Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | Haber Girişi: 06.06.2022 - 17:56, Güncelleme: 06.06.2022 - 18:17

3600 Ek Göstergenin Ayrıntıları Belli Oluyor

 

3600 Ek Göstergenin Ayrıntıları Belli Oluyor

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önemli açıklamalarda bulunuyor.
Bakanlar toplantısı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de sona erdi. Toplantı tam 2 saat 45 dakika sürdü. Toplantının ardından Erdoğan açıklamalarda bulunuyor. Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle; "Altını bir kez daha çizerek belirtmek istiyorum ki Türkiye artık siyasi ve güvenlik önceliklerini bizzat kendisi tayin eden ve uygulayabilen bağımsız bir ülkedir. Türkiye artık kendi ekonomik ve sosyal programlarını geliştirebilen ve hayata geçirebilen güçlü bir ülkedir. Artık bütün yazışmalarımızda devletin bütün kurumları Turkey diye bir ifade değil, Türkiye ifadesini kullanacaklardır. BM'de de bu yazışma tamamıyla gündeme girmiş durumdadır. Düne kadar bize 'Yapamazsınız' dedikleri ne varsa yaptık. Sınır ötesi harekatlarımızdan NATO içindeki tartışmalarımıza her alanda bu idrak noksanlığının emarelerini görmek mümkündür. Biz ne yaptığımızı, niçin yaptığımızı biliyoruz. Milletim gönlünü ferah tutsun. Ödediğimiz her bedele, çektiğimiz her sıkıntıya, sırtlandığımız her yüke değecek parlak bir gelecek bizi bekliyor. Milletim müsterih olsun. Parlak bir gelecek bizi bekliyor. Ülkesinin ve milletinin geleceği için hayali olmayanların vizyon peşinde koşması da mümkün değildir. Bizim hayallerimiz de, vizyonlarımız da, hedeflerimiz de milletimizin güvenli, müreffeh geleceği içindir. 11 yıl önce 2023 hedeflerimizi ilk ilan ettiğimizde birileri dudak bükmüş, göz süzmüş, bizi eleştirmişti. Bugün de 2053 vizyonumuzla ilgili benzer tavırlar görüyoruz. Bir süredir 'bizden sonraki nesillere bırakacağımız en büyük mirasımız' diye tarif ettiğimiz 2053 vizyonumuzu somut adımlara dönüştürecek hazırlıkları titizlikle yürütüyoruz. Ekolojik koridorlar belirledik. Salda'yı belirledik. Bunlar üzerinde çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Hedefimiz Evliya Çelebi'nin 'bir sincabın Edirne'den Kars'a toprağa basmadan ağaçtan ağaca gidebildiği Anadolu' tasvirini hayata geçirmektir. Bisiklet yollarıyla, yürüyüş yollarıyla, çevre dostu sokaklarıyla, gürültü bariyerleriyle ve daha pek çok projeyle şehirlerimizin kalitesini yükselttik. Dünyamızın geleceğinde taşıdığı önem sebebiyle 2053 vizyonumuzun merkezine iklim değişikliğiyle mücadele politikalarımızı yerleştirdik.   Bu çerçevede enerjide güneşten rüzgara yenilenebilir kaynaklara yaptığımız yatırımları daha da artırıyoruz. Ulaştırmada temiz ulaşım alanı genişletiyor, demiryolu ve denizyolu taşımacılığını teşvik ediyoruz. Tarımda iklim dostu tarımsal destekleme modeliyle tarladan soframıza uzanan sürdürülebilir bir sistem kuruyoruz. Atık yönetiminde sıfır atık seferberliğiyle geri kazanım oranını yüzde 60'lara çıkarmayı hedefliyoruz. Konutta insanımıza daha sağlıklı ve güvenli yerleşim alanı sunuyoruz. Türkiye'nin geldiği yol özellikle bunu yol ayrımı kabul edecek olursak en çok tartışmaya sebep olan tercihi ekonomi programı olmuştur. Bütün dünyaları faiz, enflasyon, kur ilişkisi üzerine kurulu kabullerden ibaret kesin inançlılar ülkemizin yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyüme stratejisini bile anlamamaktadır. Enflasyon bir sorundur. Ama Türkiye'nin sorunlarının asıl sebebi ve çözüm yolu tek başına bu başlık kesinlikle değildir. Öyle olsaydı geçmişte sayısız defa uygulanan enflasyonla mücadele merkezli ekonomi programları sayesinde ülkemiz tüm sorunlarını çözmüş olurdu. Ülkemizde bizim programımıza kadar bu teşhisin kasıtlı olarak yanlış konduğu ve kasıtlı olarak yanlış tedavilerin uygulandığı da bir gerçektir. Batı'nın ekonomi mecralarına göbek bağıyla tabi olanlara göre enflasyon insanların ve kamunun aşırı tüketiminden kaynaklanıyor. Yüksek faizle cebi dolan içerideki bir avuç kuru kesim kazanıyor. Onlarla birlikte yükselen faizlere ve değerlenen liraya heveslenerek dışarıdan gelen sıcak sahibi fonlar, ucuzlayan döviz sebebiyle ülkeyi yabancı tüketim ürünleri pazarı haline getirenleri de unutmamak lazım. Kaybeden; üretimin düşmesi sebebiyle geleceği kararan milyonlar. Biz tercihlerimizi ellerini ovuşturanlardan yana değil, istihdamı koruyarak milyonlardan yana kullandık. Hadi bize inanmıyorlar, hiç değilse kendi putlarına, kendi ideolojik efendilerine kulak versinler. Uluslararası kuruluş başkanları bile açıkça enflasyonla ve faizle ilgili ezberlerin bozulması gerektiğini söylüyor. Teknik anlamda enflasyon değil, fiili bir hayat pahalılığı sorunu vardır. Yaşananlara enflasyon diyebilmemiz için kamunun harcama disiplinin kaybolması gerekir. Bizim 19 yıldır üzerinde en çok hassasiyet gösterdiğimiz konu bütçe disiplinidir. BES'te 300 milyar liralık birikim oluştur. Bireysel döviz hesaplarının tutarı 110 milyar dolara çıktı. Şimdi gelelim en kritik soruya: Bu programla insanlarımızın hayatını zorlaştıran fiyat artışlarını nasıl engelleyeceğiz? Fiyat artışları normal şartlarda ya üretim azlığı ya da talep fazlalığı sebebiyle ortaya çıkar. Bizde enflasyonun sebebi olarak gösterilen bütçe açığı da tasarruf eksiği de olmadığına göre talep artışlı fiyat artışından söz edilemez. Üretimde de üstesinden gelinemeyecek sıkıntıyla karşı karşıya değiliz. Sorunun bir tarafında vatandaşlarımızın bir kısmının tasarruflarını hala döviz cinsinden yapmaktaki ısrarı vardır. Dİğer tarafında ise ihtiyaca bağlı döviz talebi vardır. Bunun için vatandaşlarımıza kur korumalı mevduat gibi kur ve altın hesabına dayalı konut kredisi gibi alternatifler sunuyoruz. Kimse bizden şunu beklemesin, bu iktidar faizi artırmayacaktır. Tam aksine, faizi düşürmeye devam edeceğiz. Memurlarımızın ek gösterge düzenlemesiyle ilgili çalışmayı tamamladık. Meclisimizin takdirine sunacak safhaya getirdik. Bu konu ilk gündeme geldiğinde öğretmenlerimize, polislerimize, sağlık çalışanlarımıza ve din görevlilerimize ek göstergelerini 3600'e çıkarma sözü vermiştik. Şartlarımızı zorlama pahasına kamu çalışanları lehine bir fedakarlıkta bulunarak tüm memurlarımızın ek göstergelerinde 600 puanlık bir yükseltmeye gitmeyi kararlaştırdık. Ülkemizdeki 5,3 milyon kamu görevlimizin tamamı önümüzdeki yıl başından itibaren bu düzenlemeden yararlanacaktır. 1. dereceye gelmiş olma şartıyla söz verdiğimiz tüm meslek gruplarındaki hak sahipleri hemen 3600 ek göstergeye yükseltilecektir. Bunun yanında, genel müdür yardımcılarının ek göstergeleri 4400'e, şube ve ilçe müdürlerinin ek göstergeleri de 3000'e çıkartılacaktır. Ek gösterge düzenlemesi memurlarımızın emekli ikramiye ve maaşlarında ciddi kazanımlar getiriyor. Ek göstergesi 3600'e çıkan 30 yıllık hizmeti bulunan bir memurun emekli maaşı 1234-1391 TL arasında, emekli ikramiyesi ise 44 500 - 50 150 lira arasında artacaktır. Son dakika haberinin ayrıntıları hazırlanıyor...
Pencereyi Kapat
Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önemli açıklamalarda bulunuyor.

Bakanlar toplantısı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de sona erdi. Toplantı tam 2 saat 45 dakika sürdü. Toplantının ardından Erdoğan açıklamalarda bulunuyor.

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle;

"Altını bir kez daha çizerek belirtmek istiyorum ki Türkiye artık siyasi ve güvenlik önceliklerini bizzat kendisi tayin eden ve uygulayabilen bağımsız bir ülkedir. Türkiye artık kendi ekonomik ve sosyal programlarını geliştirebilen ve hayata geçirebilen güçlü bir ülkedir.

Artık bütün yazışmalarımızda devletin bütün kurumları Turkey diye bir ifade değil, Türkiye ifadesini kullanacaklardır. BM'de de bu yazışma tamamıyla gündeme girmiş durumdadır. Düne kadar bize 'Yapamazsınız' dedikleri ne varsa yaptık.

Sınır ötesi harekatlarımızdan NATO içindeki tartışmalarımıza her alanda bu idrak noksanlığının emarelerini görmek mümkündür. Biz ne yaptığımızı, niçin yaptığımızı biliyoruz. Milletim gönlünü ferah tutsun. Ödediğimiz her bedele, çektiğimiz her sıkıntıya, sırtlandığımız her yüke değecek parlak bir gelecek bizi bekliyor. Milletim müsterih olsun. Parlak bir gelecek bizi bekliyor.

Ülkesinin ve milletinin geleceği için hayali olmayanların vizyon peşinde koşması da mümkün değildir. Bizim hayallerimiz de, vizyonlarımız da, hedeflerimiz de milletimizin güvenli, müreffeh geleceği içindir. 11 yıl önce 2023 hedeflerimizi ilk ilan ettiğimizde birileri dudak bükmüş, göz süzmüş, bizi eleştirmişti. Bugün de 2053 vizyonumuzla ilgili benzer tavırlar görüyoruz. Bir süredir 'bizden sonraki nesillere bırakacağımız en büyük mirasımız' diye tarif ettiğimiz 2053 vizyonumuzu somut adımlara dönüştürecek hazırlıkları titizlikle yürütüyoruz.

Ekolojik koridorlar belirledik. Salda'yı belirledik. Bunlar üzerinde çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Hedefimiz Evliya Çelebi'nin 'bir sincabın Edirne'den Kars'a toprağa basmadan ağaçtan ağaca gidebildiği Anadolu' tasvirini hayata geçirmektir. Bisiklet yollarıyla, yürüyüş yollarıyla, çevre dostu sokaklarıyla, gürültü bariyerleriyle ve daha pek çok projeyle şehirlerimizin kalitesini yükselttik. Dünyamızın geleceğinde taşıdığı önem sebebiyle 2053 vizyonumuzun merkezine iklim değişikliğiyle mücadele politikalarımızı yerleştirdik.

 

Bu çerçevede enerjide güneşten rüzgara yenilenebilir kaynaklara yaptığımız yatırımları daha da artırıyoruz. Ulaştırmada temiz ulaşım alanı genişletiyor, demiryolu ve denizyolu taşımacılığını teşvik ediyoruz. Tarımda iklim dostu tarımsal destekleme modeliyle tarladan soframıza uzanan sürdürülebilir bir sistem kuruyoruz. Atık yönetiminde sıfır atık seferberliğiyle geri kazanım oranını yüzde 60'lara çıkarmayı hedefliyoruz. Konutta insanımıza daha sağlıklı ve güvenli yerleşim alanı sunuyoruz.

Türkiye'nin geldiği yol özellikle bunu yol ayrımı kabul edecek olursak en çok tartışmaya sebep olan tercihi ekonomi programı olmuştur. Bütün dünyaları faiz, enflasyon, kur ilişkisi üzerine kurulu kabullerden ibaret kesin inançlılar ülkemizin yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyüme stratejisini bile anlamamaktadır.

Enflasyon bir sorundur. Ama Türkiye'nin sorunlarının asıl sebebi ve çözüm yolu tek başına bu başlık kesinlikle değildir. Öyle olsaydı geçmişte sayısız defa uygulanan enflasyonla mücadele merkezli ekonomi programları sayesinde ülkemiz tüm sorunlarını çözmüş olurdu. Ülkemizde bizim programımıza kadar bu teşhisin kasıtlı olarak yanlış konduğu ve kasıtlı olarak yanlış tedavilerin uygulandığı da bir gerçektir. Batı'nın ekonomi mecralarına göbek bağıyla tabi olanlara göre enflasyon insanların ve kamunun aşırı tüketiminden kaynaklanıyor. Yüksek faizle cebi dolan içerideki bir avuç kuru kesim kazanıyor. Onlarla birlikte yükselen faizlere ve değerlenen liraya heveslenerek dışarıdan gelen sıcak sahibi fonlar, ucuzlayan döviz sebebiyle ülkeyi yabancı tüketim ürünleri pazarı haline getirenleri de unutmamak lazım. Kaybeden; üretimin düşmesi sebebiyle geleceği kararan milyonlar. Biz tercihlerimizi ellerini ovuşturanlardan yana değil, istihdamı koruyarak milyonlardan yana kullandık.

Hadi bize inanmıyorlar, hiç değilse kendi putlarına, kendi ideolojik efendilerine kulak versinler. Uluslararası kuruluş başkanları bile açıkça enflasyonla ve faizle ilgili ezberlerin bozulması gerektiğini söylüyor.

Teknik anlamda enflasyon değil, fiili bir hayat pahalılığı sorunu vardır. Yaşananlara enflasyon diyebilmemiz için kamunun harcama disiplinin kaybolması gerekir. Bizim 19 yıldır üzerinde en çok hassasiyet gösterdiğimiz konu bütçe disiplinidir. BES'te 300 milyar liralık birikim oluştur. Bireysel döviz hesaplarının tutarı 110 milyar dolara çıktı.

Şimdi gelelim en kritik soruya: Bu programla insanlarımızın hayatını zorlaştıran fiyat artışlarını nasıl engelleyeceğiz? Fiyat artışları normal şartlarda ya üretim azlığı ya da talep fazlalığı sebebiyle ortaya çıkar. Bizde enflasyonun sebebi olarak gösterilen bütçe açığı da tasarruf eksiği de olmadığına göre talep artışlı fiyat artışından söz edilemez. Üretimde de üstesinden gelinemeyecek sıkıntıyla karşı karşıya değiliz. Sorunun bir tarafında vatandaşlarımızın bir kısmının tasarruflarını hala döviz cinsinden yapmaktaki ısrarı vardır. Dİğer tarafında ise ihtiyaca bağlı döviz talebi vardır. Bunun için vatandaşlarımıza kur korumalı mevduat gibi kur ve altın hesabına dayalı konut kredisi gibi alternatifler sunuyoruz.

Kimse bizden şunu beklemesin, bu iktidar faizi artırmayacaktır. Tam aksine, faizi düşürmeye devam edeceğiz.

Memurlarımızın ek gösterge düzenlemesiyle ilgili çalışmayı tamamladık. Meclisimizin takdirine sunacak safhaya getirdik. Bu konu ilk gündeme geldiğinde öğretmenlerimize, polislerimize, sağlık çalışanlarımıza ve din görevlilerimize ek göstergelerini 3600'e çıkarma sözü vermiştik. Şartlarımızı zorlama pahasına kamu çalışanları lehine bir fedakarlıkta bulunarak tüm memurlarımızın ek göstergelerinde 600 puanlık bir yükseltmeye gitmeyi kararlaştırdık. Ülkemizdeki 5,3 milyon kamu görevlimizin tamamı önümüzdeki yıl başından itibaren bu düzenlemeden yararlanacaktır. 1. dereceye gelmiş olma şartıyla söz verdiğimiz tüm meslek gruplarındaki hak sahipleri hemen 3600 ek göstergeye yükseltilecektir. Bunun yanında, genel müdür yardımcılarının ek göstergeleri 4400'e, şube ve ilçe müdürlerinin ek göstergeleri de 3000'e çıkartılacaktır. Ek gösterge düzenlemesi memurlarımızın emekli ikramiye ve maaşlarında ciddi kazanımlar getiriyor. Ek göstergesi 3600'e çıkan 30 yıllık hizmeti bulunan bir memurun emekli maaşı 1234-1391 TL arasında, emekli ikramiyesi ise 44 500 - 50 150 lira arasında artacaktır.

Son dakika haberinin ayrıntıları hazırlanıyor...

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gunestv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.