Alevi örgütleri, Suriye’deki Alevi toplumunun yaşadığı sorunlar ve güncel talepler için medya buluşması düzenledi. Yapılan açıklamalarda, Suriye’de yaşanan katliamların Türkiye medyasında yeterince yer bulmadığı vurgulanırken, “Biz bu ülkenin zenginliğiyiz” mesajı öne çıktı.
Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Suriye’deki Alevi toplumunun sorunları ve güncel taleplerine ilişkin medya buluşması gerçekleştirdi.
Toplantıda hem Türkiye’de hem de Suriye’de yaşayan Alevilerin yaşadığı sorunların medyada yeterince yer bulmadığına dikkat çekilirken, Alevi örgütleri “Bizim hangi inanca, hangi etnik kimliğe sahip olduğumuza bakmaksızın bu ülkede medyadan tutun yönetenlere kadar herkesin varlığımızı görmezden gelmesi bu ülkenin bir eksiğidir. Biz bu ülkenin zenginliğiyiz” açıklamasında bulundu.
“Suriye’de yaşanan soykırım Türk medyasında yeterince gündeme alınmıyor”
Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Arslan, Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesinin ve kurumların verdiği çabanın basında yeterince yer almamasının kaygı verici olduğunu söyledi.
Arslan, Esad iktidarının sona ermesinin ardından Şam’ın HTŞ’ye teslim edildiğini belirterek, Suriye’de Alevilerin soykırıma maruz kaldığını, kadınların kaçırıldığını, satıldığını ve cinsel saldırıya uğradığını ifade etti. Türkiye ve Avrupa’daki Alevi örgütlerinin yaşananları dünya kamuoyuna taşımaya çalıştığını vurgulayan Arslan, Türkiye medyasının bu süreci yeterince gündeme almamasının endişe yarattığını dile getirdi.
“Katliamlara karşı sessizlik politikası var”
HTŞ’nin yalnızca Alevilere değil, Dürzilere, Hristiyanlara, Kürtlere ve seküler yaşamdan yana Sünnilere de düşmanlık güttüğünü söyleyen Arslan, bu yapının geçmişinin IŞİD ve El Kaide’ye uzandığını hatırlattı. Arslan, birçok ülkenin HTŞ’ye siyasi, lojistik ve ekonomik destek verdiğini belirterek, Suriye’deki halklara yönelik katliamlar karşısında bir sessizlik ve seyretme politikasının yürütüldüğünü savundu.
Bakanlıklara görüşme talebi yanıtsız kaldı
Ocak iki bin yirmi beşte TBMM’de siyasi parti grup başkan vekilleriyle görüştüklerini aktaran Arslan, Aleviler başta olmak üzere Suriye’deki tüm inanç gruplarının can güvenliği olmadığını anlattıklarını söyledi. Dışişleri ve İçişleri Bakanlıklarına yapılan görüşme taleplerine yanıt alamadıklarını belirten Arslan, insani yardım koridorunun açılması ve bağımsız bir gözlem heyetinin bölgeye gönderilmesi çağrısında bulundu.
“Cemevleri kültür tesisi değil, ibadethanedir”
Arslan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı “asimilasyon kurumu” olarak nitelendirerek, yapılan mevzuat değişikliklerinde cemevlerinin ibadethane olarak tanımlanmamasının inkâr politikasının yeni bir göstergesi olduğunu söyledi.
“Biz bu ülkenin zenginliğiyiz”
Arslan konuşmasını, Alevilerin ve diğer tüm halkların bu ülkenin zenginliği olduğunu vurgulayarak tamamladı.
Türkiye Alevi Federasyonu: Cemevlerinin resmi statüsü sağlanmalı
Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevi toplumunun sorunlarının görmezden gelinmesinin rahatsız edici olduğunu belirtti. Koç, cemevlerinin ibadethane olduğunun toplumda kabul gördüğünü, devletin de bunun resmi statüsünü bir an önce tanıması gerektiğini ifade etti.
Koç ayrıca Türkiye’nin güneyinde yaşanan gelişmelere dikkat çekerek, ülkede hem Alevilerin hem de Sünnilerin hızlı bir asimilasyon süreciyle karşı karşıya kaldığını, bunun ciddi toplumsal riskler barındırdığını söyledi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği: Medya sorumlu davranmalı
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ise Suriye’de yaşanan toplu infazlar, katliamlar ve kadınlara yönelik şiddetin yeterince görünür kılınmadığını belirtti. Bazı medya organlarının taraflı yayın yaptığını savunan Erçe, basının doğru bilgi kaynaklarına dayanarak hareket etmesi ve Alevilerin yaşadığı hak ihlallerine daha fazla yer vermesi gerektiğini ifade etti.