Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, "Cesaretiniz varsa Trump’a laf söyleyin. Ömer Çelik kime laf söylüyor? Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’e laf söylüyor. Sanki darbeyi Özgür Özel yapmış gibi konuşuyor. Sanki Venezuela’daki demokrasi dışı yönetimi Özgür Özel alıp Amerika’ya kaçırmış gibi, sanki Manisa’ya kaçırmış gibi bir dil kullanıyor" dedi.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın partisinin Malatya İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısına CHP Malatya İl Başkanı Barış Yıldız, Battalgazi ve Yeşilyurt ilçe başkanları ile Arguvan Belediye Başkanı Ersoy Eren, Hekimhan Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım, Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu, Doğanşehir Belediye Başkanı Mehmet Bayrak ve çok sayıda partili katıldı. Basın açıklamasının ardından toplantı basına kapalı devam etti.

Ağbaba, şunları kaydetti:

"Malatya, 81 il içinde en çok konuşulan il"

"Yoğun bir bütçe döneminde hem Türkiye’nin sorunlarını konuştuk hem Malatya’nın sorunlarını konuştuk. Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırmaya göre, 81 il içerisinde en çok konuşulan il Malatya oldu. Onu da maalesef sadece benim konuştuğumu söyleyebilirim. 81 il içerisinde en çok konuşulan, en çok sorunları gündeme gelen ilin Malatya olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz, yaklaşık üç yıl önce büyük bir deprem yaşandı. Yaklaşık bir ay sonra 6 Şubat’ın yıl dönümü olacak. Türkiye, 11 ilde büyük bir depremle sarsılmıştı. Bu depremden en çok zarar gören illerin başında Malatya geliyordu.

“Malatya’da deprem yokmuş gibi davranıldı”

Malatya’da maalesef kenti yöneten siyasetçilerin gündeme getirmemeye, üstünü kapatmaya, gizlemeye çalıştıkları bir tablo vardı. Sanki Malatya’da deprem hiç yaşanmamış, sanki Malatya depremden hiç hasar görmemiş gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Maalesef süreci o dönemki yöneticiler, siyasetçiler iyi yönetememişti. Ama Malatya’nın depremden sonra ne hale geldiğini, yaşadığı tüm sorunları Türkiye’nin gündemine taşıdık ve bu yöndeki çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bundan sonra kentin yaraları sarılsın diye uğraşmaya devam edeceğiz.

“Konteynerler, kapalı dükkânlar, süren mağduriyet”

Hâlâ konteynerlerde yaşayan insanlar var. Hâlâ esnaf dükkânına, iş yerine kavuşabilmiş değil. Bir taraftan Türkiye’ye çeşitli masallar anlatılıyor. Deprem bölgesini görmeyen, bilmeyen insanlar buna inanabilir. Ama burada yaşayanlar, deprem bölgesinde yaşayanlar; Malatya’dan Adıyaman’a, Hatay’dan Maraş’a kadar herkes gerçeğin ne olduğunu biliyor. Ancak televizyonlarda, iktidara yakın kanallarda Malatya ile ilgili sanki bütün sorunlar bitmiş, bütün dertler çözülmüş gibi bir pembe tablo çiziliyor ve bu tablo Türkiye’ye sunuluyor.

“Trump konuşulmuyor, Özgür Özel hedef alınıyor”

Özgür Özel Beykoz’dan Seslendi: Emekliye Harçlık Değil, İnsanca Maaş Verilene Kadar Meclis’ten Çıkmayacağız
Özgür Özel Beykoz’dan Seslendi: Emekliye Harçlık Değil, İnsanca Maaş Verilene Kadar Meclis’ten Çıkmayacağız
İçeriği Görüntüle

Biliyorsunuz dün dünya önemli bir olayla uyandı. Yeni bir düzene, demokrasiyi dışlayan yeni bir anlayışla Türkiye karşı karşıya bırakıldı. Maduro konusunda Erdoğan’ın neler söylediğini hepimiz biliyoruz. Bugün ortaya çıktı ki Trump, 23 Aralık’ta Maduro’ya Türkiye’ye gitmesini teklif etmiş. Çünkü biliyorsunuz Erdoğan, Maduro’ya 'kardeşim' diye hitap eden bir isim.

Bugün AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten bir açıklama geldi. Darbeyi yapan Trump, Amerika Birleşik Devletleri. Uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler sözleşmeleri askıya alınmış durumda. Ama Ömer Çelik kime laf söylüyor? Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’e laf söylüyor. Sanki darbeyi Özgür Özel yapmış gibi konuşuyor. Sanki Venezuela’daki demokrasi dışı yönetimi Özgür Özel alıp Amerika’ya kaçırmış gibi, sanki Manisa’ya kaçırmış gibi bir dil kullanıyor.

“Cesaretiniz varsa Trump’a laf söyleyin”

Buradan Ömer Çelik’e ve AK Partililere sesleniyorum: Yüreğiniz varsa, cesaretiniz varsa, bu darbeyi yapan Trump’a laf söyleyin. Trump’a laf söylemiyorlar. Peki kime laf söylüyorlar? Açıklamanın neredeyse tamamı Özgür Özel hakkında. Uzun bir açıklama yapmış; Özgür Özel’le başlayıp Özgür Özel’le bitirmiş.

Kardeşim, cesaretiniz yetiyorsa, gücünüz yetiyorsa, biraz yüreğiniz, biraz onurunuz varsa Trump’a laf söyleyin. İsrail’in Gazze’ye yaptığı katliamı biliyorsunuz. Orada Trump’a laf söylemiyorlar. Çünkü Trump, Netanyahu’nun sahibi konumunda. Netanyahu, Trump’tan izinsiz adım atamaz, katliam yapamaz. Ama bu konuda Türkiye’nin ikiyüzlü bir siyaset izlediğini açıkça söylemek istiyorum.

“Tayfun Kahraman için düşman hukuku uygulanıyor”

Yakın zamanda MS atağı geçiren Gezi hükümlüsü Tayfun Kahraman hakkında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği yeniden yargılama ve infazın durdurulması kararına uymayan 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi, benzer şekilde bir başka kişiyle ilgili olumlu bir karar veriyor. Tayfun Kahraman olunca maalesef bir düşman hukukuyla karşı karşıyayız. Böyle bir vicdansızlık, böyle bir ahlaksızlık, böyle bir adaletsizlik Türkiye tarihinde görülmemiştir. Tayfun Kahraman’ın ve Gezi hükümlülerinin derhal serbest bırakılmasını ifade etmek istiyoruz.

"Katil sürüsü"

Yalova’da herkesin bildiği, milletvekillerimizin defalarca önerge verdiği, gazetecilerin yazdığı bir IŞİD örgütlenmesini Türkiye izlemekle yetindi. Bunun sonucunda üç polisimiz şehit oldu. Maalesef IŞİD, dünyada olmadığı kadar Türkiye’de elini kolunu sallayarak örgütlenmeye devam ediyor. Bu katil sürüsü, bu barbar sürüsü; biliyorsunuz 10 Ekim katliamını da, Reina katliamını da gerçekleştiren, Atatürk Havalimanı’na saldıran bir katil sürüsüdür.

Ve bu katil sürüsünü de maalesef Türkiye Cumhuriyeti izlemeye devam ediyor. Türkiye, bir taraftan kendi yurttaşlarını terör örgütü suçlamasıyla cezaevine atarken, IŞİD katillerini korumaya devam ediyor.

“Suç örgütleri cirit atıyor”

Türkiye adeta suçluların cirit attığı, suç örgütlerinin hâkim olduğu bir manzarayla karşı karşıya. Bir taraftan çeteler, diğer taraftan uyuşturucu çeteleri Türkiye’de cirit atıyor, iktidar da bunları izlemeye devam ediyor. Bakın, ülke öyle bir duruma gelmiş ki suç endeksinde 193 ülke arasında 10'uncu sıradayız. Basın özgürlüğü konusunda 180 ülke arasında 159'uncu sıradayız. Adalet Bakanlığına, hükümete güven kalmamış. Bakın, size bir örnek vereceğim. Suç örgütü lideri diye tabir edilen Sedat Peker, güven endeksinde adaletten daha yüksek çıkıyor.

Yeni doğan her çocuk faiziyle birlikte 278 bin lira borçla doğuyor

Faiziyle birlikte her çocuğumuz doğduğunda 278 bin TL borçla dünyaya geliyor. Asgari ücretli bir yılda anormal şekilde gelir kaybına uğradı. Emekliler artık otogarlarda yatıyor. Şanslı olan, biraz parasını alabilen insanlar otellerde kalabiliyor; diğerleri otogarlarda yatmaya devam ediyor.

“Bütçe siyasi bir tercihtir”

Dediler ki kişi başı millî gelir 17 bin 748 dolar. Bu aylık yaklaşık 63 bin lira ediyor. Dört kişilik bir ailenin cebine ayda 252 bin lira giriyor deniliyor. Bu rakama Malatya’da inanan bir kişi var mı? 17 bin 748 dolara inanan var mı? Hangi eve giriyor bu para? Bir yalan rakamla Türkiye’yi uyutmaya devam ediyorlar. 14-15 yaşında, fabrikalarda yanarak hayatını kaybeden çocuklar var. Sigortasız çalıştırılan çocuklar var. Hayatın gerçeği bambaşka.

Bakın, birçok insan, toplumun neredeyse yarısından fazlası, eti ne zaman görüyor biliyor musunuz? Bir hayırsever kurban keserse ya da Kurban Bayramı’nda evine et girerse. Çocuğuna mont alamayan, ayakkabı alamayan asgari ücretliler var. Her 100 çocuktan 72'sinin ikinci ayakkabısı yok arkadaşlar. Her 100 çocuktan 77'si meyve ve sebze yemiyor. Her 100 çocuktan 63'ü eti ve tavuğu göremiyor. Her 100 çocuktan 76'sı yaşına uygun kitap alamıyor. Her 100 çocuktan 67'sinin ders çalışacak özel bir alanı yok.

“Şu an asgari ücret, temel ücret hâline gelmiş durumda”

Neredeyse maaş alanların yüzde 52’si, yani yarıya yakını asgari ücret seviyesinde maaş alıyor. Bu da yaklaşık 30–40 milyonluk bir nüfus demektir. Yani nüfusun yarısından fazlası asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Türk-İş’in hesabına göre dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması 30 bin 143 lira, yoksulluk sınırı ise 98 bin lira. Anne ve baba ikisi de çalışsa bile aile yoksulluk sınırının altında kalıyor.

5 Ocak’ta Aralık enflasyonu açıklanacak. Emeklinin, memurun alacağı zam belli olacak. Tahminen yüzde 1,1 seviyesinde bir enflasyon açıklayacaklarını düşünüyoruz. Emekliler nasıl kira ödeyecek? Örneğin Malatya’da bir ev kirası ne kadar? 20, 25 bin değil mi? Kerpiç evler bile 18, 20 bin değil mi? Bir emekli nasıl yaşayacak arkadaşlar? Böyle olursa yıllık enflasyon yüzde 31 olacak. Eğer beklenen düzeyde enflasyon açıklanırsa, yarın işçi emeklisine yüzde 12,3, memur emeklisine yüzde 18 zam yapılacak.

"PTT Başmüdürlüğü taşınacak, kimseden tıs yok”

Malatya’da PTT Başmüdürlüğü’nün taşınması gündemde ama kimseden tıs çıkmıyor. Buradan çağrı yapıyorum milletvekillerine, beş milletvekiline sesleniyorum: Gelin, birlikte hep beraber el ele, kol kola verelim. Yiğitlerse götürsünler bakalım. Ben hazırım. Gaziantep’e götürüyorlar. PTT Başmüdürlüğü’nün gitmesi demek; araçların gitmesi demek, çalışanların gitmesi demek, memurun gitmesi demek. Ama çıt çıkmıyor, tıs çıkmıyor.

Buradan sesleniyorum: Sivil toplum örgütlerine, sendikalara. Kalk ayağa kardeşim, kalk ayağa. Buradan Malatya’ya çağrı yapıyorum. Bakın, Meteoroloji Bölge Müdürlüğü gitti, devletin birçok bölge müdürlüğü gitti, Malatya’dan çıt çıkmadı. Sen suskun olduğun sürece Malatyam daha çok dayak yiyor.”

Kaynak: ANKA