatı ve verimsiz kamu harcamalarını sonlandıracağız. Kural bazlı hareket edeceğiz. Uzun vadeli istikrarı önceleyen bir ekonomi yönetimine kavuşacağız. Kimsenin aklına eseni yapamayacağı bir sistem kuracağız. Büyümede güçlü, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir modeli esas alacağız. Verimliliği kalıcı bir şekilde artıracağız. Sürdürülebilir büyümeyi yakalayacağız. Enflasyonu tek haneye indirip kamu maliyesinde ve dış dengede sürdürülebilirliği sağlayacağız. Ve kapsayıcı büyümeyi elde edeceğiz, yani yoksul ile zengin arasındaki gelir dağılımı uçurumunu yok edeceğiz. Ekonomik büyümeden tüm vatandaşlarımız adil bir şekilde faydalanmasını sağlayacağız."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
kitaptanı
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.