Didim Belediyesi ve Livaneli Vakfı tarafından düzenlenen 5. Akdeniz Edebiyat Günleri, tarihi Apollon Tapınağı’nda yapılan açılış töreniyle başladı.
“Düşünce, Yaratı, Demokrasi” temasıyla gerçekleştirilen etkinliğin açılışına Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, sanatçı Zülfü Livaneli, eski CHP Genel Başkanı Murat Karayalçın ve çok sayıda davetli katıldı.
Törende konuşan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, konuşmasına CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in mesajını okuyarak başladı. Gençay, Didim’in yalnızca bir turizm kenti değil; aynı zamanda aklın, düşüncenin, felsefenin ve özgür sorgulamanın izlerini taşıyan özel bir coğrafya olduğunu ifade etti.
Gençay, yaklaşık 2 bin 600 yıl önce bu topraklarda insanların gökyüzüne sadece bakmadığını, onu anlamaya çalıştığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Yaklaşık 2 bin 600 yıl önce bu topraklarda insanlar gökyüzüne sadece bakmadı, onu anlamaya çalıştı, yeni sorular sordu. Aklın büyük yürüyüşü böyle başladı. Thales ile doğayı ve evreni anlamaya çalışan insan aklı, zamanla kendine ve adalet arayışına yöneldi.”
Gençay, insanlığın evrensel vicdanının, gücü elinde bulunduranların koyduğu kurallardan üstün olduğunu vurgulayarak, bu kadim sesin herkese haksızlık karşısında “Hayır” diyebilme cesareti verdiğini söyledi.
“Edebiyat İtirazın Dilidir”
Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Akdeniz Edebiyat Günleri’nin bu yılki temasının adalet, özgürlük, eşitlik ve bilime uzanan yolu yeniden hatırlattığını dile getirdi.
Gençay, edebiyatın yalnızca estetik bir üretim alanı olmadığını; aynı zamanda insanın kendisini, dünyayı ve başkalarını anlama çabasının güçlü bir ifadesi olduğunu söyledi.
“Düşünceye giden yolu açmak, aklın özgürleşeceği yolun ilk taşlarını döşemek... Miletos’un insanlığa bıraktığı en büyük armağanlardan biri buydu. Çünkü edebiyat da tıpkı felsefe gibi insanın dünyayı, kendisini ve başkalarını anlama çabasının ürünüdür. Vicdanın, empatinin ve itirazın dilidir.”
Gençay, haksızlığa karşı çıkanların, eşitliği savunanların, barışı düşleyenlerin ve daha iyi bir dünya isteyenlerin sesinin çoğu zaman önce edebiyatla duyulduğunu belirtti.
“Didim’den Yükselen Çağrı Barış ve Diyalog Çağrısıdır”
Akdeniz’in tarih boyunca farklı dilleri, inançları ve kültürleri bir arada yaşatan büyük bir medeniyet havzası olduğunu ifade eden Gençay, Didim’den yükselen çağrının önemine dikkat çekti.
Gençay’a göre bu çağrı; barış için daha fazla diyalog, özgürlük için daha fazla düşünce, demokrasi için daha fazla katılım ve insanlık için daha fazla kültür, sanat ve edebiyat anlamı taşıyor.
Apollon Tapınağı’nın tarihi atmosferinde yapılan açılış, edebiyatın sadece geçmişe değil, bugünün toplumsal sorunlarına ve geleceğin ortak yaşam idealine de seslendiğini bir kez daha ortaya koydu.
“Baskı Olmayınca Özgür Düşünce Gelişti”
Açılış töreninde konuşan eski CHP Genel Başkanı Murat Karayalçın da bölgenin tarihsel birikimine dikkat çekti.
Karayalçın, Didim ve çevresinin tarih boyunca edebiyatın, felsefenin ve bilimin önemli merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Bölgedeki eski kent yönetimlerinde monarşi ve ruhban sınıfının bulunmamasının özgür düşünce ortamını güçlendirdiğini ifade etti.
Karayalçın, şunları kaydetti:
“Bu bölge edebiyatın, felsefenin, bilimin ve bunlarla bağlantılı bütün değerlendirmelerin yüz yıllar boyunca merkezi olmuş. 3 bin yıl geriye gidiyorum. Buranın yönetim şekli, o tarihlerde bu bölgedeki kentlerin yönetim şekli bana göre özel bir önem taşıyor. Monarşi yok, ruhban sınıfı da yok.”
Karayalçın, baskının olmadığı yerlerde insan aklının, mantığın ve belagatin daha yoğun biçimde geliştiğini belirterek, merkezi yönetimin güçlü baskısının bulunmadığı bu coğrafyada düşünsel gelişimin kendiliğinden ortaya çıktığını ifade etti.
“Burası Bir Vahiy Merkezi”
Sanatçı Zülfü Livaneli ise konuşmasında Apollon Tapınağı ve Miletos üzerinden akıl ile inanç arasındaki tarihsel gerilime dikkat çekti.
Livaneli, Apollon Tapınağı’nın tarihsel önemini vurgulayarak, “Burası bir vahiy merkezi. Bir de burada Miletos var” dedi.
Livaneli, o dönemde vahiylerin rahipler aracılığıyla elçilere, elçiler aracılığıyla da şehirlere aktarıldığını; şehir yönetimlerinin de bu anlayış üzerinden şekillendiğini ifade etti.
Ancak aynı coğrafyada, Miletos’ta insan aklını merkeze alan bilimsel düşüncenin filizlendiğine dikkat çekti.
“Akıl ile İnanç Arasındaki En Büyük Çelişki Bu Coğrafyada Yaşandı”
Zülfü Livaneli, Miletos’ta akli bilimlerin gelişmesini insanlık tarihi açısından önemli bir dönemeç olarak değerlendirdi.
Livaneli, “Vahiylerle yönetilen dünyada, buraya çok yakın bir yerde, Miletos’ta akli bilimler yeşeriyor” diyerek, bu coğrafyanın dünya düşünce tarihinde özel bir yer tuttuğunu söyledi.
Livaneli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz gökten gelen vahiylerle değil, insan aklının bulduklarıyla, gördüklerimizle, doğayı inceleyerek, gökyüzünü inceleyerek kararlar vereceğiz, keşfedeceğiz, sırrı keşfedeceğiz ama bunu akılla yapacağız diyorlar. Dünyanın bu en büyük çelişkisini, inanç ve akıl arasındaki bu en büyük çelişkisini bu coğrafya yaşamış.”
“Gazi Mustafa Kemal Kilit Taşıdır”
Zülfü Livaneli, konuşmasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet açısından taşıdığı tarihsel role de vurgu yaptı.
Livaneli, Atatürk’ün yalnızca bir kurucu lider olmadığını, farklı coğrafyalardan gelen insanları ortak bir millet kimliği etrafında birleştiren temel değer olduğunu söyledi.
“Bizim bütün dünyaya anlatmaya çalıştığımız şey şu: Gazi Mustafa Kemal kilit taşıdır. Bu yüzden bu kadar büyük hücumlar oluyor içeriden, dışarıdan.”
Livaneli, Atatürk’ün bıraktığı mirası lekelemek isteyenler olduğunu belirterek, Cumhuriyet’in dayandığı ortak değerlerin korunması gerektiğini ifade etti.
Atatürk’ün Girit’ten, Kafkasya’dan, Rumeli’den, Karadeniz’den ve farklı coğrafyalardan gelen insanları bir millet hâline getiren kilit taşı olduğunu söyleyen Livaneli, “Bu kilit taşını ve bu binayı yıktırmamaya çalışıyorlar. Yıkılmayacak” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Akdeniz Edebiyat Günleri’nde Ortak Mesaj: Düşünce, Demokrasi ve Özgürlük
Apollon Tapınağı’nın tarihi atmosferinde başlayan Akdeniz Edebiyat Günleri, edebiyatın toplumsal hafızadaki yerini bir kez daha gündeme taşıdı.
Açılışta yapılan konuşmalarda; özgür düşüncenin, aklın, bilimin, demokrasinin ve kültür-sanatın önemi öne çıktı. Didim’den verilen mesaj ise net oldu: Edebiyat, yalnızca kelimelerle kurulan bir dünya değil; vicdanın, itirazın ve ortak geleceğe duyulan umudun sesidir.