Annelerimiz ve Türkiye’nin Gerçeği

Abone Ol

Anneler Günü…
Takvimlerde sevginin, fedakârlığın ve şefkatin günü olarak yer alıyor. Çiçeklerin alındığı, güzel sözlerin söylendiği, annelerin hatırlandığı özel bir gün… Ancak Türkiye’nin bugünkü gerçeğine baktığımızda, milyonlarca annenin bu günü buruk, kaygılı ve ağır bir yaşam mücadelesi içinde karşıladığını görmek zorundayız.
Çünkü artık annelik sadece evlat büyütmek değil; aynı zamanda yoksullukla, işsizlikle, güvencesizlikle ve gelecek korkusuyla mücadele etmek anlamına geliyor.
Bugün bir anne pazara çıktığında fileyi dolduramıyor. Market rafları karşısında çocuklarının ihtiyaçları ile bütçesi arasında çaresizce seçim yapmak zorunda kalıyor. Eğitim masrafları, kira yükü, faturalar ve geçim derdi annelerin omuzlarına her geçen gün daha ağır biçimde çöküyor.
Daha da acısı; anneler artık yalnızca ekonomik kaygılar taşımıyor. Evladını güvenle okula gönderememenin, kadın cinayetlerinin, çocuk istismarlarının ve toplumsal şiddetin yarattığı korkuyla yaşıyor. Gençlerin umutsuzluğu, işsizliği ve geleceksizliği ise annelerin yüreğinde derin bir yara hâline geliyor.
Bir ülkenin gerçek huzuru, annelerin huzurundan anlaşılır. Eğer anneler kaygılıysa, toplum da huzursuzdur. Eğer anneler geleceğe umutla bakamıyorsa, o ülkede hiçbir başarı hikâyesi tam anlamıyla gerçek değildir.
Oysa anneler yalnızca ailelerin değil, toplumun da temel direğidir. Üreten, emek veren, büyüten, dayanışmayı ayakta tutan en büyük güçtür. Buna rağmen kadın emeği hâlâ değersiz görülüyor; anneler sosyal desteklerden yeterince yararlanamıyor. Kreş hakkı, eşit ücret, güvenceli çalışma ve sosyal adalet gibi en temel haklar yıllardır öteleniyor.
Türkiye’nin artık annelerin yükünü hafifleten bir anlayışa ihtiyacı vardır. Kadınların sosyal yaşamda ve çalışma hayatında eşit şartlarda yer alabildiği, çocukların güven içinde büyüyebildiği, hiçbir annenin yoksulluk nedeniyle çaresiz bırakılmadığı bir düzen mümkündür.
Bu Anneler Günü’nde sadece kutlama yapmak yetmez; annelerin yaşadığı gerçekleri görmek ve çözüm üretmek gerekir.
Evladını kaybeden anneleri…
Depremde çocuklarını yitiren anneleri…
Adalet arayan anneleri…
Hayat mücadelesi veren tüm kadınları unutmadan…
Başta şehit anneleri olmak üzere, emeğiyle hayatı büyüten bütün anneleri saygıyla selamlıyoruz.
Dileğimiz; annelerin korkuyla değil umutla yaşadığı, çocukların geleceğe güvenle baktığı, adaletin ve huzurun hâkim olduğu bir Türkiye’dir.
Saygılarımla...